İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam, bir grup hanım arkadaş olarak sizden bize KADIN VE MAL konusunda bir ders isteyecektik. Bu virüs salgını olunca toplanmak mümkün olmadı. İstedik ki bize özet olarak böyle bir konuyu yazılı verin, biz aramızda değerlendirelim, anlamadığımızı tekrar size sorarız. Şimdiden teşekkür ederiz size.

Cevap

Allah Teâlâ hepimizi razı olacağı işlere erdirsin. Kadın, Allah’ın kulu olarak erkekten farklı değildir. Fıtratının gereği farklı olduğu birkaç alan dışarıda tutulursa kul ve insan olarak kadınla erkek aynıdırlar. Temelde böyle görülmelidir konu. Ümmetimizin bütün âlimleri, sahip olma ve tasarrufta bulunmada erkekle kadının aynı olduklarına ittifak etmişlerdir. Kadını bu hususlarda farklı gören bir âlim yoktur. Çünkü mesele Kur'an boyutunda aynı tutulmuştur, kimse farklı bir iddiada bulunamaz. Kadının mal ve para konusunda ne durumda olduğunu şu başlıklarda özetleyebiliriz: a. Kadının mirastan, hibeden, mehrinden ve çalışıp kazandığından birikimi olabilir. Bu birikim nakit para da olabilir diğer helal kullanılabilen menkul veya gayrimenkul yatırımlar, işletmeler olabilir. Malı olan bir kadın hiçbir engel olmadan malı üzerinde tasarruf edebilir. b. Müslüman kadın öğretmenlik, tıp, el sanatları, ticari işletmelerin bayanlar bölümü, din hizmetleri gibi alanlarda çalışabilir. Kadınlığı ve anneliği eritmeyen helal alanlarda çalışmasında sakınca olmaz. Yeter ki bu çalışma beraberinde harama hizmet, halvet gibi sakıncalar getirmesin. Tesettüründen taviz vermeden, velisi ve eşinin ön izni ile çalışırsa bu çalışması onu asi kul olmaya götürmez. Erkek veya kadın herkes her yerde her zaman Allah’ın şeriatına göre olmaya zaten mecburdur. c. Kadının geçimi açısından mali kaynak ele alındığında ise evleninceye kadar babasının onu geçindirmeye mecbur olduğunu bilmemiz gerekir. Anne olarak da geçimi çocuklarının üzerine görevdir. Eş olduğunda da kocası onu geçindirecektir. Kadının yuva yıkıcı, aile dağıtıcı bir durumu olmadığı sürece bu geçindirme ilkesi dinin teminatı altındadır. Hatta kadın normal çalışan bir kadın olduğunda bile eşi onu geçindirmek zorundadır. Boşanmış durumunda da iddeti bitene kadar eşi onu geçindirir. Baba, eş ve evlat sahibi olmayan kadının geçimi onun miras bağı kurulabilecek akrabaları üzerinedir, yine kadın boşlukta değildir. d. Kadın, olağanüstü ihtiyaç durumundaki çocukları, anne babası ve dede ninelerinin geçimini üstlenebilir. e. Kadının malına eşinin hiçbir şekilde müdahale hakkı yoktur. Erkeğin KAVVAME hakkı içinde kadının malına karışma maddesi yoktur. Kadın malını harcarken bir harama, israfa harcamıyorsa bir başkasına danışmaya mecbur değildir. Bu sormama kuralına eşi de dâhildir. Kadın malı ile alakalı konularda eşine karşı bir eksiklik oluşturmadığı sürece izni dâhilinde iş yapmak zorunda olmaz. Genel kurallar bu şekildedir. Allah Teâlâ erkeğimizle kadınımızla hepimizi helal ve bereketli mal sahibi olmaya kavuştursun.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ailede geçim ve çalışma konusunu şöyle özetleyebiliriz: Nikâh kıyıldıktan sonra evin geçimi erkeğin üzerinedir. Kadın evi içeriden idare eder, erkek de dışarıdan gereken desteği sağlar. Genel kural böyledir. Müslüman bir kadın, evi geçindirmek için çalışmaya ve para bulmaya zorlanamaz. Kadının çalışıp para kazanmak istemesi durumunda, bu isteğini nikâhtan önce belirtmiş ve erkek de kabul etmiş ise kadın çalışabilir, erkek de buna mani olamaz. Eğer kadının çalışma ortamı haram bir ortam ise veya çalışması ile evde “kadın yok” gibi bir ortam oluşuyorsa erkek bu çalışmaya itiraz edebilir. Burada da ne kadar “kadın yok” denecek durum oluştuğunu örf belirler. Bu örfe de bir aile büyükleri heyeti karar verebilir. Kadının çalıştığından kazandığı parada erkeğin hakkı yoktur. Kadın çalıştığından eve aktarmak zorunda değildir. Kâğıt üzerinde kural böyledir ama bir aile içindeki güzel geçim uğruna elbette kadın evin bütçesine katkı sağlar, sağlarsa bunu mutluluk olarak kendisinde hisseder. Bu ayrı bir konudur. Kadının parası kadınındır. Zekâtını verir, kurbanını keser, özel harcama yapar, infak eder… Hürdür bu konuda. Kadının katkısı ile yapılan gayrimenkul veya benzeri yatırımlarda kadın, katkısı kadar ortak kabul edilir. Bu katılma oranı da önceden belirlenmeli, tapu ve benzeri belgeler ona göre düzenlenmelidir. İlk baştaki iltifatlara itimat edilmemelidir. Aile içinde bu tür tartışmalar, yarınki çatlakları gösteriyor olabilir. Ailenizi bu sıkıntıdan uzak tutmanızı tavsiye ederiz size.

Hocam, benim kocam bir ara işinden oldu ve evi benim maaşımla geçindirdik. Benim
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Değerli hanım kardeş, 'Müslüman kadın çalışamaz' şeklinde bir kural koyamayız. Çalışmayı, rızık temin etmeyi erkeklere tahsis etmenin bir dayanağı yoktur. Kadın da çalışabilir, kazanabilir, servet sahibi olabilir. Sonunda da sadakalar veren, hayırlar yapan bir kadın olarak Rabb’ine gidebilir. Bunun hiçbir dinî engeli yoktur. Tekrar ediyorum: Kadının çalışmasının dinen bir engeli yoktur. Engel, kadının, kadınlığının zarar görmesindedir. Zira Müslüman toplumun, kadınını kaybetmesi ile topraklarını kaybetmesi arasında fark görmeyecek kadar önemli bir yerde görüyoruz kadını. Müslümanlar, kadınlarını iş yerlerine gönderdikten sonra nesil yetiştirme kabiliyetlerini zedelemektedirler. Bireysel şartlar, istisnai durumlar bu genel kuralı aşamaz. Kadının çalışması ile alakalı olarak şu üç tespiti yapabiliriz. Birinci tespit: Kadının fiilen bulunması zorunlu alanlar vardır. Tıp da bunların başında gelmektedir. Doğumu teşvik eden, önünde çocuk doğurmuş bir kadına, cepheden gelmiş bir gaziye dizilen övgüleri dizen, onun doğumuna katkıda bulunmaktan sevaplar uman bir 'kadın doğumcu' doktorun ne büyük bir hizmet yaptığını takdir edebiliyor musunuz? Sadece kadın doğumcular da değil. İnsan sıhhati ile alakalı her branş, kadının da o branşta bulunmasını gerektiriyor. Bunun için kadınların, zekâ ve özel şartları izin veriyorsa, Allah'ın Şeriat'ının aşılmadığı zeminlerde tıp öğrenmelerini ve ibadet niyeti ile bu işi icra etmelerini tavsiye etmekte bir sakınca görmüyoruz. İkinci tespit: Kadının, şu veya bu nedenle çalışması zorunlu olabilir. Rızkını temin etme zorluğu veya kendisinin takdir edeceği bir zorunluluk, kadını çalışmaya mecbur edebilir. Bu da olur diyeceğimiz alanda kalmaktadır. Bu durumda Müslüman hanım, en zararsız, en az yıpratan işi tercih eder ve çalışır. Buna da zaruret dairesi içinde tutabiliriz. Üçüncü tespit: Kadın çalışınca ne oluyor? Ya da kadının çalışmasını sürekli canlı bir konu olarak önümüze getirenler ne amaçlıyorlar? Bunu düşünmemiz gerekmez mi? Mesele sadece kadının da para kazanması ile sınırlandırılabilecek kadar basit görülebilir mi? Şu çıkmazlar, kadının çalışmasının ürünüdür; biz de bir mü'min olarak konuyu, daha geniş bir pencereden görmek zorundayız: - Kadının çalışması, erkeğe göre daha narin olan bedeninin yıpranması demektir. İşin sekreterlik veya santralde görevli olması ile bu sonuç değişmiyor. Bedeni yıpranan kadın insanlık için bir kayıptır. - Kadının çalışması, doğum oranının azalması demektir. Ne kadar doğurma yanlısı olursa olsun, çalışan kadın zor doğurur. - Kadının çalışması, doğurduğu çocuğu istediği gibi büyütememesi demektir. Ya eksik büyütecek ya da anne olmayan birine çocuğunu büyüttürecek. Kreşe, anaokuluna ve okula annelik yaptıracak. Bu da olduğu gibi zarardır. Kimse, anne gibi anne olamaz. - Kadının çalışması, eşi açısından yetersiz bir kadınla yaşama sonucunu getirecektir. Bu da, aile içi sorunları ateşleyecek, erkeği kadın düşmanı, kadını erkek düşmanı yapacaktır. Elinde, hesabında parası olan kadınla, eşinin kazancını yiyen kadının psikolojisi aynı değildir. Gencecik kızlar, daha baliğa olmadan boşandığında nasıl yaşayacağını hesaplayarak diploma sahibi olmayı düşünüyorlarsa önümüzde ciddi bir sorun var demektir. Neden ne olursa olsun, çalışan her kadın Ümmet için bir kayıptır. Meselenin bir de ahlâk boyutu vardır ki ona değinmeye gerek görmüyorum. Sıhhat ve afiyet içinde olmanızı dilerim.

Ben mühendislik ve işletme bölümlerini okuyan başörtülü bir hanımım. Bu yaz okul
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kimsenin dini üzere yaşayıp gitme garantisi yoktur. Gece ve gündüzün birbirini kovaladığı gibi bir macera içinde kendimizi ölünceye kadar sürecek bir mücadele içinde tutmalıyız. Yılmak ve yıkılmak yoktur. İmtihandır bu, biiznillah kazanıncaya kadar sürdüreceğiz o mücadeleyi. Asıl olan Müslüman kadının evinde kalıp çalışmamasıdır. Kadın, evinin kraliçesi gibi olmalıdır. Asıl olan budur. Kadın, ağır hayat şartları gibi bir nedenle çalışabilir. Bu haram değildir. “Kadın çalışmaz, haramdır” diye bir kural yoktur. Kadın, kendisini yabancıların suyunda kaybetmez diye bir kural vardır. Herkes çalıştığı için çalışmak olmaz. Kadınlığın ve anneliğin zarar görmeyeceği bir işte çalışılabilir. Bir önemli husus da iş nedeniyle haramla temas sorunudur. Kadın erkek karma ortamlar, erkeklerin tacizi ile karşılaşma gibi durumlar söz konusu ise çalışma için de yasak devreye girmiş demektir. Böyle bakıp değerlendirebilirsiniz.

Hocam sizce bir kadının hangi şartlar altında çalışması uygundur? Bir kaç kitabı
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Dinimiz, "Müslüman kadının çalışması yasaktır." şeklinde bir kural koymamıştır. Bu yüzden kadının çalışması, para kazanması, zengin olmasında hiçbir sakınca yoktur. Kadın için de erkek için de çalışırken dikkat edilmesi gereken kurallar vardır. Bu kurallar yok sayıldığında çalışmak erkek için de kadın için de sıkıntı oluşturabilir. Bir hanım çalışacağı zaman kadınlığı, tesettürü zarar görmemelidir. Halvet (bir erkekle başkasının giremeyeceği bir ortamda yalnız kalma), erkeklerle karma bir ortamda mahremiyet kurallarını aşacak şekilde bulunma, göz kirliliği, temas sıkıntısı gibi sakıncalardan uzak olmalıdır. Çalışma şartları, kadının anneliğine de zarar vermemeli. Onu, çocuklarını ihmal edeceği bir pozisyona düşürmemelidir. Bu şartlara dikkat edildikten sonra kadının çalışmasında bir sakınca yoktur.

Hocam ben, eşinden boşanmış, iki çocuklu bir anneyim. Çocuklarım üniversite sına
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Bir babanın ardından paylaşılan malda erkek iki hisse kız bir hisse alacak şekilde paylaşım yapılır. Mevcut kanunlar bunu eşit bir şekilde paylaştırmaktadır. Erkekler, kız kardeşlerine bunu helal ederlerse sakınca olmaz ama erkekler, Kur'an'ın emrine göre olması gerektiğini hatırlatır ve haklarını talep ederlerse kızlar, kanun gereği aldıkları fazlalığı iade etmek durumunda olurlar. İade etmezlerse o kısmı haram yemiş olurlar. Bunun dışında erkek veya kadın, herkes elindeki helal malı harcamakta serbesttir. Kadınların (veya kızların) malını nasıl harcadıkları sorulmaz. Yeter ki helal gelmiş ve helal yere harcanmış bir mal olsun.

Annem, babasından kalan para, mal, mülk vb. serveti dilediği gibi ve dilediğine,
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Siz takva sahibi bir hanımefendisiniz. İçinizin rahat etmediği bir işte veya şüphelerin bulunduğu bir ortamda çalışmayın. Bana sunduğunuz alternatifler arasında el çantası satılan yerde çalışabileceğinizi söylesem de kalbinize danışmadan iş yapmayın. Kaygılanmayın; rızkınızdan fazla da kazanmazsınız daha azını da almayacaksınız. Siz çabaladığınız sürece Allah'ın rızık kargosu sizi bulacaktır.

Hocam Almanya'da yaşıyorum ve helal kazanç elde edebileceğim bir iş arıyorum. Bi

baba konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir insan öldüğünde onun borçları terekesine yani geride bıraktığı malına kalır. Malı borçlarına yetmiyorsa, çocuklarının o borçları ödeme mecburiyetleri yoktur. Babalarına iyilik yapmış olmak için öderlerse onlar adına bir fazilet olur.

Babam öldü. Çok borcu vardı. Kardeşler olarak biz babamızın borcunu ödemeye kalk
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir kere sen, babanın hizmetinde olmakla en güzel olanı yapmışsın, ne mutlu sana. Allah Teâlâ amelini kabul buyursun. Kardeşlerin de en ağır hatalardan birini yapmışlar. Allah onları mağfiret etsin. Baban ise iyi bir iş yapmadı. İnsanın ONA VARİS OLACAK BİRİNE VASİYET yazması caiz değildir. Ancak diğer varisler kabul ederlerse öyle bir vasiyet caiz olabilir. Bu sebeple siz vasiyeti yok kabul ederek mirası şeriata göre bölün. Böylece babanıza da iyilik yapmış olursunuz. Onların babaya karşı yanlış yapmaları mirastan men edilmelerini gerektiren bir durum değildir. Miras hakları nesep bağından dolayı oluşur, iyi evlat olmaktan oluşmaz.

Biz dört erkek kardeşiz. Babam son yıllarında iyice çekilmez olmuştu. Kardeşleri
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

1- Çocuk doğduktan reşit olana kadar baba onun velisidir. Aklı veya benzeri bir ehliyet sahibi olmasına mani engeli varsa o engel kalkana kadar yine velisidir. Veli ise velisi olduğunun üzerinde tasarruf hakkına sahiptir. Bu velilik hakkı, akıllı, Müslüman bir baba için geçerlidir. Aynı şekilde baba mal üzerinde savurgan harcama yapan biri ise bu velayet hakkı ondan alınır. Baba çocuğunun malı üzerinde velilik hakkını kullanırken maslahatı gözeterek kullanır. Sınırsız bir hak sahibi değildir. 2- Muhtaç ve kazanamayan bir baba çocuğunun malından yer, bundan dolayı da günaha girmez, çocuğu da vermemezlik edemez. Baba, muhtaç durumda değilse çocuğu küçük olsun büyük olsun malından alamaz. Cumhur ulemanın görüşü bu şekildedir.

Bir baba çocuğunun malında ne kadar söz hakkına sahiptir, çocuğunun malını kendi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Yanlış ve yersiz düşünüyorsunuz. Babanız bir hibe vermiyor ki diğer çocuklarına da vermek durumunda olsun. Babanızın yaptığına fıkıhta CUALE denir yani ödülle teşvik yapmaktadır. Hafız olan hediyeyi hak etmiştir, ona araba değil uzay aracı bile azdır, mübarek olsun. Siz neden, onun yaptığını yapmaya yeltenmiyorsunuz da aldığını almaya yelteniyorsunuz?

Babam dedi ki: Bu evde hafız olana araba alacağım. Bir kardeşim bunun üzerine mi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İnsan ölünce bıraktığı malında dört hak oluşur: • Cenazesinin hazırlanıp defnedilmesi • Varsa borçlarının ödenmesi • Varsa üçte biri aşmayan vasiyetinin yerine getirilmesi • Bu görevlerden sonra geriye kalan malının mirasçıları arasında taksim edilmesi Miras taksimi, ölümden sonra olur. Ölmüş olmak şarttır. Ölmeden önce malı taksim etmek ise miras bölüştürmek değil HİBE ETMEKTİR. Çocuklarının kendisinden sonra kavga edebileceklerini, kendisi hayatta iken başarmalarını görmek istemesi, çocuklarının şeriat dışında bir sistemle malı bölmeye kalkışacaklarını anlaması gibi nedenlerle sağlığında malını çocuklarına bölüştürebilir. Bu bir hibe etme işlemi olur. Hibe etmekte de hiçbir sakınca yoktur. İnsan yabancısı olanlara dahi hibe yapabilirken kendi çocuklarına çok rahat yapabilir. Kendi sağlığında malını çocuklarına taksim eden birisi mirasta olduğu gibi kıza bir erkeğe iki şeklinde vermez. Erkeklerle kızları eşit tutar. (Sadece Hanbelî mezhebi âlimleri mirastaki gibi yapar demişlerdir.) Baba hayatta iken çocuklarına yaptığı bu hibeden dönmek isterse bu hoş olmamakla beraber makul bir gerekçeye dayanarak mesela çocuklarının malı heba etmeye başladıklarını gördüğünde hibesinden dönebilir. Hanefi mezhebi âlimleri dışındaki ulema bunu caiz görmüşlerdir.

Hocam babam tutturdu, ben ölmeden mirasımı çocuklarıma paylaştıracağım diyor. Et
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah babanıza rahmet etsin, size sabır ve afiyet versin. Mal ve cinsellik imtihanının etrafında bu kadar kolay dolaşılabileceğini zannetmemelisiniz. Anneniz yanlış yönlendiriyor sizi. Bereketi kaybetmeyelim derken asıl bereket olan kardeşliği ve huzuru kaybedebilirsiniz. Bizim şahit olduğumuz sayısını hatırlayamadığım kadar çok olan örneklerde bu tür duygu ve temennilerin mahkeme kapılarında eridiğini biliyorum. Size tavsiyemiz şu şekildedir: - Babanızın size bıraktığı malı Şeriat’ımıza göre aranızda taksim edin. - Yaptığınız bu taksimi muhakkak devlet mahkemesi nezdinde tescil edin, sözlü olmasın. - Bu tescilden sonra babanızın işini devam ettirirken kardeşler olarak sanki yabancıymışsınız gibi ortak olmanız mümkündür. Allah yardımcınız olsun.

Hocam biz üç erkek iki kız kardeşiz. Babamız yeni vefat etti. Babamızın çevre şa

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.