Fetva Meclisi
Soru
Evde kılınan farz namazlarda nadir de olsa bir hata yapıp yapmadığımız konusunda selam verdikten sonra şüphe duyduğumuz zaman mesela akşam namazı ise tekrardan gamet getirerek namazım kabul olmadıysa tekrardan kılmaya kabul olduysa da kılamadığım son akşam namazının farzını kaza etmeye diye niyet edilebilir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Namaz kökten olmayacak kadar ağır yanlışlar olursa onları yeniden kılarsınız ama mesela verdiğiniz örnekteki hata namazın kabulüne mani değildir. Onu şimdi düzeltmeniz yeterlidir. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. İbadet ile oyalanmak olmaz, olsa da zarar olmaz. Nihayetinde yaptığınız iş farz bir iştir.
Namaz iade etmeyin. Buna alışırsanız namazı kökten terk edebileceğiniz bir sürece kayabilirsiniz.
Şeytanın ibadet üzerinden de bizi ezmeye çalışabileceğini unutmamalıyız: Farzları eksiksiz yapın. Namaz dışındaki farz görevlerinizi mesela evli iseniz eşe karşı görevlerinizi, ebeveyne karşı görevlerinizi yerine getirin. İnsan olarak onurlu bir hayat için gerekenleri yapın. Kur'an okumak, ilim öğrenmek gibi ihtiyaçları karşılayın. Artan vakitte de nafile kılın ama bu abartılı olmasın, şeytanın işini kolaylaştırmayın.
Selamünaleyküm. Bu şekilde yapmanızda kazaları bitirme açısından bir sakınca yoktur. Dikkat edin, bu durum sizi namazların sünnetlerini yok saymaya götürmesin. Bir takvim tutun, o takvime göre ne kadar kazanız kaldığını bilin. Daha rahat edersiniz. Allah amelinizi makbul kılsın. Size dualar ederiz.
Sadece farzları, namazın hakkını vererek kılan namaz kılmış olur. Harama girmez. Ancak bu tutumun yarın farzları da unutmaya götürmeyeceğini kimse garanti edemez. En azından bunu bir eksiklik olarak görmelisin. Kılmamayı bir kanun durumuna getirme. Ara sıra da olsa kıl. Sünnet dediğin senin Peygamber aleyhisselamın şefaatine uzanan yolundur. Cumanın iki rekât farzı için de bu kural geçerlidir.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Tuttuğunuz bazı oruçlar için ÜZERİME KAZA KALAN SON ORUÇ diyerek niyet edebilirsiniz. Kaza varsa onun yerine geçer değilse zaten nafiledir.
Sakal mühim Sünnetlerden bir Sünnettir. Zarureti olmayan Müslüman sakallı olmalıdır. Yaşadığımız topraklarda ise sakalla ilgili olarak sizin gibi gençler için bir zaruretin varlığı söylenebilir. Sakalı bu nedenle kısaltmanızda sakınca olmaz. Yeter ki Sünnete bağlılık heyecanınız eksilmesin.
Elimizdeki sahih hadis kaynakları arasındaki kitaplarımızda böyle bir bilgi yoktur.
Katiyetle haram olduğunu bildiğimiz bir şeyi elbette başka bir Müslüman’a devredemeyiz. Kalbimizin helal olduğuna mutmain olmadığı bir işi de kati haram gibi göremeyiz. O kardeşimiz, aynı meselede kati haramlık görmüyorsa ona devretmenizde sakınca olmaz. Böylece zarar da etmemiş olursunuz. Allah yardımcınız olsun. Amelinizi makbul buyursun.
Sabredeceksiniz. Yüz yıl da olsa sabredeceksiniz. Şeytan onu aldatarak sizi de kışkırtarak ortadaki ateşi parlatıyor. Bu sizin yavrunuzun hastalığı gibi bir durumdur. İyileşene kadar sabredeceksiniz. Kızar veya kızdırırsanız kaybedersiniz. Şeytana yardım etmeyeceksiniz. Bir zaman sonra döneceğini beklemelisiniz. Onunla değil arkadaş çevresi ile uğraşabilirsiniz. Aileden birinin ona bağırdığı zaman muhakkak diğeri de yüreğini açsın. Gerekiyorsa bir zaman namazdan söz etmeyin. Gerekiyorsa evde bir gözünüz ve bir kulağınız kapalı olsun. Sabredin kazanın.
a- İbadetin aslı niyettir. Niyet edilmedikçe ibadet olmaz. b- ..se,..sa ile niyet olmaz. Kalben 'karar verdim, kesin' denen şey niyettir. c- Oruca imsak vaktinden önce niyet edilmesi esas olan uygulamadır. d- Ramazan orucu, sabit bir gün için adanmış adak orucu ve nafile oruçlar için KUŞLUK VAKTİNE KADAR niyet edilebilir. e- Kuşluk vaktine kadar niyet edebilmek için imsak vaktinden sonra orucu bozacak bir şey yapmamış olmak gerekir. f- Ramazan orucunun kazası, keffaret oruçları, bozulan bir orucun kazası oruçlarında ise İMSAK VAKTİNE KADAR niyet etmek şarttır. g- Ramazan günü oruca niyet etmediği için gündüz yemek yiyen kebair (büyük) bir günah işler. Keffaret ise gerekmez. Çünkü keffaret, başlanmış bir ibadetin bozulmasına yönelik bir cezadır. O kişinin büyük bir tevbe ile Allah'a yönelmesi gerekir.