Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben bir kurumda stajyerim ve haftanın üç günü staj görüyorum. Ramazan’da şube müdürümüz kendi aramızda çalışma saatlerimizi ayarlamamızı istedi. Yani bu durumda bazı kişiler sabah bazıları ise öğleden sonra gelecek. Ben de biraz şüpheye düştüm, bir aylığına yarım gün çalışacağız ve tam gün maaşı alacağız. Bu durumda ne yapmalıyım? Yardımcı olursanız memnun olurum.
Cevap
Benzer fetvalar
Çalışma saatinizde, iş yerinizle ilgili olmayan işleri yapmanız doğru değildir. İş sahipleri müsamaha ettikten sonra sorun olmaz.
İşçi/işveren ilişkilerinde sözleşme esastır. Sözleşme bulunmayan noktalarda ise meri kanunlar muteberdir. Sizin durumunuzda hatalı siz görünüyorsunuz. İçinizden razı olmadığınız şeye neden razı görüntüsü veresiniz ki? Rızık hiçbir patronun elinde değildir. Razı olmadığınız yerde şahsiyetinizi eskitecek yerde daha makul bir iş yeri bulmalısınız.
Kurum amirinizin onayı varsa bir sakıncası olmaz. Yeter ki helal bir iş olsun. Allah yardımcınız ola.
Selamünaleyküm. Bir işte çalışan mü'min, anlaşmasındaki çalışma saatine sadık kalmak zorundadır. İş sahipleri izin vermedikçe nafile bir ibadeti bile işini aksatacak şekilde yapamaz. Ancak farzlar için izin almak gerekmez. Mesela namaz kılmak için izin gerekmez; mü'mini çalıştıran onun namaz kılacağını bilerek işe almıştır kendisini. Nafile ibadetlerde ise durum böyle değildir. İlim de genelde nafile ibadetlerdendir. Dolayısıyla, sizin anlattığınız gibi ise siz yanlış yapmadınız.
İlk fırsatta daha temiz bir işe geçmeye niyetli olun. Orayı benimsemeyin. O işi sevmeyin. Zorunlu olarak, bir ameliyathanede bekler gibi bekleyin. İş de arayın.
Bu kartı size hak ettiğiniz şartlarda verdi ise onunla alışveriş yapmanızda sakınca olmaz ama siz hak etmediğiniz bir şeyi hileli bir şekilde almış olsaydınız o size helal olmazdı.
helal konusundaki diğer fetvalar
İşini aldığınız işveren size “bizzat sizin yapmanızı şart koşuyorum” dedi ise o işi ikinci birine yaptıramazsınız. Sadece işin kalitesi ve zamanını size şart getirmiş ise sizin onu başkasına yaptırıp kâr etmenizde sakınca olmaz.
İnsanlığın ve toplumun makul ve helal bir ihtiyacını karşılayan her iş kendi ekseninde önemlidir. Haram olmadıktan sonra hiçbir iş için “gereksiz” denemez. Böyle bir iddia ya kendimizi başkalarından üstün görme yani kibir gösterir ya da bindiğimiz dalı kesmeyi gösterir; ikisi de kabul edilemez. Atık su işinde çalışmak basit ve seviyesiz görülebilir ama bugünkü hayatta kaç gün o işin bakımı yapılmadan sağlıklı yaşanabilir? Tepeden bakan anlayışı hayata uyumlu bir anlayış olarak göremeyiz. Helal ve sağlıklı olduktan sonra her iş rızık kazanmak için uygundur. Elbette belli bir kabiliyet, eğitim ya da benzeri birikimlere sahip olanlar daha iyi işleri seçeceklerdir. Müslüman olarak da seçmelidirler. Ancak böyle bir seçme gerekliliği başka işlerde bulunanları hor görmeye ruhsat oluşturmaz. Kur'an’ımız bize Davud aleyhisselamı büyük bir Peygamber aleyhisselam olarak tanıtırken aynı zamanda bir DEMİRCİ USTASI olduğunu da bildiriyor. Tekrar vurgulayacak olursak, biz ve çocuklarımız kaliteli ve zengin işlerde çalışsın isteyebiliriz, istemeliyiz de ama onların kabiliyetlerini ve toplumun ihtiyacını istesek de yok kabul edemeyiz. Allah Teâlâ’nın yarattığı bu düzende büyük bir planlama ve hikmetler bulunmaktadır. Biz en iyi için yatırım yaparız ama taş yuvarlanır yerini bulur; hayat budur, böyledir. Ölçümüz helal ve sağlıklı olmalıdır. Kabiliyet ve fırsatları yok kabul edemeyiz. İnsanları meslekleri ve işleri üzerinden değerlendirmek asla kabul edilemez.
Mezar kazma işinden ücret almakta ve ücret vermekte sakınca olmaz. Elbette Allah rızası için yapılırsa daha iyi olur, sevap bir iş olur.
Dinimiz her şeyi niyete bağlamıştır. Niyet ise kulun arzusunun Allah Teâlâ tarafından samimi bulunan şeklinin adıdır. Bizim adına niyet dememizin anlamı olmuyor, Allah “kulun niyeti” diye bir şeyi kabul ediyorsa o niyet muhteşemdir, olduğu gibi kazançtır. O niyet sayesinde kul, yatağında öldüğü hâlde şehitler gibi dirilebilir kıyamet gününde. Kul, malını helal yollarla kazanıyor, o maldaki Allah’ın hakkı olanı veriyor ve kazancını Allah’ın helal ettiği alanlarda tüketmeye niyetli bulunuyorsa biiznillah onun malı o öldükten sonra onun için hayır kapısı olur.
Size sunulan yemek hakkı iki türlü olabilir: Size orada yemek yeme izni vermiştir. Şu kadar yiyebilirsin dediği zaman oradaki yediğin sana helaldir ama bu helal olma sadece ORADA YEMEKLE sınırlıdır. İkinci durumda ise orada yiyeceğinizi SİZE VERMİŞTİR. Yani “bu senindir” demiştir. Bu şekildeki izni söz konusu ise onu yiyebilir veya götürebilirsiniz. Bu iki durumdan hangisi size aittir bilemiyorsanız sorumlu yöneticiye sorarak tespit edebilirsiniz.
Helal şeyleri helal bir yöntemle tarif ediyorsan bundan bir sakınca oluşmaz. • Yenmesi/içilmesi haram olan şeyleri tarif etme. • Mesela sol elle yenebileceğine dair bir hatayı gösterme. • İsraf olacak bir uygulama yapma. • Yalan ve hile yapma, doğru ve gerekli olanı göster. • Müslümanlara ait olmayan ve Müslümanları etkileyebilecek olan kültürleri övme. • Sana bağlı ortamda avret teşhiri gibi bir hata olmasın. Sakınca olmaz biiznillah, kazancın da helal olur.