Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben normal namazlarım dışında nafile namazları da kılıyorum. İlk başlarda günde beş kere kıldığım namazları şimdi kendime engel olamayıp iki rekât olmak üzere bazen neredeyse günde elli tane kılıyorum. Kılmazsam günah işlemiş gibi hissediyorum. İçimdeki sese hayır desem de durduramıyorum lütfen yardımcı olun.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Şeytan, herkesi bir noktadan cenderesine almaktadır. Sizi de öncelikli olarak namazdan yakalamış. Siz de buna karşılık, namazı en önemli sorununuz olarak göreceksiniz. Çevrenizi değiştirin. Bir ilim meclisine katılmaya çalışın. Evde eşinizle cemaat olun, ev namazlarının sizin için bir geçiş olacağını zannederim. Dua edin.
Bunu yapmanızı asla tavsiye etmeyiz size. Namazı bir kere ve vaktinde kılmalısınız. Şu andaki takvimlerde önemli bir sorun yoktur. Diyanet takvimini esas alarak namaz kılın. Aksi takdirde elinizi şeytana kaptırırsınız ve sizi ibadetten tamamen soğutabilir. Allah muhafaza buyursun.
Allah Teâlâ dönüşünüzü mübarek kılsın. Sizi eşinizi ve çocuklarınızı cennetlik kullarından kılsın. Şeytan sizi namazdan alıkoyamadığı için pek üzgündür. Yeni sebepler üreterek sizden namazı terk etmenizi isteyecektir. Ölüm korkusu da böyle bir şeydir. Merak etmeyin, kıldığınız namaz çok geçmeden sizin bu husustaki şifanız olacaktır. Bu aralar kendinizi boş bırakmayın. Boş kaldıkça o korku sizi daha fazla sarsar. Siz namaz kılan bir mü'min olarak ölüme hazırlıklısınız elhamdülillah. Korkarak değil hazırlanarak yola devam edeceğiz. Geçmişte kazaya kalan namazların sadece farzlarını tek tek kılacaksınız. Bir takvim belirleyin. Mesela günde iki vakit veya benzeri bir takvim, ona uyun. Biiznillah namaz yükünüz de bitecektir. Kazaların yerine nafile kılınmaz. Kazaya kalan namaz kılınmaz diye de bir şey yoktur. Sadece farzları kılın. Bir de vitir namazını. Sünnetlerini kılmayın. Allah Teâlâ işinizi kolay etsin.
Namaz cennet vesilemiz ve cennet umudumuzdur. Ruhlarımızın gıdasıdır namaz. Farz namaz, hiçbir şekilde taviz verilemez bir konudur. Farz ve vaciplerin dışındaki namazlar ise nafiledir. Farz namazların öncesinde ve sonrasında kılınanların dışında nafile namaz olarak tavsiye edilen pek çok namaz çeşidi vardır. En önemlilerinden olarak şu namazları kaydedebiliriz: Tahıyyetü’l-mescid namazı: Bir camiye girildiğinde kılınan camiyi selamlama namazıdır. İki rekât kılınır. Teheccüd namazı: Gecenin üçte ikisi geçtikten sonra kılınan namazdır. Farz namazlardan sonra en sevaplı namazdır. İki rekâttan on iki rekâta kadar kılınabilir. Kuşluk namazı: Güneş yükselmeye başladıktan sonra öğlen vaktine kırk dakika kalana kadar kılınan bir namazdır. İki ile on iki rekât arasında kılınabilir. Evvâbîn namazı: Akşam namazından sonra kılınan altı rekâtlık bir namazdır. Bunların dışında da nafile olarak kılınabilecek namazlar vardır. Farzların hakkını vermeyi en önemli hedef görmeli, ondan sonra da namazlara bitişik olan nafileleri, ardından da bu ve benzeri nafileleri kılmaya çalışılması güzel olandır. Nitekim nafilelerin tamamı bizim için bir sevap kaynağıdır. Bu konuda da pek çok hadis-i şerif vardır. Efendimiz aleyhisselam her fırsatta ashabına nafile namazı tavsiye etmiştir. Fakat bahsettiğiniz şekilde insanın kılları ile ilişkilendirilerek ifade edilen bir bilgiye rastlamadım. Rabbimiz bizleri de bol secde eden mü’minlerden eylesin inşallah. Allah’a emanet olun.
Selamünaleyküm. Bir mü'min, önce farzları yerine getirir. Haramlardan kendini korur. Sonra da nafile ibadetlerden yapabildiğini yapar. Teheccüd en mübarek nafile ibadetlerden biridir. Sizin onu dünyevi bir amaçla yapmanız bile değerlidir. Bunun felsefesi ile uğraşarak kendinizi boşluğa atmayın. Böyle işlerle uğraşmak şeytanı memnun eder. Haramlardan uzak kalın. Farzları yerine getirin. Nafilelerden yapabildiğiniz yapın. Ama işin felsefesine dalmayın.
Bu durum sizde hastalığa dönüşmüş. Siz böyle olunca olmamış gibi devam edin namazınıza. Zihniniz bu olmamış gibiyi kabul etmiyorsa en azı imiş gibi kabul edip ilave yapın namaz içinde ama namazı bozup tekrar kılmayın. Sonra da sehiv secdesi yapın. Bir zaman sonra düzelir biiznillah.
abartı konusundaki diğer fetvalar
Bu nedenle yüzük hakkında bir kanaat oluşturmanız şart değildir. Öyle olsa da takabilirsiniz. Kullandığınız yüzüğün abartılı olup olmadığına bakın.
Abarttınız veya abartmadınız, müşahede ettiğiniz durum gerçektir ne yazık ki; ilahiyatlar ismi ile müsemma denebilir yerler değildir. Buna rağmen oralardan istifade edilmesi gerekiyor. Herkes kendisine bakarak bireysel kararını vermelidir. Eğer sen, orada bulundukça harama girdiğini/gireceğini düşünüyorsan orada durmazsın. Kimin ne dediği de çok önemli olmaz/olmamalıdır. Abartma veya yanlış düşünme ihtimalin elbette vardır. Ailen sana tepki veriyor olabilir, arkadaşların da tepki verebilir. Sen ortalamayı bulmaya çalış. Mesela ailenin, arkadaşlarının ve takvasına itimat ettiklerin, dünyevi düşündüklerini zannettiklerin; bunların toplamının ortalamasını bularak yönünü belirleyebilirsin. Sana takvası açısından itimat ettiklerin bile “abarttığını” söylüyorsa kendini biraz kısabilirsin. Bu mantıkla problemi yeniden değerlendirmeye çalış. Allah yardımcın olsun.
Eşinizi de ikna etme projeleri üretmeyin. Siz kendi dönüşümüz için Allah'a şükredin. Dininizi yaşamaya bakın. Eşiniz için dua edin. Sabredin. Tartışmaya yanaşmayın, o tartışacak olursa konuyu dağıtın. Tartışırsanız onu kendinizden ve inandığınız şeyden itersiniz. Sabrederseniz o da kendiliğinden aynı yöne yönelir biiznillah. Öncelikle ilmihal okuyun, öğrenin. Bir de kendinize iman kardeşleri bulun. Sadece mümin olduğunuz için beraber olacağınız üç arkadaş size yeter. Ama vakıf, tarikat, grup değil iman beraberliği yetmeli size. Allah size yardım etsin.
Asıl olarak zekât parasının fakire bizzat teslim edilmesidir. Hastanın tedavi edilmesi bu bakımdan zekât ibadetinin eda edilmesinde sıkıntı kabul edilebilir. Muasır ulema; Zekât olmayan paradan hastayı tedavi ettirme imkânı bulunmuyorsa, Hayati bir konudaki tedavi için ise (mesela, estetik ameliyatı gibi bir konu değilse), İsraf ve abartma denebilecek düzeyde bir harcama yapılmıyorsa zekât parası ile tedavi yaptırılabileceğini söylemişlerdir.
Genç Kardeşim, Din takıntı değil rahmettir. Dini yaşamak bir zorluk ya da yüke dönüşmemelidir. Dini yaşamak senin hayatında sürekli bir yorgunluk ve tükenmişlik hissine sebep oluyorsa, belki de denge kurmakta zorlanıyor olabilirsin. Yaşadığın ilişkilerde harama düşmemek adına adım atmaktan kaçınman, Allah’a olan bağlılığını gösterir. Sevdiğin kişileri Allah için bırakmış olmak elbette zor bir şeydir. Ancak unutma ki, Allah’a yaklaşma amacıyla vazgeçilen hiçbir şey boşa gitmez. "Kim Allah'tan korkarsa, Allah ona bir çıkış yolu açar ve onu hiç ummadığı yerden rızıklandırır." (Talak sûresi, 2-3. âyet). Bahis uygulaması yazmayı reddetmen, harama bulaşmama konusundaki hassasiyetini gösteriyor. Bu kararın, dinî ölçülerle tam anlamıyla doğru ve Allah’ın rızasına uygun bir adımdır. Peygamber Efendimiz aleyhisselam, insanlarla iç içe bir hayat yaşamış, hem ibadeti hem de toplumsal ilişkileri dengelemiştir. Bir Müslüman olarak, insanlarla iyi ilişkiler kurmak, onlara örnek olmak ve iyiliği yaymak da ibadetin bir parçasıdır. Namaz vakti dışında sosyal etkinliklere katılabilir, insanlarla daha yakın ilişkiler kurabilir ve İslam’ın güzelliklerini bu şekilde de gösterebilirsin. Kendini sürekli yalnız bırakmak yerine dengeyi koruyarak ilerlemeye çalış. Hayatında hem dinî hem dünyevî boyutları dengede tutmalısın. İslam, hayatı tamamen terk etmeyi değil, onun içinde Allah’a uygun bir şekilde yaşamayı öğütler. Dengeyi şu şekilde kurmaya çalışabilirsin: Helal sınırlarını koruyarak sosyalleş. İbadetlerini aşırıya kaçmadan, ruhuna zarar vermeyecek bir düzende yap. Allah’a olan bağlılığını koruyarak, insanlarla olan ilişkilerini de sağlamlaştır. Kardeşim, yaşadığın bu durum geçici bir sınavdır. Duyguların seni bunaltmış olabilir, ancak bu, Allah’ın seni terk ettiği anlamına gelmez. İslam’ın sana yük olduğunu hissettiğinde, onun rahmet boyutunu tekrar hatırla. Allah seni seviyor ve seni daha iyi yerlere taşımak için belki de bu sıkıntılarla seni terbiye ediyor. Bu süreçte sabret, dua et ve kendine yüklenmeden dengeyi bulmaya çalış. Allah, seni daha güzel bir hayata yönlendirecektir.
Abartmamaya çalışın, her şeyde dengeli olmak ibadette dâhil olmak üzere bizden istenendir. Belirttiğiniz sıkıntıda ise kendinizi boş ve boşlukta tutmamalısınız. Kur'an okuma kuralı koyun kendinize. Mesela günde on sayfa Kur'an okumayı kural edinin. Çokça zikir yapın. Günlük zikirleriniz olsun. Örnek olarak zikredelim: Beş yüz kere salavat, beş yüz kere tevhid, bin kere tesbih... Bunları kademe kademe artırarak uygulamaya başlayın. Allah yardımcınız olsun.