Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben yirmi üç yaşında genç bir kızım. Belçika’da yaşıyoruz. Ne yazık ki, namaz, abdest ve Kur'an ile çok geç tanıştım. Annem ve babam dindar insanlar değildi; babam hâlâ öyle, maalesef. Ben üniversite öğrencisiydim, sınıfta kaldığım için ceza aldım ve bir daha okuyamayacağım. Aynı zamanda tesettüre girdiğim için babam sürekli beni suçluyor. Başımın kapalı olması nedeniyle okuyamadığımı ve böyle devam edemeyeceğimi söylüyor. Abimle ilişkileri de çok iyi sayılmaz, babam abimin sakalını kesmesini ve bir daha cübbe giymemesini istiyor. Aslında sorun bunlar değil çünkü bir şekilde bunları babama unutturup idare ediyoruz. Asıl sorun, babamın itikadı ve imanıyla ilgili. Babam haramlara karşı çok gevşek davranıyor, bazen öyle laflar ediyor ki hiç Allah'tan korkmuyor zannediyorum. Mesela rahatlıkla faiz alabileceğini söylüyor. Geçen miras hakkındaki ayetlerden bahsederken Kur'an doğru söylemiyor dedi. Kur'an'da miras hakkında ayet olmadığını zannediyor. Bu durumda babam kâfir mi? Öyleyse annemle ilişkileri zinaya girer mi? Böyle bir babaya itaat etmek zorunda mıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Ağır bir hizmet, acil bir durum söz konusu olduğunda gitmen zorunlu olur. Normal durumlarda gitmeyebilirsin.
Kızım, Allah seni muhafaza buyursun. Aklını ve varlığını korusun. Hem annene hem babana karşı bir kusur işleme. Kötü evlat durumunda olma. Onları sevmek zorunda da değilsin. İyi bir evlilik yapıp kurtulunca onları da unutursun inşaallah.
Aleykümselam. Bir insanın, günah işleri yapması hatta bütün günahları işlemesi imandan çıktığını göstermez. Yeter ki, iman esaslarını inkâr etmesin. İnsanları iman konusunda eylemlerinden çok inançları ile tartmak gerekiyor. Anlaşılan sizin babanız, günahkâr bir iman ehli insandır. Kendinizi, onun imansızlığından çok 'inşaallah iman ehlidir' kanaatine zorlamanız daha doğru olur.
Kızım, bir de şöyle baksan olmaz mı? Allah Teâlâ seni oturduğun yerde sevap kazanan kulu yapmak istiyor olmasın? Zannedersem öyledir, çektiğin sıkıntı senin için sevaptır. Namaza ağırlık ver, namazlarını daha huzurlu kıl, rahatlığı içinde hissedersin. Babanın tavırlarını duymazdan gel, görmez gibi yap. Bu sabrının boşa gitmeyeceğine de iman etmelisin. Kimseni seni anlamasını bekleme, seni Rabbin anlasın yeter, değil mi? Bir de sana amca tavsiyesi: Sakın bu gelişmeler seni, sana uygun olmayan bir evliliğe evet dedirtmesin, sakın ha! Yağmurdan kaçarken doluya tutulursun maazallah. Senin için hususi dualar ediyorum kızım.
Aleykümselam. Siz önce kendinizi düşüneceksiniz. Ana temanız kendiniz üzerine kurulu olmalıdır. Artan fırsatlarda da ailenizin fertleri ile ilgilenirsiniz. Kendini güneş yerine koy. Aydınlanmak isteyeni aydınlat, perdesini kapatanı da takma. Bu durumda şeytan seni kendi küpüne zarar veren sirke yerine koyuyor. Onlarla ilgilendiğin kadar otur Kur'an oku. Nasihatini et, ricanı yap ama yoluna devam et. Sen bile bile kendini eritiyorsun ve seni hiç dinlemeyecekleri durumlara neden oluyorsun.
Anne ve babanızı karşınıza almanız ancak açık bir haram durumuna sizi iterlerse caiz olur. Okul risk taşıyor ise riskten ötürü bu sürtüşmeye girmeyin. Haram, riskten daha ileri gelir ve burnunu gösterirse onlara itaat etmeniz gerekmez. Diğer ilimlere ve hafızlığa gelince o heyecanı koruyun, niyetinizi temiz tutun, Allah size pek çok kapılar açacaktır. Siz zihin ve yürek dünyasındaki imtihanı kaybetmemeye bakın. Rabbim yardımcınız olsun.
aile konusundaki diğer fetvalar
Babanız ölmeden elindeki malı size taksim edebilir ama bu taksim miras gibi değildir. Sizin aranızda paylaşma şeklindedir. Babanız, taksim etmeden ölürse (bize amca ve halalarınızın varlığını bildirmediğiniz için onları yok sayarak cevap veriyoruz) siz aranızda ondan kalan malı şu şekilde taksim edersiniz: Kalan malın yüzde yetmiş beşi size, Yüzde yirmi beşi de ölmüş kardeşinizin iki kızına kalır.
Anne baban onlarla ailece yaşamanı kabul ediyorlarsa, onların yanında yaşamanda ne sakınca olacak? Yeter ki, seninle bu şekilde evlenecek birini bul.
Sorudaki sıkıntının nedeni “evlenmekten uzak kalma kararı” değildir. Senin için evlenme vakti gelmemiştir de sen bu duyguların etkisi altındasın. Bunu dert etmemelisin. Vakti geldiğinde göreceksin ki bu duyguların yerine önce “şu olmaz, bu olabilir” hissiyatı alacak. Ardından da “şu olsun” diyeceksin biiznillah. Dert edilecek bir durumun yoktur. Derslerine bak. İbadetlerini ihmal etme. Sılayırahimi başta ebeveynin olmak üzere koru. Çok Kur'an okumaya çalış. Gereksiz yere endişelenme. Senin gibilerin sıkıntısı şundan kaynaklanıyor: Kızlar umumiyetle yirmi iki yaşlarında nişanlanıyor, evleniyorlar. Senin de yaşın ona yaklaştı, henüz evlenemedim. Bu gereksiz bir düşüncedir. Senin için evlilik yaşı belki yirmi beştir, sen yersiz bir arayış içinde olursan vakti gelmemiş meyveyi ısırman gibi bir durum oluşur. İşine bak, kaderine teslim ol, huzurlu ol.
Böyle bir başlık altında tartışmanız, birbirinize küsmeniz şeytan için iyi bir fırsata dönüşmeden durumu toparlayın. Eşinizi taltif edin, gönlünü alın. Kesinlikle uygulamanızda haklısınız, öyle olmalıdır da! Ne var ki altı yıldır seyretmemen gerçeği değiştirmiyor; TV kölesi bir nesille yaşayacaksınız. Önce bu gerginliği bir yolla giderin; geri adım atmış gibi olun. Sonra da bu sorunu çözmeyi en az iki yıl gibi bir zamana yayın. O esnada siz izlemeyerek kendinizi kurtarın. Bir zaman sonra bunun eşiniz tarafından da benimsenebileceğini göreceksiniz ama inatlaşırsanız onu TV önünden alamazsınız. Sabredin. Tatlı ve latif olun. Sabrın hakkını verin. Şeytanın gülmesinden ise siz ağlamaya razı olun. Tamam mı güzel kardeşim?
Allah Teâlâ hepimizi o ve benzer çirkinliklerden muhafaza buyursun. Âmin. Bu hastalığın sahibi ile aranızda ciddi bir mesafe bulunsun. Asla onunla gevşek muhabbet içinde olmayın, o hastalık bulaşıcıdır. Onunla insani ilişkilerinizi sorunsuz tutmaya çalışın. Sizi sever ve sayarsa ona nasihat edebilirsiniz. Sizi kırmayacağını ve size iftira atmak gibi bir tutum içinde olmayacağını anlamadıkça da ona bu konuda nasihat bile etmeyin, yuvanızın dağılmasına sebep olacak işler yapabilir. Çocuklarınız büyüdükçe ona karşı onları koruyun. Asla eşiniz de dâhil ailede kimse ile bu konuyu olumlu veya olumsuz konuşmayın, bilmemiş duymamış gibi davranın.
Bu durumda iken evlenmeniz büyük bir ihtimalle boşanma veya daha beter kavgalarla sonuçlanacaktır ama terapi görürseniz başarılı bir evlilik yapmanız mümkündür. Terapi görün ve evlenin. Terapi görüp normale döndükten sonra da kimseye bir şey söylemeniz gerekmez.