Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben evlenmek istiyorum ama annem ve babamla beraber yaşıyorum. Daire kiralayacak param yok ve zaten okuyorum. Ne yapmam gerekir? Ailemle eşimin birlikte yaşamasında bir sakınca var mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
İki zıt tarafın ortasını bulmalısın. Annene sen bak, evlen ve eşinle de yan binada bir dairede yaşa.
Evlatlık olarak büyütülmüş biri ile evlenmeye mani bir durum yoktur. Sadece onun anne dediği kişi sizin kaynananız, baba dediği de kayınbabanız olmayacaktır yani o hükümler onlar için geçerli olmayacaktır.
Bu durumun senin duygusallığının sonucu olmadığını aile büyüklerinden birisi belirlesin ki ileride pişman olmayasın. Deden yaşıyorsa dedeni baba yerine koy. Bu tür kararlar yarın telafi edilemeyecek üzüntülerin nedeni olabilir. İyi düşün ki pişman olmayasın.
Siz kendinizi babanıza veya annenize göre organize etmeyin. Onlara karşı iyi bir evlat olmanın gerekenlerini yapın, gerisini de onların sorunu olarak onlara bırakın. Düzeltemeyeceğiniz bir hatayı kendinize dert etmeyin.
Aleykümselam. Annenin neden böyle yaptığını sormaya bile gerek yoktur. Doğurduğundan kira istemek annenin işi olmamalı ama bunu yaparken de önünde bir hukuk engeli yoktur. Ekmeğe muhtaç durumun yoksa dediğini yapacaksın ve asla ona küsmeyeceksin. Ya da evini terk et ama onu terk etme. O ezilsin sonunda ve hatasını anlasın sen hata etme sakın. Kırılma da. Dünya bu, başı dibi imtihandır.
Ailenizin yanında evlenmeniz, anne baba hizmetinde bulunmak bakımından güzel görülse de hayat gerçekleriyle yüzleşildiğinde iyi sonuçlar doğurmamaktadır. Bilhassa sizden başka kardeşleriniz de o evde kalıyorlarsa ayrı bir ev kurmanız daha yararlı olur. Gençlerin müstakil evler kurmalarını daha yararlı buluyorum. Allah'a emanet olun.
aile konusundaki diğer fetvalar
Babanız ölmeden elindeki malı size taksim edebilir ama bu taksim miras gibi değildir. Sizin aranızda paylaşma şeklindedir. Babanız, taksim etmeden ölürse (bize amca ve halalarınızın varlığını bildirmediğiniz için onları yok sayarak cevap veriyoruz) siz aranızda ondan kalan malı şu şekilde taksim edersiniz: Kalan malın yüzde yetmiş beşi size, Yüzde yirmi beşi de ölmüş kardeşinizin iki kızına kalır.
Bacım, kâfir olduktan sonra olunabilecek bir şey kalmaz. İnşaallah baban bilmediğinden söylüyordur, bilse söylemeyecektir diye inanmaya çalışın ama bu sözler çok ağır ve iman riski taşıyan sözlerdir. Siz ise babanızla bu konuları tartışmayın, derinleşmesin. Daha ileri gider ve kâfir olma durumu netleşirse elbette annenle aralarındaki nikâh da biter maazallah. Aman dikkatli olun.
Telefon, ses sahibi açısından güven veriyorsa, hile ihtimali yoksa talak gerçekleşir.
Sorudaki sıkıntının nedeni “evlenmekten uzak kalma kararı” değildir. Senin için evlenme vakti gelmemiştir de sen bu duyguların etkisi altındasın. Bunu dert etmemelisin. Vakti geldiğinde göreceksin ki bu duyguların yerine önce “şu olmaz, bu olabilir” hissiyatı alacak. Ardından da “şu olsun” diyeceksin biiznillah. Dert edilecek bir durumun yoktur. Derslerine bak. İbadetlerini ihmal etme. Sılayırahimi başta ebeveynin olmak üzere koru. Çok Kur'an okumaya çalış. Gereksiz yere endişelenme. Senin gibilerin sıkıntısı şundan kaynaklanıyor: Kızlar umumiyetle yirmi iki yaşlarında nişanlanıyor, evleniyorlar. Senin de yaşın ona yaklaştı, henüz evlenemedim. Bu gereksiz bir düşüncedir. Senin için evlilik yaşı belki yirmi beştir, sen yersiz bir arayış içinde olursan vakti gelmemiş meyveyi ısırman gibi bir durum oluşur. İşine bak, kaderine teslim ol, huzurlu ol.
Böyle bir başlık altında tartışmanız, birbirinize küsmeniz şeytan için iyi bir fırsata dönüşmeden durumu toparlayın. Eşinizi taltif edin, gönlünü alın. Kesinlikle uygulamanızda haklısınız, öyle olmalıdır da! Ne var ki altı yıldır seyretmemen gerçeği değiştirmiyor; TV kölesi bir nesille yaşayacaksınız. Önce bu gerginliği bir yolla giderin; geri adım atmış gibi olun. Sonra da bu sorunu çözmeyi en az iki yıl gibi bir zamana yayın. O esnada siz izlemeyerek kendinizi kurtarın. Bir zaman sonra bunun eşiniz tarafından da benimsenebileceğini göreceksiniz ama inatlaşırsanız onu TV önünden alamazsınız. Sabredin. Tatlı ve latif olun. Sabrın hakkını verin. Şeytanın gülmesinden ise siz ağlamaya razı olun. Tamam mı güzel kardeşim?
Allah annenden razı olsun. Ne güzel öğüt vermiş sana. Seni hem canı gibi seviyor hem de dinine adıyor. O anneyi tebrik ederim. O annenin eli, ayağı öpülür. Bin yıl ömrün olsa bile o anneyi unutma. Allah ondan razı olsun. Elbette duygusal yönümüz olacak; insanız, et ve kemik yığınıyız. Annen becerip seni dini için yönlendirmiş. Sen de dinin için çileye razı olacaksın. İlk günler böyle olsa da alışırsın merak etme. Günler geçer ve sen de hicret edecek yiğitlerden olursun. Bu sıkıntıdan şöyle kurtul: Her gün muhakkak beş-on sayfa Kur'an oku. Her gün tesbihat yap. Çok kitap oku. Ve unutma: O bulunduğun yerde annenin beklentileri yoktur. Oraların adı ile verdiği aynı değildir. Sen orada diploma alacak şekilde bulun ama dine hizmeti kendin üreteceksin. Sana dualar ederim.