Fetva Meclisi
Soru
Zekât parasından bir fakirin tedavisini yaptırabilir miyiz?
Cevap
Benzer fetvalar
Göz ameliyatı olmak zekât almaya yeterli bir sebep değildir. Ameliyat olmak için parası olmayana zekât parası vermek caizdir, faziletlidir.
Zekât, temel ihtiyaçlarını karşılayamayan fakir Müslümanlara verilir. Eğer bu aile gerçekten fakirse, yani nisap miktarının altında mal varlığına sahipse, zekât verilebilir. Ancak zekâtın verileceği alanlar bellidir. Tüp bebek gibi tedavi amaçlı masraflar, kişinin fakirliği devam ederken onun lehine olabilir. Yani bu masraf, onların temel bir aile ihtiyacına yönelikse ve gerçekten ihtiyaçtan dolayı yapılamıyorsa, zekâtla desteklenebilir. Kısacası, aile dinen fakirse, başka maddi imkânları yoksa ve bu harcama onların doğrudan yararına olacaksa zekâttan verilebilir. Ama her hâlükârda en güzel olanı, zekât gibi değil sadaka ya da hediyeyle desteklemektir.
Bu nitelikteki arkadaşınız zekât alabilir. Allah şifalar versin.
Toplanan para bizzat Suriyeli muhacire verilecekse sıkıntı olmaz. O maksatla yapılacak harcamalara bir havuz harcaması mantığı ile zekât katılmasında sıkıntı olabilir. En güzeli, toplanan paranın ona teslim edilip ödemeyi yapmasının sağlanmasıdır. Bunda bir sıkıntı olmaz.
Bu rakam zekât vermeyi gerektiren bir rakamdır. Zekât verecek durumdaki birinin de zekât alması doğru değildir. Bu rakamdan aylık faturalarını, tedavi için masraflarını, varsa ödenecek kiralarını, muhtemel mutfak masraflarını düştüğümüzde geri kalan kısım nisabın altına düşüyorsa fakir sayılacaktır. Hasta çocuğu olmak fakir olma anlamına gelmiyor. Ya da ellerindeki altını herkese taksim ederek meseleye bakabiliriz. Bu durumda nisabın altına düşeceği için zekât alabilirler.
Sadece hasta olmak zekât için yeterli değildir. Fakir kimseye zekât verilebilir. Genelde bu tür hastalar fakir oldukları için zekât rahatlıkla verilebiliyor ama ailenin durumu bilinmeden zekât verilmemelidir. Zira küçük bebek için toplanıyor olsa da zekât bebeğin velisine teslim edilmektedir. Aile fakir olarak biliniyorsa zekât notu düşmeden verilmesinde bir sakınca yoktur.
abartı konusundaki diğer fetvalar
Abartmamaya çalışın, her şeyde dengeli olmak ibadette dâhil olmak üzere bizden istenendir. Belirttiğiniz sıkıntıda ise kendinizi boş ve boşlukta tutmamalısınız. Kur'an okuma kuralı koyun kendinize. Mesela günde on sayfa Kur'an okumayı kural edinin. Çokça zikir yapın. Günlük zikirleriniz olsun. Örnek olarak zikredelim: Beş yüz kere salavat, beş yüz kere tevhid, bin kere tesbih... Bunları kademe kademe artırarak uygulamaya başlayın. Allah yardımcınız olsun.
Şeyh ifadesi ile kastedilen, kendisine bağlı olanlara dini hassasiyetleri öğreten ve eğiten insandır. Eski zamanlardan beri var olan bir kavramdır şeyh kavramı. Şeyh hiç bir şekilde insan olma özelliğinden sıyrılmış biri olmaz. O da insandır. Sıradan bir insandaki eksiklikler onda da vardır. Onları uçar kaçar görmek yanlıştır. Onlar da mahşerde dirilecekler ve hesap verecekler. Garantileri yoktur. Elbette yaptıkları ihlaslı güzel işler sıradan insanlardan daha fazla ise makamları daha yüksek olacaktır ama kimin neyi ne kadar iyi yaptığını Allah'tan başkası bilemez. Böyle bakıp inanmamız gerekir. Abartının dini bir değeri yoktur.
Abarttınız veya abartmadınız, müşahede ettiğiniz durum gerçektir ne yazık ki; ilahiyatlar ismi ile müsemma denebilir yerler değildir. Buna rağmen oralardan istifade edilmesi gerekiyor. Herkes kendisine bakarak bireysel kararını vermelidir. Eğer sen, orada bulundukça harama girdiğini/gireceğini düşünüyorsan orada durmazsın. Kimin ne dediği de çok önemli olmaz/olmamalıdır. Abartma veya yanlış düşünme ihtimalin elbette vardır. Ailen sana tepki veriyor olabilir, arkadaşların da tepki verebilir. Sen ortalamayı bulmaya çalış. Mesela ailenin, arkadaşlarının ve takvasına itimat ettiklerin, dünyevi düşündüklerini zannettiklerin; bunların toplamının ortalamasını bularak yönünü belirleyebilirsin. Sana takvası açısından itimat ettiklerin bile “abarttığını” söylüyorsa kendini biraz kısabilirsin. Bu mantıkla problemi yeniden değerlendirmeye çalış. Allah yardımcın olsun.
Şeytanın ibadet üzerinden de bizi ezmeye çalışabileceğini unutmamalıyız: Farzları eksiksiz yapın. Namaz dışındaki farz görevlerinizi mesela evli iseniz eşe karşı görevlerinizi, ebeveyne karşı görevlerinizi yerine getirin. İnsan olarak onurlu bir hayat için gerekenleri yapın. Kur'an okumak, ilim öğrenmek gibi ihtiyaçları karşılayın. Artan vakitte de nafile kılın ama bu abartılı olmasın, şeytanın işini kolaylaştırmayın.
Bu nedenle yüzük hakkında bir kanaat oluşturmanız şart değildir. Öyle olsa da takabilirsiniz. Kullandığınız yüzüğün abartılı olup olmadığına bakın.
Eşinizi de ikna etme projeleri üretmeyin. Siz kendi dönüşümüz için Allah'a şükredin. Dininizi yaşamaya bakın. Eşiniz için dua edin. Sabredin. Tartışmaya yanaşmayın, o tartışacak olursa konuyu dağıtın. Tartışırsanız onu kendinizden ve inandığınız şeyden itersiniz. Sabrederseniz o da kendiliğinden aynı yöne yönelir biiznillah. Öncelikle ilmihal okuyun, öğrenin. Bir de kendinize iman kardeşleri bulun. Sadece mümin olduğunuz için beraber olacağınız üç arkadaş size yeter. Ama vakıf, tarikat, grup değil iman beraberliği yetmeli size. Allah size yardım etsin.