Fetva Meclisi
Soru
Selamün aleyküm hocam benim sorunum iş le ilgili ben muhasebeciyim ve sünnet üzere sakalım var fakat bu sakalla iş bulmakta çok zorlanıyorum 35 yaşındayım ve 20 yaşından beri böyle sakallıyım yani artık sakal benim için kolum, kulağım gibi bir organım gibi fakat evli olmam ve de iş hayatında artık çok zorlanmam nedeniyle ne yapacağımı şaşırmış vaziyetteyim ticaret yapamayacak kadar da beceriksiz ve korkak biri olarak yetiştirildim (malesef çoğu müslüman kardeşim de öyle galiba illa köle düzeninin aşığı ticaret bilmez kişileriz) sonuç olarak ne yapmalıyım? Bir tarafta kazanç ve ekmek kapısı ve de kariyer diğer tarafta cennet. Bunları yazarkenki duygularım inan çok karışık ve iç acıtıcı ALLAH RASULÜNÜN ümmetinin durumuna bakın dedirtecek hadise kısaca saygılarımla.
Cevap
Benzer fetvalar
Sakal mühim Sünnetlerden bir Sünnettir. Zarureti olmayan Müslüman sakallı olmalıdır. Yaşadığımız topraklarda ise sakalla ilgili olarak sizin gibi gençler için bir zaruretin varlığı söylenebilir. Sakalı bu nedenle kısaltmanızda sakınca olmaz. Yeter ki Sünnete bağlılık heyecanınız eksilmesin.
Selamünaleyküm. Bütün alacaklılarınızla görüşün. Durumunuzu izah edin. Kaçmadığınızı, borcunuzu itiraf ettiğinizi beyan edin. Hakkını helal edene teşekkür edin, onu listeden silin. Hakkını talep edenden de geniş bir zaman isteyin. Kabul ederse teşekkür edin. Etmezse acziyetinizi söyleyin, yapabileceğiniz bir şey olmadığını açıklayın. Neticede de ödemeye kararlı olun. Evde yatıp kalmayın. Çift mesai yapın, dilenin ama borçlarınızı aklınızdan silmeyin. Böyle yaparsanız Allah size yardım eder, onların kalbini yumuşatır. Sakın bu nedenle namazı ve diğer insani işlerinizi savsaklamayın. Siz, borcunuza sahip oldukça sıkıntı yoktur.
Aleykümselam. Sakal kesin Sünnet olan emirlerdendir. Fakat sakalın yasak olduğu ortamlarda sakalsız bulunmak caizdir. Böyle bir durumda sakallı olmayı istediğimizi meleklerin şahit olacağı şekilde içimizde saklarız. İlk fırsatta da sakallı oluruz. Bu aradaki sakalsız zamanımız için de Rabbimizin rahmetine sığınırız. Talebe olarak sakalsız olabilirsiniz, yeter ki yüreğinizden sakal ve Sünnet eksik olmasın.
Selamünaleyküm. 1- Teşekkür eden olmak Mü’min olmamızın gereğidir. Teşekkürü, bir haramı gündeme getirebilecek düzeye getirmek asla caiz olmaz. Mahrem/namahrem ölçülerine riayet ederek görüşme yapılabilir. Bunu da şeytanın ifsat aracı olarak kullanabileceğini unutmamalıyız. 2- Kadının çalışmaması esastır. Helal dairesinde çalışılabilir. Eş adayınızın çalışmama talebini ise kabul etmek ya da evlenmemek zorundasınız. Yapacağınız akademik çalışma tıp gibi kadınların da bulunması gereken alanlardan birinde ise tavsiye ederiz. Diğer alanlarda ise kadınlığınızı değerlendirmeniz kaliteli bir anne, iyi bir eş olmanız daha iyidir.
Aleykümselam. Takke çıkarmanızın dinen bir sakıncası yoktur. Evet, takkeli olmak Müslüman kültürümüzün gereğidir ama şu anda takkeden daha elzem konularla yoğrulmuş bir gündem yaşıyoruz. Sakalınıza ise okuldan ötürü dokunmanız gerekmez. Öyle bir yasak yoktur.
Selamünaleyküm. Sakal bırakmakla yaptığınız işin bir alakası yoktur ama sakaldan önce o işten kurtulmayı düşünseniz daha iyi edersiniz.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Önce, bu işi yani ayakta kalma, imanı güçlü tutma işini, mü'min olmanın en büyük gereği olarak görmelisiniz. Ankara'da değil de Mekke'de bile yaşasanız bu imtihan sizi bulacaktı. Sizin özel sorununuz değildir bu. İmtihan olmak budur, peygamberler başta olmak üzere bütün mü'minler bu badireden geçmişlerdir. Bunu böyle bilmenizin size çok yararı olacaktır. İkinci olarak da aç bir çocuğun elindeki kekin hepsini ağzına sokmaya çalışması gibi bir tutum içine girip, bir haftada İslam'ın bütününü kuşatmaya kalkmayın; boğulursunuz. Adım adım ama geçmişin değerlendirmesini yaparak ilerlemelisiniz. Bu adım adımlığı, mesela tesettürde de uygulayabilirsiniz. Bir günde kapkara kıyafete girmek yerine bir sefirinde etek tipinizi, öbür seferinde baş örtüsünü derken bir yıla yayabilirsiniz tesettür durumunu düzeltmeyi. Diğer durumları da buna kıyas edin. Ara sıra evinizin dışına taşın. Bir mahreminizle beraber mesela İstanbul'da durumunu iyi gördüğünüz bir aileye açılın. Onların ne yaptıklarını izleyin. Eğer sizden iyi görrüseniz taklit edersiniz, sizden iyi değillerse hâlinize şükredersiniz, onlara tavsiyede bulunursunuz. Ne olursa olsun sakın umutsuz kalmayın, umut ve heyecan en çok muhtaç olduğunuz iki ihtiyacınızdır. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Bir işte çalışan mü'min, anlaşmasındaki çalışma saatine sadık kalmak zorundadır. İş sahipleri izin vermedikçe nafile bir ibadeti bile işini aksatacak şekilde yapamaz. Ancak farzlar için izin almak gerekmez. Mesela namaz kılmak için izin gerekmez; mü'mini çalıştıran onun namaz kılacağını bilerek işe almıştır kendisini. Nafile ibadetlerde ise durum böyle değildir. İlim de genelde nafile ibadetlerdendir. Dolayısıyla, sizin anlattığınız gibi ise siz yanlış yapmadınız.
Selamünaleyküm. İç çamaşırda görülen renk necaset değildir. İdrar değerse veya necasetin rengi değil kendisi bulunursa ve bu bulunma da sizin ELİNİZİN İÇİ KADAR bir alanı aşarsa o çamaşırla namaz kılamazsınız. Bir özür yoksa böyle bir necaset de büyük oranda olmaz. Kendinizi sıkmayın.
Selamünaleyküm. Bu tür kavramlar Kur'an veya Sünnet kaynaklı değildir. O işle iştigal edenlerin kullandığı kavramlardır. Eğer okuma yoluyla o kişi bir tedavi yapabilecekse onu yapsın, yoksa sizi oyalama amaçlı gibi bir ifade şeklinde görülmektedir. Bilhassa tıbbî tedaviyi önemsemenizi tavsiye ederim. Çok geçmiş olsun.
Selamünaleyküm. Pek mübarek bir niyetiniz var. Alalh Teâlâ sizi emelinize ulaştırsın. Hafız olmak, elbette elinle göklere değmek gibi büyük bir şeydir. İnsanın eliyle göklere değmesi ne demekse hafızlık da aynen odur. Böyle bir iş de elbette zordur. Zorluğu yanında da İblis böyle bir işe gireni kesinlikle rahat bırakmayacaktır. Zira onun da hedefi kimsenin eliyle göklere değmemesini sağlamaktır. Bu nedenle kimi hafız adayları mesela cep telefonu ile meşgul olduğu için bitiremez, kiminin karnı ağrır, kiminin annesi rahatsız olur, kiminin de akla gelmez manileri çıkar. Çünkü hafız olmak bin nimet demekse onun bin de engeli olacaktır. Kim, barikatlara takılıp kalırsa o emeline ulaşamayacak kim de önüne gelen barikatı aşmayı becerebilirse o da Kur'an Ehli olarak Rabbine kavuşacaktır. Akşam vakitlerindeki zihin yoğunluğunuz normaldir. Mümkün olduğu kadar kendinize düşünmeye, fikir üretmeye uygun boş vakit bırakmamalısınız. İlk boş vaktinizi şeytan kendi lehine değerlendirecektir. Bir hafıza şeytanın en büyük telkini, Kur'an'ın büyüklüğünü ve ağırlığını öne çıkararak yıldırma hamlesidir. Buna hazırlıklı olun. Bir hafızlık iki yılla dört yıl arasında bitmelidir. İki yıldan önce biten pek zayıf kalır ve erir. Dört yıldan fazlası da bıktırır. Yedi sayfaya geldiğinize göre kendinize şöyle bir test yapabilirsiniz: Mesela dördüncü sayfalardan birini yarım saat tekrar ettikten sonra yanlışsız veya bir yanlışla okuyabiliyorsanız, o yedi sayfa elinizdedir demektir. Eğer yarım saate rağmen üçten fazla hata çıkıyorsa zayıf ilerliyorsunuz. Buna göre ayarlayın kendinizi. Evde veya medresede yapmanızın bir farkı olmaz. Siz çocuk değilsiniz; yaşınız, evde de ezber yapmanıza müsait bir yaştır. Ezberde şöyle bir kural izlemelisiniz: - Her hangi bir sayfa ezberlendi denmek için, ezber çalışmasının üzerinden bir gece geçmelidir. Üzerinden gece geçen ve sabah kalkıldığında bir iki tekrarla okunabilen sayfa ezberlenmiştir. Bunun dışında adeta boşuna yorulursunuz. - Bir hocanın dinlemediği sayfayı ezberlenmiş saymayın. - Bir cüze çalışırken, YENİ EZBERLEDİĞİNİZ SAYFAYLA, ESKİ EZBERLENMİŞ TEKRARLANAN SAYFAYA AYNI ORANDA ÇALIŞMALISINIZ. Nasıl olsa eski ezber diyerek aldanmayın. Sonra önünüzde bir kamyon tuğla gibi bulursunuz o sayfaları. Hafızlık kadar dua isteyen bir şey belki de yoktur. Anneniz size çok uda etsin. Siz de dua edin. İki şeye dua edin. Biri hafız olabilmek, diğeri de HAFIZ OLARAK KALABİLMEK için. Şu anda mealle uğraşmak şirin görünür ama size hafızlık bakımından zararı vardır. Hafızlık sadece ona yoğunlaşmayı ister. ize de uda edin, Allah yolundasınız. Üzerinde yürüdüğünüz yo, cennet yoludur.
Selamünaleyküm. Bu durumda sizin izah ettiğiniz şekilde ise oruca bir zarar gelmemiştir.