Fetva Meclisi
Soru
Hocam biz üç erkek iki kız kardeşiz. Babamız yeni vefat etti. Babamızın çevre şartlarına göre çok iyi denebilecek iş yeri ve malı vardı. Biz kardeşler olarak babamızın öldüğünü hissettirmeden işi devam ettiriyoruz. Çok iyi de anlaşıyoruz. Annem sakın babanızın malına dokunmayın öyle devam ettirin bölüşürseniz bereketi gider diyor. Biz de annemizin sözünü dinliyoruz. Bu yaptığımızın dine ters olan bir durumu var mıdır? Siz çok teşekkür ederim.
Cevap
Benzer fetvalar
Eğer aranızda bir ittifak sağlayabilirseniz dinen bu ittifak geçerli olur. Eğer ittifak sağlayamazsanız, dinen nasıl bölüşülecekse o şekilde bölüşmeye razı olmanız gerekir. Ama anlaşılan kardeşlerden bazıları devletin kararına göre sonuç almak istiyorlar. Bu durumda sizin de yapacak bir şeyiniz yok demektir. Ama ne olursa olsun, elinizdekinin tümünü de verseniz kardeşlik bağlarınızı sakın koparmayın. Şu dünyanın bütünü bir kardeşin eli kolu kadar bile değerli değildir. Bir dağın kenarındaki yüz metre kare yere değer mi hiç? Gerekirse bütününden vazgeçin, kardeşlerinizden vazgeçmeyin. Allah'ın katındaki daha hayırlıdır, bunu iyi bilin.
Selamunaleyküm. Yasalara aykırı bir durum oluşturmadıkça size takdir edilen hakkı alabilirsiniz. Allah babanıza rahmet etsin.
Babanız ölmeden elindeki malı size taksim edebilir ama bu taksim miras gibi değildir. Sizin aranızda paylaşma şeklindedir. Babanız, taksim etmeden ölürse (bize amca ve halalarınızın varlığını bildirmediğiniz için onları yok sayarak cevap veriyoruz) siz aranızda ondan kalan malı şu şekilde taksim edersiniz: Kalan malın yüzde yetmiş beşi size, Yüzde yirmi beşi de ölmüş kardeşinizin iki kızına kalır.
Annenize bakmak erkek kardeşlerinizin görevidir. Siz sevap kazanacak bir kapı olarak görüp hizmet edeceksiniz elbette. Keşke onun elindeki paraya hiç bakmadan bu işi yapabilseniz. Eşinizden de rica edin, o da böyle düşünmeye çalışsın. Ciddi bir ihtiyacınız yoksa bırakın kadını dilediği gibi yapsın. O yaşta onu değiştiremezsiniz. O her işi doğru yaptığını düşünüyordur. Sevabınızı azaltmayın. Allah yardımcınız olsun.
Aleykümselam. Anlaşılan siz, babanızdan kalan malı kardeşler olarak yiyip tükettiniz. Yapmanız gereken onu herkesin payına göre taksim etmekti. Yapmamanız hata olmuş. Kardeşler olarak bu durumu kendi aranızda helalleşip kapatabilirseniz mesele kalmaz. Yalnız baliğ reşid olmayan kardeşinizin helallik vermesi mümkün değildir. Şöyle yapabilirsiniz: Size kalan malları kâğıt üzerinde herkesin hakkını alacağı şekilde bölüşün. Kardeşinizin hakkı belli olsun. O hakkı onun namına bir kenara koyun. Reşid olunca yani on sekiz yaşını doldurunca onu kendisine verin. Bu arada o mal sizde emanette kalmış olur. Kardeşiniz o zaman hakkını size helal etmesi durumunda ise mal size iade edilmiş olabilir. Devletin kardeşinize tahsis ettiği maaş ise onundur. Reşid olmadan o maaşı sizin veya başka birisinin alması, ondan harcaması caiz olmaz. Ona ait giderlere kullanılmalıdır. Ya da onun adına bekletilmelidir.
Haram maldan kalan mirası iki bölümde ele alabiliriz. Birincisi, birilerinden çalınmış ve sahibi belli olan bizzat haram bir maldır. Bunun sahibine verilmesi gerekir. Bu mal size intikal etmemelidir. İkincisi de, kazanma yöntemi açısından haram olan maldır. Babanızın ikinci türden olan malı size intikal ettiğinde âlimlerimizin bir bölümüne göre size helal olur. Günahı da babanızda kalır. Miras olarak o malı alabilirsiniz. Babanızın affı için dua etmeyi unutmayasınız.
baba konusundaki diğer fetvalar
Bir insanın çocukları, onun sulbünden geldikleri için onun malına varis olurlar. İyi veya kötü olmaları bu gerçeği değiştirmez. Sadece ölen Müslüman, çocukları da kâfir olursa bir mal intikali olmaz. Bunun dışında ölenin malı çocuklarına intikal eder. Size yapmış olduğu vasiyet ise iki şahidin huzurunda olmadığı için muteber değildir. Elinizdeki mal size emanettir. Şahitler veya resmi bir makam huzurunda onu varislerine devredin.
Yanlış ve yersiz düşünüyorsunuz. Babanız bir hibe vermiyor ki diğer çocuklarına da vermek durumunda olsun. Babanızın yaptığına fıkıhta CUALE denir yani ödülle teşvik yapmaktadır. Hafız olan hediyeyi hak etmiştir, ona araba değil uzay aracı bile azdır, mübarek olsun. Siz neden, onun yaptığını yapmaya yeltenmiyorsunuz da aldığını almaya yelteniyorsunuz?
Bir kere sen, babanın hizmetinde olmakla en güzel olanı yapmışsın, ne mutlu sana. Allah Teâlâ amelini kabul buyursun. Kardeşlerin de en ağır hatalardan birini yapmışlar. Allah onları mağfiret etsin. Baban ise iyi bir iş yapmadı. İnsanın ONA VARİS OLACAK BİRİNE VASİYET yazması caiz değildir. Ancak diğer varisler kabul ederlerse öyle bir vasiyet caiz olabilir. Bu sebeple siz vasiyeti yok kabul ederek mirası şeriata göre bölün. Böylece babanıza da iyilik yapmış olursunuz. Onların babaya karşı yanlış yapmaları mirastan men edilmelerini gerektiren bir durum değildir. Miras hakları nesep bağından dolayı oluşur, iyi evlat olmaktan oluşmaz.
Allah Teâlâ hepimizi razı olacağı işlere erdirsin. Kadın, Allah’ın kulu olarak erkekten farklı değildir. Fıtratının gereği farklı olduğu birkaç alan dışarıda tutulursa kul ve insan olarak kadınla erkek aynıdırlar. Temelde böyle görülmelidir konu. Ümmetimizin bütün âlimleri, sahip olma ve tasarrufta bulunmada erkekle kadının aynı olduklarına ittifak etmişlerdir. Kadını bu hususlarda farklı gören bir âlim yoktur. Çünkü mesele Kur'an boyutunda aynı tutulmuştur, kimse farklı bir iddiada bulunamaz. Kadının mal ve para konusunda ne durumda olduğunu şu başlıklarda özetleyebiliriz: a. Kadının mirastan, hibeden, mehrinden ve çalışıp kazandığından birikimi olabilir. Bu birikim nakit para da olabilir diğer helal kullanılabilen menkul veya gayrimenkul yatırımlar, işletmeler olabilir. Malı olan bir kadın hiçbir engel olmadan malı üzerinde tasarruf edebilir. b. Müslüman kadın öğretmenlik, tıp, el sanatları, ticari işletmelerin bayanlar bölümü, din hizmetleri gibi alanlarda çalışabilir. Kadınlığı ve anneliği eritmeyen helal alanlarda çalışmasında sakınca olmaz. Yeter ki bu çalışma beraberinde harama hizmet, halvet gibi sakıncalar getirmesin. Tesettüründen taviz vermeden, velisi ve eşinin ön izni ile çalışırsa bu çalışması onu asi kul olmaya götürmez. Erkek veya kadın herkes her yerde her zaman Allah’ın şeriatına göre olmaya zaten mecburdur. c. Kadının geçimi açısından mali kaynak ele alındığında ise evleninceye kadar babasının onu geçindirmeye mecbur olduğunu bilmemiz gerekir. Anne olarak da geçimi çocuklarının üzerine görevdir. Eş olduğunda da kocası onu geçindirecektir. Kadının yuva yıkıcı, aile dağıtıcı bir durumu olmadığı sürece bu geçindirme ilkesi dinin teminatı altındadır. Hatta kadın normal çalışan bir kadın olduğunda bile eşi onu geçindirmek zorundadır. Boşanmış durumunda da iddeti bitene kadar eşi onu geçindirir. Baba, eş ve evlat sahibi olmayan kadının geçimi onun miras bağı kurulabilecek akrabaları üzerinedir, yine kadın boşlukta değildir. d. Kadın, olağanüstü ihtiyaç durumundaki çocukları, anne babası ve dede ninelerinin geçimini üstlenebilir. e. Kadının malına eşinin hiçbir şekilde müdahale hakkı yoktur. Erkeğin KAVVAME hakkı içinde kadının malına karışma maddesi yoktur. Kadın malını harcarken bir harama, israfa harcamıyorsa bir başkasına danışmaya mecbur değildir. Bu sormama kuralına eşi de dâhildir. Kadın malı ile alakalı konularda eşine karşı bir eksiklik oluşturmadığı sürece izni dâhilinde iş yapmak zorunda olmaz. Genel kurallar bu şekildedir. Allah Teâlâ erkeğimizle kadınımızla hepimizi helal ve bereketli mal sahibi olmaya kavuştursun.
Bir insan öldüğünde onun borçları terekesine yani geride bıraktığı malına kalır. Malı borçlarına yetmiyorsa, çocuklarının o borçları ödeme mecburiyetleri yoktur. Babalarına iyilik yapmış olmak için öderlerse onlar adına bir fazilet olur.
1- Çocuk doğduktan reşit olana kadar baba onun velisidir. Aklı veya benzeri bir ehliyet sahibi olmasına mani engeli varsa o engel kalkana kadar yine velisidir. Veli ise velisi olduğunun üzerinde tasarruf hakkına sahiptir. Bu velilik hakkı, akıllı, Müslüman bir baba için geçerlidir. Aynı şekilde baba mal üzerinde savurgan harcama yapan biri ise bu velayet hakkı ondan alınır. Baba çocuğunun malı üzerinde velilik hakkını kullanırken maslahatı gözeterek kullanır. Sınırsız bir hak sahibi değildir. 2- Muhtaç ve kazanamayan bir baba çocuğunun malından yer, bundan dolayı da günaha girmez, çocuğu da vermemezlik edemez. Baba, muhtaç durumda değilse çocuğu küçük olsun büyük olsun malından alamaz. Cumhur ulemanın görüşü bu şekildedir.