Fetva Meclisi
Soru
Hocam Almanya'da yaşıyorum ve helal kazanç elde edebileceğim bir iş arıyorum. Birkaç ay yalnız başıma temizlik işinde çalıştım ancak bu iş beni zihinsel ve fiziksel olarak çok yıprattığı için bırakmak zorunda kaldım. Şu ana kadar sadece kadınların olduğu, helal ürünlerin satıldığı ve namaza engel olmayan bir iş bulamadım. Alternatif olarak şu işleri buldum: Bir kafenin mutfağında çalışmak (kek ve yaş pasta yapımı, İslam’a uygun gıdalara dikkat ettim ancak kafenin içinde alkol satışı var). Bir çanta mağazasında çalışmak (çoğunlukla kadın müşteriler var, ancak arada birkaç erkek de mağazaya geliyor). Bir kadın moda mağazasında çalışmak (açık kıyafet satan bir mağaza, müşterilerin bu kıyafetleri dışarıda giymesi muhtemel. Müşteriler hem Hristiyan hem Müslüman). Bu üç işten hangileri caiz olur veya mekruh/haram mıdır? Tavsiyenize ihtiyacım var. Allah razı olsun şimdiden, cevabınızı bekliyorum.
Cevap
Benzer fetvalar
Bulunduğunuz bölümde kadınların bulunmasında direkt bir sakınca yoktur. Daha sonra meslek icra edilirken dikkat edilmesi gerekecek durumlar olur. O meslek üzerinden Müslümanca yaşayabilir ve sevap kazanabilirsiniz. Sevap kazanmak için para kazanmamak diye bir şart yoktur. Hem sevap hem para olabilir. Sizin asıl amacınızın ne olduğunu ve ne kadar o mesleği şeriatınıza göre icra edebildiğinize bakacaksınız. Helal öğrenim görün, haramdan kendinizi koruyun. İş sahibi olursanız helal iş yapın. Haramlardan korunun. Gerisinde bir sıkıntı yoktur biiznillah.
Sadece alkol ürünleri satılan bir yer olsa orada çalışmamanızı söylerdik size. Ara sıra haram ürünlerin bulunması ise sizin için en azından bir bereket kaybıdır. Daha helal olacak bir iş bulmaya çalışın.
Kimseye yardımda da bulunmayın böyle bir yer de açmayın. Biz camilerde bile nasıl hatasız olabiliriz diye endişelenirken sizin hayalinizin konacak bir yeri yoktur. Asla tavsiye etmeyiz size. Hangi zamanda yaşadığınızı zannediyorsunuz siz? Daha ev eksenli ve daha kadınca işler yapmaya bakınız. Allah yardımcınız olsun, size niyetlerinizin güzellerini ihsan etsin.
Selamünaleyküm. Kişiliğinizden taviz vermeyin. Hastaların özel ihtiyaçlarını görmenizde sakınca yoktur.
Eşinizin helal yolla kazandığı para ile ev geçindirmenizde bir sakınca olmaz. Eşiniz size itiraz ederse o zaman bunları düşünürsünüz. Yeni bir iş ayarlamadan da eski işinizi bozmayın.
Allah Teâlâ hepimizi razı olacağı işlere erdirsin. Kadın, Allah’ın kulu olarak erkekten farklı değildir. Fıtratının gereği farklı olduğu birkaç alan dışarıda tutulursa kul ve insan olarak kadınla erkek aynıdırlar. Temelde böyle görülmelidir konu. Ümmetimizin bütün âlimleri, sahip olma ve tasarrufta bulunmada erkekle kadının aynı olduklarına ittifak etmişlerdir. Kadını bu hususlarda farklı gören bir âlim yoktur. Çünkü mesele Kur'an boyutunda aynı tutulmuştur, kimse farklı bir iddiada bulunamaz. Kadının mal ve para konusunda ne durumda olduğunu şu başlıklarda özetleyebiliriz: a. Kadının mirastan, hibeden, mehrinden ve çalışıp kazandığından birikimi olabilir. Bu birikim nakit para da olabilir diğer helal kullanılabilen menkul veya gayrimenkul yatırımlar, işletmeler olabilir. Malı olan bir kadın hiçbir engel olmadan malı üzerinde tasarruf edebilir. b. Müslüman kadın öğretmenlik, tıp, el sanatları, ticari işletmelerin bayanlar bölümü, din hizmetleri gibi alanlarda çalışabilir. Kadınlığı ve anneliği eritmeyen helal alanlarda çalışmasında sakınca olmaz. Yeter ki bu çalışma beraberinde harama hizmet, halvet gibi sakıncalar getirmesin. Tesettüründen taviz vermeden, velisi ve eşinin ön izni ile çalışırsa bu çalışması onu asi kul olmaya götürmez. Erkek veya kadın herkes her yerde her zaman Allah’ın şeriatına göre olmaya zaten mecburdur. c. Kadının geçimi açısından mali kaynak ele alındığında ise evleninceye kadar babasının onu geçindirmeye mecbur olduğunu bilmemiz gerekir. Anne olarak da geçimi çocuklarının üzerine görevdir. Eş olduğunda da kocası onu geçindirecektir. Kadının yuva yıkıcı, aile dağıtıcı bir durumu olmadığı sürece bu geçindirme ilkesi dinin teminatı altındadır. Hatta kadın normal çalışan bir kadın olduğunda bile eşi onu geçindirmek zorundadır. Boşanmış durumunda da iddeti bitene kadar eşi onu geçindirir. Baba, eş ve evlat sahibi olmayan kadının geçimi onun miras bağı kurulabilecek akrabaları üzerinedir, yine kadın boşlukta değildir. d. Kadın, olağanüstü ihtiyaç durumundaki çocukları, anne babası ve dede ninelerinin geçimini üstlenebilir. e. Kadının malına eşinin hiçbir şekilde müdahale hakkı yoktur. Erkeğin KAVVAME hakkı içinde kadının malına karışma maddesi yoktur. Kadın malını harcarken bir harama, israfa harcamıyorsa bir başkasına danışmaya mecbur değildir. Bu sormama kuralına eşi de dâhildir. Kadın malı ile alakalı konularda eşine karşı bir eksiklik oluşturmadığı sürece izni dâhilinde iş yapmak zorunda olmaz. Genel kurallar bu şekildedir. Allah Teâlâ erkeğimizle kadınımızla hepimizi helal ve bereketli mal sahibi olmaya kavuştursun.
helal konusundaki diğer fetvalar
Yaptığınız işte bir harcama kapalılığı yani tartışma konusu olabilecek bir nokta veya ücret oranı üzerinde tartışma olmadığına/olmayacağına göre sizin açınızdan ve işi veren açısından helallik sorunu da yok demektir. Bu şekilde çalışabilirsiniz.
Aşağıdaki cevabımızı inceleyebilirsiniz: https://fetvameclisi.com/fetva/e120-gibi-katki-maddesi-iceren-gidalar-tuketmek-caiz-midir
Etil alkol gibi sarhoş edici bir nesne direkt katılırsa gıdayı haram hale getirir. Alkol gıdada kendiliğinden oluşursa sarhoş edici seviyeye geldiğinde haram olur. Meyve suları, sirke, turşu gibi gıdalarda oluşan alkol %0,2-0,3 düzeyine kadar sarhoş edici olmadığı için gıda da haram olmaz. Kefir, boza bunun örneğidir. O noktaya gelmedikçe haram olmaz. Gıdanın köpürmesi, tadının keskinleşmesi, paketli gıdalarda son tüketim tarihi veya açıldıktan sonraki tüketilme için verilen tarih alkolleşme ihtimalinde ölçü olarak alınabilir. Alkol çözücü olarak kullanıldığında ise (mesela aromanın çözümünde kullanılması durumu) farklıdır. Her ne kadar sarhoşluk verici bir nesne olarak içilmesi haram ise de cüzi bir oranda çözücü olarak kullanıldığında gıdayı haram hale getirmeyebilir.
İnsanlığın ve toplumun makul ve helal bir ihtiyacını karşılayan her iş kendi ekseninde önemlidir. Haram olmadıktan sonra hiçbir iş için “gereksiz” denemez. Böyle bir iddia ya kendimizi başkalarından üstün görme yani kibir gösterir ya da bindiğimiz dalı kesmeyi gösterir; ikisi de kabul edilemez. Atık su işinde çalışmak basit ve seviyesiz görülebilir ama bugünkü hayatta kaç gün o işin bakımı yapılmadan sağlıklı yaşanabilir? Tepeden bakan anlayışı hayata uyumlu bir anlayış olarak göremeyiz. Helal ve sağlıklı olduktan sonra her iş rızık kazanmak için uygundur. Elbette belli bir kabiliyet, eğitim ya da benzeri birikimlere sahip olanlar daha iyi işleri seçeceklerdir. Müslüman olarak da seçmelidirler. Ancak böyle bir seçme gerekliliği başka işlerde bulunanları hor görmeye ruhsat oluşturmaz. Kur'an’ımız bize Davud aleyhisselamı büyük bir Peygamber aleyhisselam olarak tanıtırken aynı zamanda bir DEMİRCİ USTASI olduğunu da bildiriyor. Tekrar vurgulayacak olursak, biz ve çocuklarımız kaliteli ve zengin işlerde çalışsın isteyebiliriz, istemeliyiz de ama onların kabiliyetlerini ve toplumun ihtiyacını istesek de yok kabul edemeyiz. Allah Teâlâ’nın yarattığı bu düzende büyük bir planlama ve hikmetler bulunmaktadır. Biz en iyi için yatırım yaparız ama taş yuvarlanır yerini bulur; hayat budur, böyledir. Ölçümüz helal ve sağlıklı olmalıdır. Kabiliyet ve fırsatları yok kabul edemeyiz. İnsanları meslekleri ve işleri üzerinden değerlendirmek asla kabul edilemez.
İşini aldığınız işveren size “bizzat sizin yapmanızı şart koşuyorum” dedi ise o işi ikinci birine yaptıramazsınız. Sadece işin kalitesi ve zamanını size şart getirmiş ise sizin onu başkasına yaptırıp kâr etmenizde sakınca olmaz.
Gizli saklı bir iş olmadıkça, devlet yöneticisinin ve onu temsil edenin bu tür müsamahaları normaldir. Bir hak ihlali olarak görülmez. Zira mesul kişi sorumluluğu altındaki işi icra etmekle mükelleftir. İcra edebileceğine inanarak belli müsamahalar gösterebilir. Eğer bir sorumluluk varsa o sorumluluk yetkiliye aittir.