Fetva Meclisi
Soru
Selamün aleyküm değerli hocam. Ben özel bir şirkette muhasebe müdürlüğü görevi yapmaktayım, benim emrim altında çalışan arkadaşlardan bir tanesi mesai dahilinde yaklaşık 2-3 saat veya daha fazla zamanlarda kuran, hadis okumaktadır. Ben kendimi işverenime karşı sorumlu hissettiğim için kendisini ikaz ettim, bu arkadaş da boş zamanlarımda veya mesai saatinin bitimine bir bucuk saat önce okuduğunu söyledi. Ayrıca bana da kırılarak küstü, hocam kafama takılan şu bu arkadaşın okuması normal mi? Acaba ben vebal ve cenabı hakka karşı hata mı işledim, ikaz etmiyecek mi idim? Zira kuranı kerime, sünetlere uymaya çalışan bir kardeşinizim. En az o kimse kadar ben de kuran ve sünneti yaşamaya çalışan biriyim. Hocam ne olur bu hususta içimdeki huzursuzluğu giderin şayet hatalı isem gidip o kardeşimden benden küçük olmasına rağmen özür ve helallik isteyeceğim. Rabbim sizden razı olsun. Cevabınızı bekliyor, sizi cenabı ALLAHA emanet ediyorum.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. İbadetler, FARZLAR VE NAFİLELER olmak üzere ikiye ayrılır. Patronunuz nafileleri kastediyorsa doğru söylüyor, önce işinizi halledin sonra nafilelere bakın. Farzları da bu sınıfa sokuyorsa o işine baksın, parasını saysın; farzların önünde iş olmaz. Elbette iş sahibinin hukukuna riayet etmeye mecbursunuz. Yeter ki sıralamada bir hata yapmayın; önce Allah'ın hakkı sonra patronun hakkı olacak. Allah işinizi kolay etsin.
Bir işte çalışan mü'min, iş yerinde namazları kılacaktır. Mü'min çalıştıran işveren, onun namaz kılacağını bilerek işe almıştır onu. Bu sebeple iş yerinin namaz kılmaya mani olmasını kabul etmeyiz. Yalnız işçinin de mesai anında iken namaz kılmak için camiye dışarı çıkması ve vakti uzatacak şekilde kılması da doğru olmaz. Abdestini önceden alarak ve sadece farzları kılarak kısa bir zamanda işine de zarar vermeden namaz vazifesini bitirebilir. Bu nedenle kritik işlerdeki mü'minlerin sadece farzları kılması yönünde bir tavsiyede bulunulabilir. Eğer iş ortamı açısından bir sıkıntı oluşmuyorsa elbette sünnetler de eda edilmelidir. Allah yardımcımız olsun.
Selamünaleyküm. Namaz son kaledir, ondan taviz vermemelisiniz. Başka şehirlerde de olsa arayışınız devam etsin. Allah size sabırlar versin.
Evet, hayatın gerçeği budur, böyledir. Yalnız bu sürekli böyle gitmez. Bir süre sonra toparlayabilirsin. Şeytan seni perişan etmesin. Şu andaki durumunu mevsim değişikliği gibi anlamaya çalış. Aileni ihmal etme. Farzlarda hiçbir şekilde aksaklık yapma. Haramlardan uzak dur. Çok geçmeden vakit bolluğu ve planlı iş yapma düzeyine geleceksin. Bu da bir imtihan ve bu da bir süreçtir.
Selamünaleyküm. İş ile merhametin kesiştiği yerde durmalısınız. İşe dair kuralları merhamet alanının dışına taşıyın. Merhametiniz işinizi ezerse, şeytan merhamet adı ile iki tarafa da işkence zemini oluşturur. İşe dair kullarınız şeffaf ve kesin kurallar olsun. O kurallarda merhamete gerek yoktur. Bunun dışında ise anne olun, arkadaş olun; rahat edeceksiniz, rahat ettireceksiniz. Size dualar ederiz.
Aleykümselam.Böyle olması normaldir. Büyük bir imtihan içindeyiz. Yaşınıza göre başınıza gelecek olan böyle bir durumdur. Vaktinizden çok iş üretecek bir program oluşturmalısınız. Uyumaya bile vaktiniz kalmayacak şekilde iş üretin, çalışın, gezin ama boş kalmayın. Arkadaş çevrenizi de yenilen ve büyütün. Duayı unutmayın.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Evinizi geçindirmekte zorlanacak duruma gelirseniz ve sakalla da iş bulamazsanız sakalınızı kesebilirsiniz. İlk fırsatta sakallı mü'min olma heyecanınızı kesmeyin, zarar etmezsiniz biiznillah.
Selamünaleyküm. Önce, bu işi yani ayakta kalma, imanı güçlü tutma işini, mü'min olmanın en büyük gereği olarak görmelisiniz. Ankara'da değil de Mekke'de bile yaşasanız bu imtihan sizi bulacaktı. Sizin özel sorununuz değildir bu. İmtihan olmak budur, peygamberler başta olmak üzere bütün mü'minler bu badireden geçmişlerdir. Bunu böyle bilmenizin size çok yararı olacaktır. İkinci olarak da aç bir çocuğun elindeki kekin hepsini ağzına sokmaya çalışması gibi bir tutum içine girip, bir haftada İslam'ın bütününü kuşatmaya kalkmayın; boğulursunuz. Adım adım ama geçmişin değerlendirmesini yaparak ilerlemelisiniz. Bu adım adımlığı, mesela tesettürde de uygulayabilirsiniz. Bir günde kapkara kıyafete girmek yerine bir sefirinde etek tipinizi, öbür seferinde baş örtüsünü derken bir yıla yayabilirsiniz tesettür durumunu düzeltmeyi. Diğer durumları da buna kıyas edin. Ara sıra evinizin dışına taşın. Bir mahreminizle beraber mesela İstanbul'da durumunu iyi gördüğünüz bir aileye açılın. Onların ne yaptıklarını izleyin. Eğer sizden iyi görrüseniz taklit edersiniz, sizden iyi değillerse hâlinize şükredersiniz, onlara tavsiyede bulunursunuz. Ne olursa olsun sakın umutsuz kalmayın, umut ve heyecan en çok muhtaç olduğunuz iki ihtiyacınızdır. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Bu tür kavramlar Kur'an veya Sünnet kaynaklı değildir. O işle iştigal edenlerin kullandığı kavramlardır. Eğer okuma yoluyla o kişi bir tedavi yapabilecekse onu yapsın, yoksa sizi oyalama amaçlı gibi bir ifade şeklinde görülmektedir. Bilhassa tıbbî tedaviyi önemsemenizi tavsiye ederim. Çok geçmiş olsun.
Selamünaleyküm. İç çamaşırda görülen renk necaset değildir. İdrar değerse veya necasetin rengi değil kendisi bulunursa ve bu bulunma da sizin ELİNİZİN İÇİ KADAR bir alanı aşarsa o çamaşırla namaz kılamazsınız. Bir özür yoksa böyle bir necaset de büyük oranda olmaz. Kendinizi sıkmayın.
Selamünaleyküm. Pek mübarek bir niyetiniz var. Alalh Teâlâ sizi emelinize ulaştırsın. Hafız olmak, elbette elinle göklere değmek gibi büyük bir şeydir. İnsanın eliyle göklere değmesi ne demekse hafızlık da aynen odur. Böyle bir iş de elbette zordur. Zorluğu yanında da İblis böyle bir işe gireni kesinlikle rahat bırakmayacaktır. Zira onun da hedefi kimsenin eliyle göklere değmemesini sağlamaktır. Bu nedenle kimi hafız adayları mesela cep telefonu ile meşgul olduğu için bitiremez, kiminin karnı ağrır, kiminin annesi rahatsız olur, kiminin de akla gelmez manileri çıkar. Çünkü hafız olmak bin nimet demekse onun bin de engeli olacaktır. Kim, barikatlara takılıp kalırsa o emeline ulaşamayacak kim de önüne gelen barikatı aşmayı becerebilirse o da Kur'an Ehli olarak Rabbine kavuşacaktır. Akşam vakitlerindeki zihin yoğunluğunuz normaldir. Mümkün olduğu kadar kendinize düşünmeye, fikir üretmeye uygun boş vakit bırakmamalısınız. İlk boş vaktinizi şeytan kendi lehine değerlendirecektir. Bir hafıza şeytanın en büyük telkini, Kur'an'ın büyüklüğünü ve ağırlığını öne çıkararak yıldırma hamlesidir. Buna hazırlıklı olun. Bir hafızlık iki yılla dört yıl arasında bitmelidir. İki yıldan önce biten pek zayıf kalır ve erir. Dört yıldan fazlası da bıktırır. Yedi sayfaya geldiğinize göre kendinize şöyle bir test yapabilirsiniz: Mesela dördüncü sayfalardan birini yarım saat tekrar ettikten sonra yanlışsız veya bir yanlışla okuyabiliyorsanız, o yedi sayfa elinizdedir demektir. Eğer yarım saate rağmen üçten fazla hata çıkıyorsa zayıf ilerliyorsunuz. Buna göre ayarlayın kendinizi. Evde veya medresede yapmanızın bir farkı olmaz. Siz çocuk değilsiniz; yaşınız, evde de ezber yapmanıza müsait bir yaştır. Ezberde şöyle bir kural izlemelisiniz: - Her hangi bir sayfa ezberlendi denmek için, ezber çalışmasının üzerinden bir gece geçmelidir. Üzerinden gece geçen ve sabah kalkıldığında bir iki tekrarla okunabilen sayfa ezberlenmiştir. Bunun dışında adeta boşuna yorulursunuz. - Bir hocanın dinlemediği sayfayı ezberlenmiş saymayın. - Bir cüze çalışırken, YENİ EZBERLEDİĞİNİZ SAYFAYLA, ESKİ EZBERLENMİŞ TEKRARLANAN SAYFAYA AYNI ORANDA ÇALIŞMALISINIZ. Nasıl olsa eski ezber diyerek aldanmayın. Sonra önünüzde bir kamyon tuğla gibi bulursunuz o sayfaları. Hafızlık kadar dua isteyen bir şey belki de yoktur. Anneniz size çok uda etsin. Siz de dua edin. İki şeye dua edin. Biri hafız olabilmek, diğeri de HAFIZ OLARAK KALABİLMEK için. Şu anda mealle uğraşmak şirin görünür ama size hafızlık bakımından zararı vardır. Hafızlık sadece ona yoğunlaşmayı ister. ize de uda edin, Allah yolundasınız. Üzerinde yürüdüğünüz yo, cennet yoludur.
Selamünaleyküm. Bu durumda sizin izah ettiğiniz şekilde ise oruca bir zarar gelmemiştir.