Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm hocam. İmam nikahımı eşimin dedesi kıydı. Nikahtan hemen önce eşime ben mehir olarak ne istediğimi söyledim, o da kabul etti. Ama mehrin ne olduğunu kimse bilmedi. Dedesi nikahımızı kıyarken benim mehir olarak ne istediğimi sormadan "sizin aranızda belirlediğiniz mehir.." gibi bir cümle kurup geçti.Bana ne istediğimi sormadı, eşim de şahitlerin önünde bunu kabul ettiğini söylemedi. Nikah esnasında ne mehir istediğimi sorması gerekmez miydi? Ne istediğimi sadece eşim ve ben biliyorum. Bu mehir geçerli olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Nikâh kıyıldıktan sonra mehir de konuşulup bitmiş demektir, mehri değiştirmek söz konusu olmaz ama elinizdeki altını verip başka bir şey alıyor gibi eşinizle anlaşabilirsiniz.
Selamünaleyküm. Resmi nikâhı en azından aradaki haramlığı kaldıracak kadar geçerli kabul edebiliriz. Bu resmi nikâhtaki sıkıntıları benimsememiz anlamına da gelmez.
Selamünaleyküm. Sizin yaptığınız bir hibedir yani mehrinizi ona hibe ettiniz. Bu da sizin hakkınızdır. Artık mehir kalmamıştır. Size bir şey vermesi gerekmez. Allah'a emanet olunuz.
Aleykümselam. Bir memur olarak bu tür kararları verirken daha dikkatli olun. O kişi sizi resmen sıkıştırabilirdi. Daha narin ifadeler kullanın. Mesela 'böyle bir nikâh ortamında hiç bulunmadım' gibi bir ifade kullanın. Netice olarak, az bile yapmışsınız. Allah razı olsun.
Aleykümselam. Kadının eşi üzerindeki hakkı mehir ve günlük nafakadır. Bunun dışındaki haklar bizim fıkhımızda yoktur. Herkesin mevcut teamülü kabullenmesi ise özel bir durumdur. Namazı inkâr etmedikçe kılmamanın nikâha bir zararı yoktur.
Aleykümselam. Siz mehir olarak talep ettiğiniz miktar olan umre fiyatını alacak olarak eşinizden alın. Umre konusunu da ne zaman nasip olursa o zaman yapmak üzere erteleyin. Bunu bir aile için sorun durumuna getirmeniz doğru olmaz. Aile içi huzurunuz umreden önemlidir!
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Aleykümselam. Anlaşılan siz, babanızdan kalan malı kardeşler olarak yiyip tükettiniz. Yapmanız gereken onu herkesin payına göre taksim etmekti. Yapmamanız hata olmuş. Kardeşler olarak bu durumu kendi aranızda helalleşip kapatabilirseniz mesele kalmaz. Yalnız baliğ reşid olmayan kardeşinizin helallik vermesi mümkün değildir. Şöyle yapabilirsiniz: Size kalan malları kâğıt üzerinde herkesin hakkını alacağı şekilde bölüşün. Kardeşinizin hakkı belli olsun. O hakkı onun namına bir kenara koyun. Reşid olunca yani on sekiz yaşını doldurunca onu kendisine verin. Bu arada o mal sizde emanette kalmış olur. Kardeşiniz o zaman hakkını size helal etmesi durumunda ise mal size iade edilmiş olabilir. Devletin kardeşinize tahsis ettiği maaş ise onundur. Reşid olmadan o maaşı sizin veya başka birisinin alması, ondan harcaması caiz olmaz. Ona ait giderlere kullanılmalıdır. Ya da onun adına bekletilmelidir.
Aleykümselam. İbadetler, şahısların kanaatlerine göre ayarlanabilen görevlerimiz değildir. Nasıl emredildi ise o şekilde yerine getirilmesi gerekmektedir. Akıl ve mantıkla ibadet yapılamaz. Beş vakit, namaz ibadetinin yerine getirilmesi için kerahetli vakittir. Bu konu ile ilgili hüküm de birden fazla sahih hadisle sabittir. Fukahanın içtihadı ile değil özellikle hadisle sabit olduğunu bilmemiz gerekmektedir. Bu vakitler şunlardır: - Sabah namazı kılındıktan sonra güneşin doğmasına kadar olan boş vakit. - Güneş doğduktan sonra yaklaşık kırk dakika geçene kadar. - Öğlen ezanı vaktinden önceki kırk dakika. - İkindi namazı kılındıktan sonra akşam vaktine kadar nafile namaz. - Güneşin batmasına kırk dakika kalana kadar olan süre. Burada Şafii mezhebine istinat edildiği için karıştırıldığı zannettiğimiz husus şudur: Şafii uleması nezdinde Mekke'de Harem-i Şerif'de kerahet vakti yoktur. Bir de Cuma namazı öncesinde kerahet vakti yoktur.
Aleykümselam. Bu hususta elimizde tatmin edici bilgi yok ama zihin bulandırıcı dedikodu çoktur. Müslümanlarla savaş durumunda olan ülkelerin ve şirketlerin mallarını kullanmak caiz olmaz. Ancak zaruret söz konusu olursa kullanmak caiz olur. Kati bilgimiz olmayan konuları ise şüpheli konular olarak görmeliyiz. Şüphe ise mümkün olduğu kadar kaçınmak, kaçınmak mümkün değilse bir tür kabullenmek demektir. Allah yardımcımız olsun.
Aleykümselam. Evlenmek onca önemine binaen hayatımızın olmazsa olmazı değildir. Kimin ne zaman ve kiminle evleneceği bizim için meçhuldür. Buna göre siz ölümcül bir hastalığa yakalanmış biri gibi değilsiniz. Bir başka mesele de evlenmiş olmak huzurun teminatı da değildir. Evli olduğu hâlde bekarlara imrenen ve boşanmak için her şeyi feda edenleri de düşünmek gerekir. Neyin kime hayır olduğunu bilemeyiz. Mevcut durumu en iyi şekilde yaşamak için gayret edelim. Yarın iyi bir evlilik günü olabilir. Evlenmemiş olmak en iyi hâlimiz olabilir. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Bir yerin vakıf yeri olup olmadığı belge ile sabit olur. Tahmin üzerinden olmaz. Mezarlık iken boşaltılıp arsa durumuna getirilmesi de belge ile olmalıdır. Mesela bir dönümlük arzının bir köşesinde üç beş mezar yeri vardı da o mezarlar bir kenara toplanıp gerisine inşaat yapıldı ise ‘mezar yerine ev yapıldı’ denemez. Öyle veya böyle kalbinizi huzursuz eden bir işi yapmayın. Yıllar sonra bile işinizdeki bir aksaklığı oraya bağlar kendinizi huzursuz edersiniz.
Aleykümselam. Bu geçicidir. İlgilenmez ve namazınıza devam ederseniz bir zaman sonra geçer. Bunu gündem yapar, üzerine üzerine giderseniz bir hastalık olarak kalabilir. Herkesin buna benzer sorunları olabilir. İlgilenmeyin ve namaza devam edin. Geçtiğini göreceksiniz biiznillah.