Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm hocam. Biz 6 kardeşiz, 4 erkek 2 kız. Babam vefat ettiğinde herhangi bir vasiyet bırakmadı ve maddi durumumuz çok iyiydi, evlerimiz, dükkanlarımız vardı. Babam vefat ettiğinde kız kardeşim 3 yaşındaydı, şu an ise 11 yaşında. Şimdi herhangi bir malvarlığımız kalmadı, babamın vefat ettiği zaman bıraktığı maldan kardeşimin herhangi bir hakkı söz konuşu mudur? Eğer hak söz konusu ise telafisi ne şekilde olmalıdır? Babamdan kardeşime kalan maaşını evin ihtiyaçlarına kullanıyoruz, bunun herhangi bir yükümlülüğü var mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Annenize % 12,5; kız çocuğuna % 12,5 ve erkek çocukların her birine % 25 oranında verilmelidir kalan mal. Baliğ olan çocuklar ve anneniz sizin adınıza feragat ediyorsa sizin onu almanızda sakınca olmaz. Küçük çocuğun payına düşen ise ona bırakılacak.
Babanız kırk yıl önce vefat etmiş olduğu halde niçin mirası taksim etmediniz? Burada tüm mirasçılar olarak kabahatlisiniz. Ama varislerden biri/birileri istediği halde vermediyseniz kul hakkına girdiğiniz anlamına gelir. Çünkü ortada hâlâ teslim edilmemiş hak vardır. Bu tür durumlarda doğru olan ölen kimsenin borçları ödendikten sonra hemen mallarının varisleri arasında taksim edilmesidir. Şimdi yapmanız gereken babanızın bıraktığı malları/oranı/değeri tespit etmektir. Daha sonra her hak sahibine (erkeğe iki, kıza bir hisse olmak üzere) hakkını verin. Ayrıca varislerin her birisinden helallik almak zorundasınız. Eğer varisler miktara rıza göstermezlerse anlaşabileceğiniz bir miktar üzerine sulh yapın. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Malları iki kısma ayırın: Sizin de ortak olduğunuz veya babanızın size devrettiği mallar ve babanızın sadece kendisine ait olan mallar. İkinci kısım mallar, herkese ortak bölüştürülür. Birinci kısımdakiler de sizde kalır. Babanız bu durumu yani onları size devrettiğini de sağlığında kızlara söylesin ki ardından sorun olmasın.
Selamünaleyküm. Burada iki durum var: Babanızın işçisi gibi çalıştı iseniz ve biriktirdiğinizi babanıza verdi iseniz, o da dilediği gibi tasarruf etti ise şimdi bütün malı erkek/kız kardeşler ve anneniz arasında bölüşmeniz doğru olan olur. Hayır, siz bir ortak gibi çalıştı iseniz babanızla şu andaki malda babanızın malını ortak bölüşürsünüz sizin olan sizde kalır. Genellikle Anadolu kültüründe birinci durum uygulanmaktadır. Siz kız kardeşlerinizle durumu değerlendirir ve onların hak talep etmedikleri bir yöntem bulursanız dinen bir sorun kalmaz.
Allah babanıza rahmet etsin, size sabır ve afiyet versin. Mal ve cinsellik imtihanının etrafında bu kadar kolay dolaşılabileceğini zannetmemelisiniz. Anneniz yanlış yönlendiriyor sizi. Bereketi kaybetmeyelim derken asıl bereket olan kardeşliği ve huzuru kaybedebilirsiniz. Bizim şahit olduğumuz sayısını hatırlayamadığım kadar çok olan örneklerde bu tür duygu ve temennilerin mahkeme kapılarında eridiğini biliyorum. Size tavsiyemiz şu şekildedir: - Babanızın size bıraktığı malı Şeriat’ımıza göre aranızda taksim edin. - Yaptığınız bu taksimi muhakkak devlet mahkemesi nezdinde tescil edin, sözlü olmasın. - Bu tescilden sonra babanızın işini devam ettirirken kardeşler olarak sanki yabancıymışsınız gibi ortak olmanız mümkündür. Allah yardımcınız olsun.
Babanız ölmeden elindeki malı size taksim edebilir ama bu taksim miras gibi değildir. Sizin aranızda paylaşma şeklindedir. Babanız, taksim etmeden ölürse (bize amca ve halalarınızın varlığını bildirmediğiniz için onları yok sayarak cevap veriyoruz) siz aranızda ondan kalan malı şu şekilde taksim edersiniz: Kalan malın yüzde yetmiş beşi size, Yüzde yirmi beşi de ölmüş kardeşinizin iki kızına kalır.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Aleykümselam. Bu hususta elimizde tatmin edici bilgi yok ama zihin bulandırıcı dedikodu çoktur. Müslümanlarla savaş durumunda olan ülkelerin ve şirketlerin mallarını kullanmak caiz olmaz. Ancak zaruret söz konusu olursa kullanmak caiz olur. Kati bilgimiz olmayan konuları ise şüpheli konular olarak görmeliyiz. Şüphe ise mümkün olduğu kadar kaçınmak, kaçınmak mümkün değilse bir tür kabullenmek demektir. Allah yardımcımız olsun.
Aleykümselam. Bu durumun nikâhınızın sıhhatine bir zararı yoktur. Nikâhınız tamdır. Allah Teâlâ huzurunuzu daim kılsın. Sizi ve eşinizi fitnelerden, fesattan muhafaza buyursun.
Selamünaleyküm. Bir yerin vakıf yeri olup olmadığı belge ile sabit olur. Tahmin üzerinden olmaz. Mezarlık iken boşaltılıp arsa durumuna getirilmesi de belge ile olmalıdır. Mesela bir dönümlük arzının bir köşesinde üç beş mezar yeri vardı da o mezarlar bir kenara toplanıp gerisine inşaat yapıldı ise ‘mezar yerine ev yapıldı’ denemez. Öyle veya böyle kalbinizi huzursuz eden bir işi yapmayın. Yıllar sonra bile işinizdeki bir aksaklığı oraya bağlar kendinizi huzursuz edersiniz.
Aleykümselam. İbadetler, şahısların kanaatlerine göre ayarlanabilen görevlerimiz değildir. Nasıl emredildi ise o şekilde yerine getirilmesi gerekmektedir. Akıl ve mantıkla ibadet yapılamaz. Beş vakit, namaz ibadetinin yerine getirilmesi için kerahetli vakittir. Bu konu ile ilgili hüküm de birden fazla sahih hadisle sabittir. Fukahanın içtihadı ile değil özellikle hadisle sabit olduğunu bilmemiz gerekmektedir. Bu vakitler şunlardır: - Sabah namazı kılındıktan sonra güneşin doğmasına kadar olan boş vakit. - Güneş doğduktan sonra yaklaşık kırk dakika geçene kadar. - Öğlen ezanı vaktinden önceki kırk dakika. - İkindi namazı kılındıktan sonra akşam vaktine kadar nafile namaz. - Güneşin batmasına kırk dakika kalana kadar olan süre. Burada Şafii mezhebine istinat edildiği için karıştırıldığı zannettiğimiz husus şudur: Şafii uleması nezdinde Mekke'de Harem-i Şerif'de kerahet vakti yoktur. Bir de Cuma namazı öncesinde kerahet vakti yoktur.
Aleykümselam. Fıkıh bilgisinin bilhassa yeni başlayanlar için bilen bir hoca nezaretinde olması tek yöntemdir diyebiliriz. Evet farklı arkadaşlar olarak da bir şeyler anlarsınız ama hakkıyla anlamanız için bilen birinin önünde oturmanız gerekiyor. Yine de damlaya damlaya göl olması için istikrarlı bir program izleyin bari. Programa bağlı kalınarak, not tutma yöntemi ile ve hafif de olsa anlaşılmayanı muhakkak bilene sorarak epeyi bilginiz olur biiznillah.
Aleykümselam. Evlenmek onca önemine binaen hayatımızın olmazsa olmazı değildir. Kimin ne zaman ve kiminle evleneceği bizim için meçhuldür. Buna göre siz ölümcül bir hastalığa yakalanmış biri gibi değilsiniz. Bir başka mesele de evlenmiş olmak huzurun teminatı da değildir. Evli olduğu hâlde bekarlara imrenen ve boşanmak için her şeyi feda edenleri de düşünmek gerekir. Neyin kime hayır olduğunu bilemeyiz. Mevcut durumu en iyi şekilde yaşamak için gayret edelim. Yarın iyi bir evlilik günü olabilir. Evlenmemiş olmak en iyi hâlimiz olabilir. Allah'a emanet olun.