Fetva Meclisi
Soru
Saygıdeğer hocam, özel sektörde çalışıyorum. Çalıştığım iş yeri ile yaptığımız yazılı iş sözleşmesinde çalışma saatlerinde kanunun belirlediği süreler yazmakta. Fakat her gün 1,5 saat fazla çalışıyoruz ve iş yerindeki konumum gereği akşamları ya da tatil günlerinde mesai yapabiliyoruz. Karşılık olarak herhangi bir ücret almıyoruz. Bu duruma kalben razı değiliz fakat iş verenimiz ile mesai saatlerini konuşmamız bile iş verenin sözleşmemizi fesh etmesine sebep olacağı için sesimiz çıkmıyor. Yani işveren tarafına da razı gibi görünüyoruz. Zahiren razı görünüyor olmak durumu göz önünde bulundurulduğunda adaleti mahzaya muhalif bir durum ortaya çıkıyor mu, bu durumdan çalışanın lehine bir hak doğuyor mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Meselenin yasal boyutunu ele almıyorum, o sizin de takdir edebileceğiniz ve zaten kanunen size uygulattırılabilecek bir bölümdür. Size sadece “dinen” dediğiniz boyutu ile cevap veriyorum: Bu durumda, elemanınıza sözleşme haricinde bir iş yapmadığınız yani baskı olmadan hür iradesi ile evet dedirterek iş yaptırdığınız sürece ve onun sizden bir talebi olmadığı sürece HARAM İŞLEME, HARAM KAZANMA, KUL HAKKI durumu yoktur. Kanaatimiz budur.
Bu durum, eşinizin iş yeri sahibi ile anlaşmasına veya alakasına bağlıdır. Genel olarak iş sahibi izin veriyorsa veya müsamahalı davranıyorsa kazançta sorun yoktur. Öyle değilse kazançta sıkıntı var demektir. Bu ise sizinle direk alakalı değildir, eşinizi tatlı dille ikaz etmeniz yeterlidir.
Selamünaleyküm. Bir işte çalışan mü'min, anlaşmasındaki çalışma saatine sadık kalmak zorundadır. İş sahipleri izin vermedikçe nafile bir ibadeti bile işini aksatacak şekilde yapamaz. Ancak farzlar için izin almak gerekmez. Mesela namaz kılmak için izin gerekmez; mü'mini çalıştıran onun namaz kılacağını bilerek işe almıştır kendisini. Nafile ibadetlerde ise durum böyle değildir. İlim de genelde nafile ibadetlerdendir. Dolayısıyla, sizin anlattığınız gibi ise siz yanlış yapmadınız.
Gizli saklı bir iş olmadıkça, devlet yöneticisinin ve onu temsil edenin bu tür müsamahaları normaldir. Bir hak ihlali olarak görülmez. Zira mesul kişi sorumluluğu altındaki işi icra etmekle mükelleftir. İcra edebileceğine inanarak belli müsamahalar gösterebilir. Eğer bir sorumluluk varsa o sorumluluk yetkiliye aittir.
Çalışan ve çalıştıran arasındaki sözleşmeye iki tarafın da bağlı kalması gerekir. Mesela günde sekiz saat çalışma karşılığı x ücrete anlaşmış olan bir çalışan o sekiz saati doldurmak zorundadır. Çalıştıran da sözleşilen ücreti tam vermek zorundadır. Ne çalışanın bir saat veya daha az bir zaman gecikme/çalışmama hakkı vardır ne de çalıştıranın ücretten kısma hakkı vardır. Bu konuda yaşanılan ülkedeki kanunlar ve örf ne diyorsa onunla hükmedilebilir. Helallik açısından iş sahibinin mesela yirmi dakikalık gecikmeye tekabül eden ücreti aylıktan kesmesi hakkıdır. Daha fazla kesmesi durumunda ise çalışan meşru yollarla hakkını talep etmekle yanlış bir iş yapmaz.
Çalışma saatinizde, iş yerinizle ilgili olmayan işleri yapmanız doğru değildir. İş sahipleri müsamaha ettikten sonra sorun olmaz.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
İnsanlara din satanlarla selamlaşılmamalıdır. Başkaları varken onların arkasında namaz kılınmamalıdır.
Tuvalet ve benzeri kirli yerlerde salavat getirilmez. Bunun dışında her yer ve her zaman salavat için uygundur. Yalnız ELLER KİRLİ İKEN SALAVAT GETİRMEK şeklinde bir kural oluşturuldu ise buna uymamak gerekir. Bu bir bid'at olur o takdirde. Yapılmamasına dikkat edilmelidir.
Bunun bir engeli yoktur.
Müslüman, kırıcı ve itici olmamalıdır. Bunun yanında haram yiyecek kadar gafil de olmamalıdır. Bu iki hususun ortasında dengeli bir tutum içinde olmak gerekir. Öncelikle bulunduğunuz evin, sizi hassasiyetlerinizin taşındığı bir ev olduğunu biliyorsanız elbette hiçbir şey sormayacaksınız. Şüpheniz varsa şu ve şu maddeleri kullanmadığınızı nazik bir dille izah edeceksiniz.
Mevcut anlayış içinde böyle bir hadise yer bulmak mümkün değildir. Zira bu hadiste dinimizin en temel prensiplerinden biri olan ‘evden erkeğin mesul olması’ üzerine kurulu bir anlayış vardır. Evden erkek mesuldür. Erkek iyi olunca zaten aile ve ailenin bireyleri de dinleri açısından hayır üzere bulunacaklardır. Eğer erkeğin bu tavrı kadının saliha olması sayesinde yüzde elli kolaylaşırsa gerisi erkek açısından daha da kolay olacak demektir. Yani bulunması zor olan kadının salihalığıdır. Kadın bunu sağlamaya vesile olunca hadisteki onca müjde devreye girmektedir. Rabbim yardımcımız olsun.
Normal gıda olarak tüketilmesi alkolle bulaştırıldığında caiz olmaz. Doktor onaylı bir tedavide kullanılacaksa ilaç hükmünde olacağı için kullanılabilir.