Fetva Meclisi
Soru
Hocam biz iki kardeştik, erkek kardeşim vefat etti. Rus bir eşi ve iki kızı var. Kızları on dokuz ve on beş yaşlarında. Benim de üç çocuğum var. Babam vefat etmeden, onlara ve bana, mallarını dilediği şekilde verebilir mi? Mal paylaşımı yapamadan vefat ederse, bana ve onlara ne şekilde pay edilmesi gerekir?
Cevap
Benzer fetvalar
Kişinin hayattayken malını paylaştırmasına miras değil hediye ismi verilir. Miras ise kişi öldükten sonra malının paylaşılmasına denir. Bir kimse hayattayken malını paylaştırmak isterse tüm çocuklarına eşit bir şekilde dağıtım yapmalıdır. Ancak engelli olan çocuğunu muhtemel mağduriyetini önlemek amacıyla ona diğer kardeşlerine göre daha fazla hibe/hediyede etmesinde âlimler sakınca görmemişlerdir. Babanıza hak/ölüm vaki olur ve geride mal kalırsa; -Eğer mirasçılar kendi aralarında anlaşarak paylaşırlarsa (rızâî taksim) sakıncası yoktur. Fazla hakkı olanlar daha az hakkı olanlara hediyede bulunmuş sayılır. -Eğer kendi aralarında anlaşmazlarsa miras hukukunun yargı boyutu devreye girer. Buna göre de mirasçılar tespit edilip hakları verilir. Bize yazdıklarınıza göre erkeğe iki, kıza bir şeklinde taksim edilmelidir. Belirttiğiniz mallar üzerinde anlaşamazsanız tüm mallarınız satılığa çıkar ve iki erkek bir kız şeklinde taksim edersiniz.
Selamünaleyküm. Allah size de eşinize de imanla bitireceğiniz uzun ömürler nasip etsin. Siz vefat ettiğinizde, sizin adınıza kalan ne varsa o malın tamamının % 50 si, eşinize gerisi kardeşinize kalır. Eşiniz vefat ettiğinde ise kalan malın tamamının % 25 i size, 37,5 erkek kardeşe, 18,75'er kız kardeşlere kalır. Ancak eşiniz vefat ettiğinde kardeşleri ve siz, ona ait mallarda bu taksimi yapacaksınız. Size ait olan özel mal, onun ölümü ile mirasa ortak olmaz. Allah'a emanet olun.
Babanız kırk yıl önce vefat etmiş olduğu halde niçin mirası taksim etmediniz? Burada tüm mirasçılar olarak kabahatlisiniz. Ama varislerden biri/birileri istediği halde vermediyseniz kul hakkına girdiğiniz anlamına gelir. Çünkü ortada hâlâ teslim edilmemiş hak vardır. Bu tür durumlarda doğru olan ölen kimsenin borçları ödendikten sonra hemen mallarının varisleri arasında taksim edilmesidir. Şimdi yapmanız gereken babanızın bıraktığı malları/oranı/değeri tespit etmektir. Daha sonra her hak sahibine (erkeğe iki, kıza bir hisse olmak üzere) hakkını verin. Ayrıca varislerin her birisinden helallik almak zorundasınız. Eğer varisler miktara rıza göstermezlerse anlaşabileceğiniz bir miktar üzerine sulh yapın. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Anne ve babanızın vefatı ile beraber, sizden başka mirasçıları yoksa kalan malın İKİ hisse erkeğe BİR hisse kıza şeklinde bölünmesi gerekir. Anne veya babanızın bunun dışında bir taksimatı vasiyet etmelerinin bir anlamı yoktur. Sağlıklarında erkeğe aktarabilirler. Bu caiz olabilir ama vebale girmeyeceklerini söyleyemem.
Allah babanıza rahmet etsin, size sabır ve afiyet versin. Mal ve cinsellik imtihanının etrafında bu kadar kolay dolaşılabileceğini zannetmemelisiniz. Anneniz yanlış yönlendiriyor sizi. Bereketi kaybetmeyelim derken asıl bereket olan kardeşliği ve huzuru kaybedebilirsiniz. Bizim şahit olduğumuz sayısını hatırlayamadığım kadar çok olan örneklerde bu tür duygu ve temennilerin mahkeme kapılarında eridiğini biliyorum. Size tavsiyemiz şu şekildedir: - Babanızın size bıraktığı malı Şeriat’ımıza göre aranızda taksim edin. - Yaptığınız bu taksimi muhakkak devlet mahkemesi nezdinde tescil edin, sözlü olmasın. - Bu tescilden sonra babanızın işini devam ettirirken kardeşler olarak sanki yabancıymışsınız gibi ortak olmanız mümkündür. Allah yardımcınız olsun.
Bir insan ölmeden malını miras gibi taksim etmemelidir. Miras, ölümden sonrasına kalsa daha iyi olur. Evlatlardan birinin Kur'an'ın hükmüne itiraz etmesi onun bileceği bir iştir; mesele iman meselesidir. Siz karışmayın. Kalan size helaldir. O yasal bir güç kullanıp malına haram karıştıracaksa onun bileceği bir durum.
aile konusundaki diğer fetvalar
Bacım, kâfir olduktan sonra olunabilecek bir şey kalmaz. İnşaallah baban bilmediğinden söylüyordur, bilse söylemeyecektir diye inanmaya çalışın ama bu sözler çok ağır ve iman riski taşıyan sözlerdir. Siz ise babanızla bu konuları tartışmayın, derinleşmesin. Daha ileri gider ve kâfir olma durumu netleşirse elbette annenle aralarındaki nikâh da biter maazallah. Aman dikkatli olun.
Anne baban onlarla ailece yaşamanı kabul ediyorlarsa, onların yanında yaşamanda ne sakınca olacak? Yeter ki, seninle bu şekilde evlenecek birini bul.
Sorudaki sıkıntının nedeni “evlenmekten uzak kalma kararı” değildir. Senin için evlenme vakti gelmemiştir de sen bu duyguların etkisi altındasın. Bunu dert etmemelisin. Vakti geldiğinde göreceksin ki bu duyguların yerine önce “şu olmaz, bu olabilir” hissiyatı alacak. Ardından da “şu olsun” diyeceksin biiznillah. Dert edilecek bir durumun yoktur. Derslerine bak. İbadetlerini ihmal etme. Sılayırahimi başta ebeveynin olmak üzere koru. Çok Kur'an okumaya çalış. Gereksiz yere endişelenme. Senin gibilerin sıkıntısı şundan kaynaklanıyor: Kızlar umumiyetle yirmi iki yaşlarında nişanlanıyor, evleniyorlar. Senin de yaşın ona yaklaştı, henüz evlenemedim. Bu gereksiz bir düşüncedir. Senin için evlilik yaşı belki yirmi beştir, sen yersiz bir arayış içinde olursan vakti gelmemiş meyveyi ısırman gibi bir durum oluşur. İşine bak, kaderine teslim ol, huzurlu ol.
Böyle bir başlık altında tartışmanız, birbirinize küsmeniz şeytan için iyi bir fırsata dönüşmeden durumu toparlayın. Eşinizi taltif edin, gönlünü alın. Kesinlikle uygulamanızda haklısınız, öyle olmalıdır da! Ne var ki altı yıldır seyretmemen gerçeği değiştirmiyor; TV kölesi bir nesille yaşayacaksınız. Önce bu gerginliği bir yolla giderin; geri adım atmış gibi olun. Sonra da bu sorunu çözmeyi en az iki yıl gibi bir zamana yayın. O esnada siz izlemeyerek kendinizi kurtarın. Bir zaman sonra bunun eşiniz tarafından da benimsenebileceğini göreceksiniz ama inatlaşırsanız onu TV önünden alamazsınız. Sabredin. Tatlı ve latif olun. Sabrın hakkını verin. Şeytanın gülmesinden ise siz ağlamaya razı olun. Tamam mı güzel kardeşim?
Allah Teâlâ hepimizi o ve benzer çirkinliklerden muhafaza buyursun. Âmin. Bu hastalığın sahibi ile aranızda ciddi bir mesafe bulunsun. Asla onunla gevşek muhabbet içinde olmayın, o hastalık bulaşıcıdır. Onunla insani ilişkilerinizi sorunsuz tutmaya çalışın. Sizi sever ve sayarsa ona nasihat edebilirsiniz. Sizi kırmayacağını ve size iftira atmak gibi bir tutum içinde olmayacağını anlamadıkça da ona bu konuda nasihat bile etmeyin, yuvanızın dağılmasına sebep olacak işler yapabilir. Çocuklarınız büyüdükçe ona karşı onları koruyun. Asla eşiniz de dâhil ailede kimse ile bu konuyu olumlu veya olumsuz konuşmayın, bilmemiş duymamış gibi davranın.
Bu durumda iken evlenmeniz büyük bir ihtimalle boşanma veya daha beter kavgalarla sonuçlanacaktır ama terapi görürseniz başarılı bir evlilik yapmanız mümkündür. Terapi görün ve evlenin. Terapi görüp normale döndükten sonra da kimseye bir şey söylemeniz gerekmez.