Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm hocam. Biz 2 senelik evliyiz ve imam nikahımızda mehir olarak umre istemiştim. (Hac İslam’ın 5 şartından biri olduğu için olmuyormuş) Umreye gidebilmeyi çok fazla istiyorum. Eşim de ben de çalışıyoruz, maddi olarak gidememe durumu yok. Henüz çocuğumuz da yok. Fakat eşim anne babalarımız gitmeden gitmek olmaz diyor. Onun anne babası ve benim anne babamı da umreye götürmemiz maddi açıdan imkansız bizim için. Kardeşler katkıda bulunsun hep beraber anne babalarla gidelim diyorum. Herkesin durumu kötü, yardım edemezler diyor. Biz gidelim o zaman, bu şekilde hiç gidemeyiz yoksa diyorum, kabul etmiyor, ne yapabilirim?
Cevap
Benzer fetvalar
Bunun için belirli bir rakam yoktur. Eşinizle aynı hayatı yaşayacağınıza göre onun zorlanacağı bir şey sizin de zorlanmanız olacaktır. Mehir ise dinimizin bir emridir. Ortalama bir şey isteyebilirsiniz. Mesela yirmi gram altın veya benzeri bir şey ile başlayabilirsiniz. Bu hususta pazarlık yapmanız da caizdir. Peşin almanız gerekmez. Aranızda neye ittifak ederseniz o geçerlidir. Allah mübarek etsin.
Aleykümselam. Bu durumun nikâhınızın sıhhatine bir zararı yoktur. Nikâhınız tamdır. Allah Teâlâ huzurunuzu daim kılsın. Sizi ve eşinizi fitnelerden, fesattan muhafaza buyursun.
Böyle bir gitmeme fırsat kaçırma değildir, emre itaat etmektir. Gitmeyin, umreyi gerekiyorsa değerlendirin. Allah Teâlâ kabul buyursun.
Aleykümselam. Habersiz nikâh olmaz. Kendinle oynatma, kimse ile oynama.
Aleykümselam. Bir kadının, babasından düşen malı istemesinde hiçbir sakınca yoktur. Kur'an'ın ona verdiği hakkı istesin. Annesinin bu hususta diretmeye de hakkı yoktur. Annesine başka bir kabalık yapmadan hakkını talep etsin.
Aleykümselam.Sizin babanızın kazancı hakkında yüzde yüz haramdandır diye bir kesin bilginiz olmadığına göre babanızın desteğini almanızda sakınca yoktur.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Aleykümselam. Nikâhlı eşlerin uzun veya kısa süre ayrı ya da uzakta kalmaları nikâh açısından sakıncalı olmaz. Bu sürenin uzunluğu veya kısalığı da önemli değildir. Ancak böyle bir durumun Anadolu deyimiyle 'pamuk ipliği ile bağlı' bir evlilik oluşturacağını da unutmamalısınız.
Bulduğunuz şeyi oraya en yakın bir resmi makama mesela karakola teslim etmeli idiniz.
Selamünaleyküm. Yetim olmak, zekât almak için yeterli değildir. Yetim ve fakir ise zekât alabilir. Zekâtınız o kız için fakirlik şartı da uyuyorsa verilebilir. Kardeşinize de zekât verebilirsiniz. Onun annenize harcamış olmasında sakınca yoktur. Sizin zekâtınızın onun eline geçmesinden sonra onun elinde iken zekât niteliği de bitmiş olmaktadır. Allah’a emanet olunuz.
Aleykümselam. Girer dememize mani durumlar var ama girmez demek de zordur. Duruma göre ve kişinin niyetine göre bir sonuca ulaşılabilir bu konuda.
Selamünaleyküm. Siz ne diyorsunuz; namaz keyif almak için midir? Namaz ibadettir, emredildiği gibi yapılır. Daha ötesi oyundur. İbadetle de oynanmaz.
Aleykümselam. Yola çıkacak birisi, yola çıkmadan önce orucunu bozamaz, bozarsa keffaret gerekir. Yarın yola çıkacağım diye hiç niyet etmese ve nasıl olsa yolcuyum diyerek yese içse keffaret gerekmez ama uygun olmayanı yapmış olur. Bu durumda da o günü kaza etmesi yeterlidir. Yolcu için uygun olan şudur: -Yol meşakkatli bir yol değilse mevsim de uygun ise oruca devam eder. Oruç tutmamasında ise hiçbir sakınca yoktur. -Yolculuk, şehir sınırlarının bitiminde başlar. Yolculukla ilgili namazları iki rekaat kılma ve orucu bozma da o sınırlarda başlar. Evde başlaması caiz olmaz. -Geceden niyet etmemek ise uygun olmamakla beraber keffaret de gerektirmez. -Yolcu geri döndüğünde ya da kalacağı yere vardığında akşam olmamış ise onun ruhsatı da bitmiş olacağından akşama kadar yemez içmez ama o günü kaza eder. Bu durum, gittiği yerde seferi değilse veya kendi evine dönmüş ise böyledir.