Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm hocam. Namazla ilgili durumumdan o kadar çok rahatsız oluyorum ki... Hem ibadetimin kabul olmayacağından hem de ibadet ederken günah kazanmaktan korkuyorum. İbadetlerimizden biri olan namazımızı kılarken aklıma o an kötü düşünceler kötü olaylar gibi buna benzer düşünceler geliyor. Ben bu durumdan çok rahatsızım. Bu durumu atlatmak istiyorum ve güzel şeyler düşünmek istiyorum namazda, tavsiyeleriniz ve fikirlerinizden faydalanmak isterim.
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. İman hususunda vesvese etmenize gerek yoktur. Herkesin aklında şöyle veya böyle bu sorular gelir gider. İmanın gereğidir bu. İman, bir kenara gizlenip kalmaz, sürekli hareket eder. Bu hareketlilik de bunu gerektirir. Takılıp kalmayın, imanınızı yükseltmeye devam edin.
Aleykümselam. Böyle düşünceler yoğunlaşsa bile bunu imanınızla ilgili görmeyin. Bir şey yokmuş gibi devam edin ibadetlerinize. Bunların zihninize gelmesinden daha tehlikeli olan sizin bunlarla meşgul olmanızdır.
Selamunaleyküm. Bunu bir rahatsızlık olarak görmeniz gerekiyor. Kesinlikle tıbben gereken tedaviyi sonuna kadar takip etmelisiniz. Namaza gelince de eksik veya fazla olduğuna bakmadan namazı tamam kabul edeceksiniz. Namaz açısından endişe etmeyin. Bu bir rahatsızlık olduğu için öyle bir hatadan dolayı vebale de girmezsiniz, namazınız da eksik olmaz biiznillah. Geçmiş olsun.
Aleykümselam. Bu normaldir. Her mü'min böyle badireler yaşar. Gelgit olur ama mü'min yıkılmaz. Şeytan, bu durumları kendine müşteri çekmek için kullanır. İbadeti ve namazı kalbimizin nabzı gibi kabul edin. Koşarken yükselir, oturunca azalır ama hayat devam eder. Yılmayın, yıkılmayın, devam edin. Dua edin. Çevreni toparlamaya çalışın.
Aleykümselam. Bu bir imtihandır, kimi direk haramlarla imtihan edilir kimi de ibadetlere tamamen uzak kalmasıyla. Siz de gel gitler yaşayarak bu imtihana uğramışsınız. Yapacağınız şey, yılmamaktır. Şeytan seni, 'ben ibadet edemem' demeye inandırmak isteyecektir. Sen de 'bin kere yıkılsam da bin bir kere kalkarım' demeye hazır olmanız gerekir. Hayat böyledir.
Aleykümselam. İlaç kullandığınız için ve gerekli tedbirleri aldığınız hâlde namaza kalkamıyorsanız Allah'ın affını temenni ediniz. İlk fırsatta kalkmaya azimli olunuz.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Aleykümselam. Evlenmek onca önemine binaen hayatımızın olmazsa olmazı değildir. Kimin ne zaman ve kiminle evleneceği bizim için meçhuldür. Buna göre siz ölümcül bir hastalığa yakalanmış biri gibi değilsiniz. Bir başka mesele de evlenmiş olmak huzurun teminatı da değildir. Evli olduğu hâlde bekarlara imrenen ve boşanmak için her şeyi feda edenleri de düşünmek gerekir. Neyin kime hayır olduğunu bilemeyiz. Mevcut durumu en iyi şekilde yaşamak için gayret edelim. Yarın iyi bir evlilik günü olabilir. Evlenmemiş olmak en iyi hâlimiz olabilir. Allah'a emanet olun.
Aleykümselam. Bu durum, bir psikoloğa gitmenizi de gerektiriyor. Muhakkak gidin, onun önerisini de yerine getirin. Fıkıh ve namaz açısından bir sorun yoktur. Bir şey yokmuş gibi namaza devam edin. Kendinizi cemaatten de alıkoymayın. Devam edin. Çok geçmiş olsun. Allah teala afiyetinizi iade etsin.
Aleykümselam. İbadetler, şahısların kanaatlerine göre ayarlanabilen görevlerimiz değildir. Nasıl emredildi ise o şekilde yerine getirilmesi gerekmektedir. Akıl ve mantıkla ibadet yapılamaz. Beş vakit, namaz ibadetinin yerine getirilmesi için kerahetli vakittir. Bu konu ile ilgili hüküm de birden fazla sahih hadisle sabittir. Fukahanın içtihadı ile değil özellikle hadisle sabit olduğunu bilmemiz gerekmektedir. Bu vakitler şunlardır: - Sabah namazı kılındıktan sonra güneşin doğmasına kadar olan boş vakit. - Güneş doğduktan sonra yaklaşık kırk dakika geçene kadar. - Öğlen ezanı vaktinden önceki kırk dakika. - İkindi namazı kılındıktan sonra akşam vaktine kadar nafile namaz. - Güneşin batmasına kırk dakika kalana kadar olan süre. Burada Şafii mezhebine istinat edildiği için karıştırıldığı zannettiğimiz husus şudur: Şafii uleması nezdinde Mekke'de Harem-i Şerif'de kerahet vakti yoktur. Bir de Cuma namazı öncesinde kerahet vakti yoktur.
Aleykümselam. Kesen kasabın hakkında aranan ana şart mü'min olmaktır. Günahkâr olmak kestiğinin yenmesine mani değildir. Günahkâr olmakla kâfir olmak arasındaki farkı biliyorsanız mesele yok demektir. Bunu bilmiyorsanız şöyle bir ölçü kullanabilirsiniz: Hiçbir hata, dinden çıkaran hata değildir. Günahın büyüklüğü veya küçüklüğü dinden çıkarmaz. Allah'a imandaki eksiklik dinden çıkarır. Günahlar, imanda sorun yoksa dinden çıkarmadığı için öyle birinin kestiği de yenebilir.
Aleykümselam. Bu durumun nikâhınızın sıhhatine bir zararı yoktur. Nikâhınız tamdır. Allah Teâlâ huzurunuzu daim kılsın. Sizi ve eşinizi fitnelerden, fesattan muhafaza buyursun.
Mesele takvimin miladî veya hicrî olmasından değildir. Hilalin izlenerek veya izlenmeden oruca başlanması ile bir mesele oluşmaktadır. Bu da üzerimizde otorite Kur'an sistemin dinimizin inceliklerine riayet etmesi ya da yok saymasının sonuçlarından biridir. Orucumuz ve haccımız açısından bizim gibi fertlerin endişe edilecek bir durumu yoktur inşaallah.