Fetva Meclisi
Soru
Selamunaleyküm hocam. Allah nasip ederse evlenmeyi düşünüyorum. Bir kez usulünce görüştüğüm bir bayan var, ahlaklı namazında birisi, kendi açımdan uygun bir eş olabilir diye düşünüyorum. Görüştüğüm bu bayan öğretmenlik yapmakta, bu nedenle haliyle başka illere ilçelere tayini çıkma durumu var, bense bir esnafım, sabit bir işim var. Sorum şudur hocam, ben bu bayanla Allah nasip eder de evlenirsek memuriyetinden dolayı tayini çıksa birkaç yıl birbirimizden ayrı kalsak (bir hafta 10 gün süre ile görüşme kaydı ile) böyle bir evlilik uygun mudur, ne tavsiye edersiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Bu durumda o kişiden boşanması ile seninle nikâhlanması arasında üç aybaşı dönemi geçmiş ise (yaklaşık olarak üç ay) bir sorun yok demektir. Hayır, bu zamandan daha az bir müddet geçmiş ve seninle nikâhlanmış ise hemen bir nikâh kıyın yeniden sorun kalkar inşaallah. Mesele boşama olayından sonra geçen zamanla belirlenebilecek bir meseledir. Bu durumu da müsamaha ile unutmaya çalışın. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Bunu ailenize rağmen onların bilgisi dâhilinde yapın. Onlardan gizli olmasın. Onlar da belki akıllarını başlarına alırlar. 'Okul bitene kadar görüşün seneye evlenirsiniz' diyen aileye karşı mümin kimliğinizi bu şekilde ispat edin. Gizli işte hayır yoktur.
Selamünaleyküm. Böyle bir evliliğin dinen hiçbir sakıncası yoktur. Ne var ki bayanlar, üniversite okumayı sıratı geçmek gibi bir şey görmektedirler. Nitekim sizde de bu fark şimdiden sorun üretmeye hazır olarak beklemektedir. Evlilikler zaten pamuk ipliği ile bağlı gibi durmaktadır. Bu meseleyi etraflıca irdeleyerek evlenme kararı verin.
Gayet yanlış bir bekleme süreci yaşayacaksınız. Şu anda doğru olmayan ve evlendikten sonra da sizi üzecek olan bir süreçtir bu. Yıllarca söz/nişan süreci hiç doğru değil. Uyduruk yani işlevsiz bir nikâhı da ne gerçekleştirebilirsiniz ne de doğru olur. Bu hesabı yeniden yapmanızı tavsiye ederiz size.
Selamünaleyküm. 1- Namaz kılma durumu bilinen birinin bazen kılmaması asla kâfir olmasını gerektirmez. 2- Kız ve erkek, nikâhsız olarak halvet durumunda yani yalnız ve baş başa kalırlarsa bu haramdır. Bunun dışındaki görüşmeleri bir iki kere olabilir bu da evliliğin kararlaştırılması içindir arkadaşlık gibi nedenlerle olması durumunda ailelerin bilmesi bir anlam ifade etmez. 3- Selefi gruplara Mü'min kardeşlerimiz diye bakarız, başka nasıl bakacağız ki?
Aleykümselam. Evlilik fıtrî bir ihtiyaçtır. Kim ne zaman ne kadar ihtiyaç hissederse o zaman evlenir. Bu ihtiyacın hissedilmesi ise haramın bedene tesiri ile anlaşılır. Allah'ın göz, el, dil haramlarına karşı ne durumda olduğunuza bakarak karar verin. Gözünüz, güvende ise, zina size uzak bir ihtimal ise evlenmeyebilirsiniz.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Yetim olmak, zekât almak için yeterli değildir. Yetim ve fakir ise zekât alabilir. Zekâtınız o kız için fakirlik şartı da uyuyorsa verilebilir. Kardeşinize de zekât verebilirsiniz. Onun annenize harcamış olmasında sakınca yoktur. Sizin zekâtınızın onun eline geçmesinden sonra onun elinde iken zekât niteliği de bitmiş olmaktadır. Allah’a emanet olunuz.
Aleykümselam. Siz mehir olarak talep ettiğiniz miktar olan umre fiyatını alacak olarak eşinizden alın. Umre konusunu da ne zaman nasip olursa o zaman yapmak üzere erteleyin. Bunu bir aile için sorun durumuna getirmeniz doğru olmaz. Aile içi huzurunuz umreden önemlidir!
Selamünaleyküm. Siz ne diyorsunuz; namaz keyif almak için midir? Namaz ibadettir, emredildiği gibi yapılır. Daha ötesi oyundur. İbadetle de oynanmaz.
Aleykümselam. Yola çıkacak birisi, yola çıkmadan önce orucunu bozamaz, bozarsa keffaret gerekir. Yarın yola çıkacağım diye hiç niyet etmese ve nasıl olsa yolcuyum diyerek yese içse keffaret gerekmez ama uygun olmayanı yapmış olur. Bu durumda da o günü kaza etmesi yeterlidir. Yolcu için uygun olan şudur: -Yol meşakkatli bir yol değilse mevsim de uygun ise oruca devam eder. Oruç tutmamasında ise hiçbir sakınca yoktur. -Yolculuk, şehir sınırlarının bitiminde başlar. Yolculukla ilgili namazları iki rekaat kılma ve orucu bozma da o sınırlarda başlar. Evde başlaması caiz olmaz. -Geceden niyet etmemek ise uygun olmamakla beraber keffaret de gerektirmez. -Yolcu geri döndüğünde ya da kalacağı yere vardığında akşam olmamış ise onun ruhsatı da bitmiş olacağından akşama kadar yemez içmez ama o günü kaza eder. Bu durum, gittiği yerde seferi değilse veya kendi evine dönmüş ise böyledir.
Aleykümselam. İbadetlerden her biri, mü'min olarak öldüğünü bildiklerimiz için eda edilip sevaplarından istifade etmeleri umulabilir. Genel olarak ulemanın görüşü bu şekildedir. Burada dikkat edilmesi gereken hususlar ise şöyledir: - Mü'min olarak ölen birine arkadan gönderilecek hasenatın faydası olur. - Bu gönderme bir ticarete dönüştüğünde hiçbir değer taşımaz. Zira ibadetler Allah için yapıldığında değerlidirler. Allah için yapılan işte de ticaret olmaz. - Bu bir umuttur. Umut ise kati değildir. Kati olan şeyleri yapmak daha evladır. Mesela ölmüş insanın evladının iyilik olarak yaptığı şeyler daha değerlidir. - Kur'an'da bir ibadet olarak, ölmüş mü'min için okunduğunda elbette sevap kaynağıdır. Ne kadar ticaret, ne kadar gösteriş, ne kadar adet ve ne kadar da ihlaslı bir ibadet olarak yapıldığı ise ancak Allah Teâlâ'nın bilebileceği bir iştir. Evde, mezarda, camide farkı yoktur. İhlaslı veya ihlassız farkı olabilir.
Aleykümselam. Müzikle alakalı olarak, dinimizi bugüne kadar bize taşımış olan âlimlerin sözü o şekildedir. Biz de onu naklettik. Sözünü ettiğiniz kişilerin veya başkalarının yaptığının çokluğu, yoğunluğu hükmün gevşemesini gerektirmez. Herkes kendine göre bir yön çizecek olursa din elimizden gider. Evet zaruret denebilecek durumlar yok değildir ama bu zaruret herkesin imanı ile alakalı bir durumdur. Ne, ne kadar zorunluluktur veya değildir bunu kişinin imanı belirler. Allah yardımcımız olsun.