Fetva Meclisi
Soru
Ben 20 yaşında, üniversite okuyan bir gencim. Elhamdülillah sünnet üzere sakal bırakıyorum ve sakalım bir kabza boyuna yaklaşmış durumda. Fakat okuldan mezun olduktan sonra günümüz şartlarına bakarsak sakalımla iş bulamayacağımı düşünüyorum ve bu sene de üniversite stajımız var. Yine sakallı olarak beni işe almayacaklarını biliyorum. Staj önemli olmasa bile mezun olduktan sonra iş sıkıntısı çekeceğimi düşünüyorum, Allah’u a’lem. Kısaltmayı düşünebilirim fakat jiletle tıraş olmak istemiyorum, yanlış olduğunu biliyorum. Ne yapmalıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Evinizi geçindirmekte zorlanacak duruma gelirseniz ve sakalla da iş bulamazsanız sakalınızı kesebilirsiniz. İlk fırsatta sakallı mü'min olma heyecanınızı kesmeyin, zarar etmezsiniz biiznillah.
Aleykümselam. Sakal kesin Sünnet olan emirlerdendir. Fakat sakalın yasak olduğu ortamlarda sakalsız bulunmak caizdir. Böyle bir durumda sakallı olmayı istediğimizi meleklerin şahit olacağı şekilde içimizde saklarız. İlk fırsatta da sakallı oluruz. Bu aradaki sakalsız zamanımız için de Rabbimizin rahmetine sığınırız. Talebe olarak sakalsız olabilirsiniz, yeter ki yüreğinizden sakal ve Sünnet eksik olmasın.
Allah mübarek etsin, sizi Peygamber efendimiz aleyhisselamın şefaatine nail olanlardan kılsın. Sakala tıraş bıçağı değdirilmediğinde biiznillah harama girmekten kurtulmuş olursunuz. Bir kabza yani kişinin sakalını avuçladığında avucunun içinde kalan kısmı kadar olması tam sünnet olandır. Yanlardan alınabilir. Mevcut toplum yapımızda ve oluşturulan algılara dikkat edildiğinde sakalı kenarları, yanakları ve uzunluğu özenle düzeltilmiş olarak sürdürmek daha isabetli olur diye düşünüyoruz. Allah mübarek kılsın.
Değerli kardeşim, dinimizin bir tek örnek kişisi vardır o da Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizdir. Onun dışında hiç kimse “ölçümüz olarak şaşmaz” biri değildir. Hocalarımızın sakallı olmayanları olabilir. Aynı şekilde onlardan biri mesela bugün sabah namazını da kılamamış olabilir. Biz şimdi sabah namazını da mı tartışacağız? Dinimizin Kur'an’ı vardır, sünneti vardır. Bu ikisi bize ne emrederse onu yaparız. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin çok kereler “sakalınızı salın” buyurduğu bilinmektedir. Sakallı olamasak da bu emir bizi bağlar. O bir şey emrettiğinde bizim seçme hakkımız olamaz. Üstelik sakalı emreden hadislerinin bir bölümünde “müşriklere benzememek” gerekçesi üzerine sakalınızı alın buyurmuştur. Demek ki sakal, bir din rengi niteliğindedir. Evet, başka dinlerin mensuplarında da sakal olabilir ama onlardaki sakal mesela papazlık mesleğinin simgesi gibidir bizim dinimizde ise mesleğin değil dinin simgesidir. Özet olarak diyebiliriz ki, sakallı olmak Müslüman erkeklerin dini bir görev olarak yapmaları gereken bir iştir. Şu veya bu sebeple yapamazlar ayrı bir mesele ama din asıllı bir emre karşı imiş gibi duramazlar maazallah.
Aleykümselam. Eğer Peygamber aleyhisselama benzemek için sakalınız olsun istiyorsanız bırakın tabii olsun sakalınız. Asla müdahale etmeyin.
Sakal mühim sünnetlerden bir sünnettir ancak zorunlu durumlar için ertelenebilir. Mesleğiniz için zorunlu bir uygulama ise söz konusu olan kesebilirsiniz.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Sabredeceksiniz. Yüz yıl da olsa sabredeceksiniz. Şeytan onu aldatarak sizi de kışkırtarak ortadaki ateşi parlatıyor. Bu sizin yavrunuzun hastalığı gibi bir durumdur. İyileşene kadar sabredeceksiniz. Kızar veya kızdırırsanız kaybedersiniz. Şeytana yardım etmeyeceksiniz. Bir zaman sonra döneceğini beklemelisiniz. Onunla değil arkadaş çevresi ile uğraşabilirsiniz. Aileden birinin ona bağırdığı zaman muhakkak diğeri de yüreğini açsın. Gerekiyorsa bir zaman namazdan söz etmeyin. Gerekiyorsa evde bir gözünüz ve bir kulağınız kapalı olsun. Sabredin kazanın.
Namazda böyle yapmayın, şeytan sizi namazınızda vesveseye düşürür. Namazınızı bile bile tehlikeye atmayın. Açık bir hata biliyorsanız ve o hata da namazın kabul olmasını engelleyecek bir hata ise ikametin tekrarına gerek yoktur, namazı yeniden kılarsınız. Bunun yerine bir ilmihal kitabından namaz konusunu iyice okumanızı tavsiye ederiz size. Allah Teâlâ kabul buyursun.
a- İbadetin aslı niyettir. Niyet edilmedikçe ibadet olmaz. b- ..se,..sa ile niyet olmaz. Kalben 'karar verdim, kesin' denen şey niyettir. c- Oruca imsak vaktinden önce niyet edilmesi esas olan uygulamadır. d- Ramazan orucu, sabit bir gün için adanmış adak orucu ve nafile oruçlar için KUŞLUK VAKTİNE KADAR niyet edilebilir. e- Kuşluk vaktine kadar niyet edebilmek için imsak vaktinden sonra orucu bozacak bir şey yapmamış olmak gerekir. f- Ramazan orucunun kazası, keffaret oruçları, bozulan bir orucun kazası oruçlarında ise İMSAK VAKTİNE KADAR niyet etmek şarttır. g- Ramazan günü oruca niyet etmediği için gündüz yemek yiyen kebair (büyük) bir günah işler. Keffaret ise gerekmez. Çünkü keffaret, başlanmış bir ibadetin bozulmasına yönelik bir cezadır. O kişinin büyük bir tevbe ile Allah'a yönelmesi gerekir.
Tuttuğunuz bazı oruçlar için ÜZERİME KAZA KALAN SON ORUÇ diyerek niyet edebilirsiniz. Kaza varsa onun yerine geçer değilse zaten nafiledir.
Elimizdeki sahih hadis kaynakları arasındaki kitaplarımızda böyle bir bilgi yoktur.
Peygamber aleyhisselam efendimizin ikindi namazını kıldıktan sonra iki rekaat nafile namaz kıldığı şeklinde bir rivayet vardır. Genel kural ise ikindinin farzından sonra güneş batana kadar nafile namaz kılmanın keraheti şeklindedir. Efendimizin kıldığı iki rekaatın ise onun şahsına mahsus bir ibadet olduğu şeklinde yorumlanmaktadır. Bildiğiniz gibi efendimiz aleyhisselamın bazı işleri onun zâtına mahsustur. Bu da onlardan biridir.