Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm hocam. Ben bir soruya karşılık olarak verdiğiniz cevap yazısında "zilsiz def hariç diğer müziklere caiz diyemeyiz" şeklinde bir cümlenize rast gelmiştim. Bu fetvanızın mantığını öğrenmek istiyorum, çünkü müzik günlük hayatta çokça karşılaştığımız bir kavram ve ben de Sami Yusuf, Maher Zain, Zejd Soto gibi sanatçıları çokça dinliyorum. Bu konudaki aklımdaki karmaşıklıkları netleştirirseniz sevinirim hocam.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Allah sizden razı olsun. Tespitiniz doğrudur; müziğin caiz olmadığını söyleyen videonun başına da bir müzik konuyor. Gerekçesi ne olursa olsun bu hatadır. Allah affetsin. Arkadaşların bize izahı, 'televizyonların yayınlaması açısından bunu zorunlu yapıyoruz' şeklindedir ama kalbimizin böyle bir uygulamaya razı olmadığını söylemeliyiz. Allah sizden razı olsun. İkazınız için teşekkür ederiz.
Selamünaleyküm. Sadece kadınların kendi aralarında izleyecekleri zilsiz def için müzik olarak caiz denebilir. Bunun dışında müziğin caizi yoktur. Direnin, Allah sizi rızasından ayırmasın. Size dualar ederiz.
Müzik hakkında pek çok hadisi şerif vardır. Bu hadislerde müzik yasaklanmaktadır. Son dönemlere ait yazan, konuşan âlimler, bu umumi yasaktan hangi türlerin istisna edilebileceğine dair görüşler belirtmişlerdir. Sizin karşınıza çıkan da budur. Netice olarak şunu söyleyebiliriz: Bir kere müzik ve türevleri ibadetteki, ihlastaki lezzete manidir. İstisnai olarak caiz olabileceği yerler olabilir. Mesela mehter için durum böyledir. Çünkü mehter cihadı teşvik unsurludur, nefsani bir boyutu yoktur. Mehtere benzeyen, sonuç olarak onunla paralellik gösteren müzik türleri de caiz olabilir. Ama esas olan Peygamber aleyhisselamın dilinden yasaklanmış bir işten tamamen uzak durmaya çalışmaktır. En küçük tavizin bile bizi sürükleyeceği yeri tahmin etmemiz gerekiyor. Allah Teala, takva ehli olma hazzını yaşamayı hepimize nasip buyursun.
Selamünaleyküm. Müzik kökten sakıncalıdır. Kime ait olursa olsun müzikle kalbimizi kirletmemeliyiz.
Selamünaleyküm. Müzik caiz değildir. Müziğin ibadet gibi kabullenilmesi ise olsa olsa bir kıyamet alameti olabilir. Adına ne denirse densin, düzeyi ne olursa olsun MÜZİĞİN HİÇ BİR ÇEŞİDİ İBADET OLARAK İCRA EDİLEMEZ! Müzik denebilecek bir şeyi ibadet maksadı ile yapmak iman açısından ağır bir tehlikedir. Müzik için denebilecek en mülayım söz, belli bir bölümünün belli maksatlarla haram olmayabileceğidir. O da ne kadar söylenebilir ne kadar söylenemez bir içtihat meselesidir, iyi araştırılması gerekir.
Aleykümselam. Çaresiz iseniz o işi yapabilirsiniz ama bir gün temiz olanını yapmaya kararlı olun. Bunu da babanıza söylemiş olun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Aleykümselam. Zekât gibi bir ibadeti, faiz gibi bir lanet sebebine alet edemeyiz.
Aleykümselam. İbadetlerden her biri, mü'min olarak öldüğünü bildiklerimiz için eda edilip sevaplarından istifade etmeleri umulabilir. Genel olarak ulemanın görüşü bu şekildedir. Burada dikkat edilmesi gereken hususlar ise şöyledir: - Mü'min olarak ölen birine arkadan gönderilecek hasenatın faydası olur. - Bu gönderme bir ticarete dönüştüğünde hiçbir değer taşımaz. Zira ibadetler Allah için yapıldığında değerlidirler. Allah için yapılan işte de ticaret olmaz. - Bu bir umuttur. Umut ise kati değildir. Kati olan şeyleri yapmak daha evladır. Mesela ölmüş insanın evladının iyilik olarak yaptığı şeyler daha değerlidir. - Kur'an'da bir ibadet olarak, ölmüş mü'min için okunduğunda elbette sevap kaynağıdır. Ne kadar ticaret, ne kadar gösteriş, ne kadar adet ve ne kadar da ihlaslı bir ibadet olarak yapıldığı ise ancak Allah Teâlâ'nın bilebileceği bir iştir. Evde, mezarda, camide farkı yoktur. İhlaslı veya ihlassız farkı olabilir.
Aleykümselam. Yola çıkacak birisi, yola çıkmadan önce orucunu bozamaz, bozarsa keffaret gerekir. Yarın yola çıkacağım diye hiç niyet etmese ve nasıl olsa yolcuyum diyerek yese içse keffaret gerekmez ama uygun olmayanı yapmış olur. Bu durumda da o günü kaza etmesi yeterlidir. Yolcu için uygun olan şudur: -Yol meşakkatli bir yol değilse mevsim de uygun ise oruca devam eder. Oruç tutmamasında ise hiçbir sakınca yoktur. -Yolculuk, şehir sınırlarının bitiminde başlar. Yolculukla ilgili namazları iki rekaat kılma ve orucu bozma da o sınırlarda başlar. Evde başlaması caiz olmaz. -Geceden niyet etmemek ise uygun olmamakla beraber keffaret de gerektirmez. -Yolcu geri döndüğünde ya da kalacağı yere vardığında akşam olmamış ise onun ruhsatı da bitmiş olacağından akşama kadar yemez içmez ama o günü kaza eder. Bu durum, gittiği yerde seferi değilse veya kendi evine dönmüş ise böyledir.
Aleykümselam. Sakal kesin Sünnet olan emirlerdendir. Fakat sakalın yasak olduğu ortamlarda sakalsız bulunmak caizdir. Böyle bir durumda sakallı olmayı istediğimizi meleklerin şahit olacağı şekilde içimizde saklarız. İlk fırsatta da sakallı oluruz. Bu aradaki sakalsız zamanımız için de Rabbimizin rahmetine sığınırız. Talebe olarak sakalsız olabilirsiniz, yeter ki yüreğinizden sakal ve Sünnet eksik olmasın.
Selamünaleyküm. Siz ne diyorsunuz; namaz keyif almak için midir? Namaz ibadettir, emredildiği gibi yapılır. Daha ötesi oyundur. İbadetle de oynanmaz.
Aleykümselam. Sözünü ettiğiniz bu durum, şeytanın taktiklerinden biridir. 'Yapma' diyemediği zamanlar, yaptığını değersizleştirmeye çalışır. Bunlara takılmayın. Doğru bildiğiniz şeyleri yapın, eksiğini ve beceremediğinizi de Allah'ın mağfiretine havale edin. Bunu bir mücadele konusu olarak görmelisiniz. Şeytan sizinle böyle mücadele ediyor, takılıp kalmayın ona. İbadetinize devam edin.