Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben ilahiyat öğrencisiyim. Üniversiteye başladığımda hedefim burada ilim sahibi olup dinimi yaşayıp çevreme de faydalı olmaktı. Sizlerin de dediği gibi ilahiyat ile tam tamına bir ilme sahip olamayız ve ilahiyattan derin bir âlim kolay kolay çıkamaz. Bunu anlayınca bir yıkılma yaşadım. Ayrıca karma eğitimi başta olmak üzere, hocaların ve öğrencilerin yanlış düşünceleri, haramın ve günahın basitleştiği bir ortam oluşu beni rahatsız ediyor. Bu ortamı bir cihat ortamı olarak görüp hem nefsime hâkim olmak hem de elimden geldiği kadar çevremi yanlışlardan sakındırmak istiyorum. Çevreme faydalı olmak için kazandığım bu bölüm acaba ahiret hayatımı etkiliyor mu? Beni günaha sokuyor mu? Bu durumdan çok korkuyorum. Bir de düşüncelerimde oldukça abartılı olduğum söyleniyor. Bunu ailemden, arkadaşlarımdan ve akrabalarımdan sık sık duyuyorum. Ben mi gerçekten çok abartı düşünüyorum yoksa onlar mı çok basite indirgemiş her şeyi gerçekten bilmiyorum ve bu durumdan oldukça sıkılmış ve yorulmuş durumdayım. Örnek olarak şunu söyleyebilirim: Sınıfımızın karma bir WhatsApp grubu var, maalesef hata edip onlar ile not paylaşımı yaptım. Paylaşımı yaptığım fotoğraflara bakınca kıyafetimin küçük bir kısmının gözüktüğünü gördüm. Gördüğüm an çok utandım ve hızlı bir şekilde fotoğrafları kaldırdım. Artık yaptığım ve düşündüğüm şeyleri insanlara anlatamaz oldum çünkü her seferinde abartı damgası yiyorum. Ne yapacağımı bilmiyorum. Bana bir yol gösterin hocam.
Cevap
Benzer fetvalar
Kızım, bunun temelinde nefis ve şeytan var. Nefis ve şeytan için de en temel gerekçe senin boşlukta bulunmandır. Boşta bulunanı şeytan daha kolay çeker kendine. Geri dönüş için de kendini ciddi bir yoğunluğun içine koyman gerekir. Tam anlamıyla KAPASİTENİN İKİ KATI yoğunlaşman gerekir. İbadetini yoğunlaştır. Kur'an okumanı yoğunlaştır. Ders çalışmanı yoğunlaştır. Anne babanla ilgini yoğunlaştır. Okumayı yoğunlaştır. Yazmayı dene; şiir yaz, makale yaz. Netice olarak mevcut yoğunluğunu en az ikiye katla. Tabii, duayı unutma!
Bu sözler doğru ama yerli yerinde söylenmemiş sözler olabilir. İlahiyat veya başka bir bölümde erkek ya da kadın olarak okunmaz diye bir kural yoktur. Kural şudur: Mü'min kendisini bile bile harama itmez, haram ortamında tutmaz. Bu kural değil fakülte, cami için bile geçerlidir. Bir kimse kendisini ne kadar haramdan uzak tutabileceğine bakarak bu konularda karar vermelidir. Bir harama ya da cehennemde bir saniye kalmaya değebilecek bir fakülte bu kâinatta kurulmamıştır ve kurulamayacaktır. İkinci olarak da şunu açık yüreklilikle düşünmeliyiz: Herkes, İslam'a hizmet etme, diplomayı din için kullanma gibi bir sloganla bu işe giriyor ama diploması olan bu sözleri yastık altına atıyor. Öyle başlayıp başka amaçlarla bitirmek hiç hoş değil. Bile bile kendimizi aldatıyoruz sadece. Ne kadar samimiyiz, bunu da ölçelim. Rabbim yardımcımız olsun.
Aleykümselam. Bir kere kararınız şu olsun: Kesin bir harama düşme söz konusu olunca muhakkak bırakmaya hazır olun. Şüpheler ve risk söz konusu ise anne babanızı üzmeyin, devam edin. Şunu da muhakkak bilin: İlahiyat size ilim adına çok şey vermeyecektir. Az bir şey ancak bulabilirsiniz orada. Siz o azı çok yapacaksınız. O azı çok yapmak da sizin ilahiyat yanında kendinize bir ilim ve takva çevresi oluşturmanızla mümkündür. Sizin gibi düşünen ve bunu dert edinen bir grup bulmaya çalışın. İyi bir ders halkası olan cemaate katılın. İbadetlerinizde titiz olun. Kitap okumayı zevk durumuna getirmeye çalışın.
Kadın ve erkek savaşının bir sahnesini görmüşsün. Elhamdülillah bir sıkıntı olmamış. Yüz verme, yalnız gezme. Cevap bile verme. Gerekiyorsa yakındaki bir emniyet mensubuna şikâyette bulun ama bu konuyu afet gibi abartmana da gerek yoktur. Sen kulluğunu yaşamana bak. Allah yardımcın olsun.
Aleykümselam. Bir olgunlaşma süreci yaşıyorsunuz. Kendinizi yetiştirmeye daha fazla önem vermelisiniz. Bir tür vesvesedir yaptığınız sizin. İyi ders çalışın. Haramlardan korunun. İbadetleri aksatmayın. Erkek/kadın ilişkilerinde dikkat edin. Örnek gördüğünüz alimleri izleyin, çalışmalarını takip edin. İstişarelerde bulunun. Nasihat dinleyin. Anne babanızın duasını önemseyin. Fasit bir arkadaş çevreniz olmasın. Ve sabredin. Hepsi bu kadar.
Selamünaleyküm. Hiçbir şey olmamış gibi yola devam edin. Bu bir savaştır, ya şeytan ya siz kazanacaksınız. Kazanan siz olun. Pek çok insan bu bataklığa girdi ama bataklığı benimseyenler batıp gittiler, batmamak için son nefsine kadar sabredenler ise kazandı. Siz kazanan olun!
abartı konusundaki diğer fetvalar
Şeytanın ibadet üzerinden de bizi ezmeye çalışabileceğini unutmamalıyız: Farzları eksiksiz yapın. Namaz dışındaki farz görevlerinizi mesela evli iseniz eşe karşı görevlerinizi, ebeveyne karşı görevlerinizi yerine getirin. İnsan olarak onurlu bir hayat için gerekenleri yapın. Kur'an okumak, ilim öğrenmek gibi ihtiyaçları karşılayın. Artan vakitte de nafile kılın ama bu abartılı olmasın, şeytanın işini kolaylaştırmayın.
Asıl olarak zekât parasının fakire bizzat teslim edilmesidir. Hastanın tedavi edilmesi bu bakımdan zekât ibadetinin eda edilmesinde sıkıntı kabul edilebilir. Muasır ulema; Zekât olmayan paradan hastayı tedavi ettirme imkânı bulunmuyorsa, Hayati bir konudaki tedavi için ise (mesela, estetik ameliyatı gibi bir konu değilse), İsraf ve abartma denebilecek düzeyde bir harcama yapılmıyorsa zekât parası ile tedavi yaptırılabileceğini söylemişlerdir.
Bu nedenle yüzük hakkında bir kanaat oluşturmanız şart değildir. Öyle olsa da takabilirsiniz. Kullandığınız yüzüğün abartılı olup olmadığına bakın.
Eşinizi de ikna etme projeleri üretmeyin. Siz kendi dönüşümüz için Allah'a şükredin. Dininizi yaşamaya bakın. Eşiniz için dua edin. Sabredin. Tartışmaya yanaşmayın, o tartışacak olursa konuyu dağıtın. Tartışırsanız onu kendinizden ve inandığınız şeyden itersiniz. Sabrederseniz o da kendiliğinden aynı yöne yönelir biiznillah. Öncelikle ilmihal okuyun, öğrenin. Bir de kendinize iman kardeşleri bulun. Sadece mümin olduğunuz için beraber olacağınız üç arkadaş size yeter. Ama vakıf, tarikat, grup değil iman beraberliği yetmeli size. Allah size yardım etsin.
Abartmamaya çalışın, her şeyde dengeli olmak ibadette dâhil olmak üzere bizden istenendir. Belirttiğiniz sıkıntıda ise kendinizi boş ve boşlukta tutmamalısınız. Kur'an okuma kuralı koyun kendinize. Mesela günde on sayfa Kur'an okumayı kural edinin. Çokça zikir yapın. Günlük zikirleriniz olsun. Örnek olarak zikredelim: Beş yüz kere salavat, beş yüz kere tevhid, bin kere tesbih... Bunları kademe kademe artırarak uygulamaya başlayın. Allah yardımcınız olsun.
Şeyh ifadesi ile kastedilen, kendisine bağlı olanlara dini hassasiyetleri öğreten ve eğiten insandır. Eski zamanlardan beri var olan bir kavramdır şeyh kavramı. Şeyh hiç bir şekilde insan olma özelliğinden sıyrılmış biri olmaz. O da insandır. Sıradan bir insandaki eksiklikler onda da vardır. Onları uçar kaçar görmek yanlıştır. Onlar da mahşerde dirilecekler ve hesap verecekler. Garantileri yoktur. Elbette yaptıkları ihlaslı güzel işler sıradan insanlardan daha fazla ise makamları daha yüksek olacaktır ama kimin neyi ne kadar iyi yaptığını Allah'tan başkası bilemez. Böyle bakıp inanmamız gerekir. Abartının dini bir değeri yoktur.