Fetva Meclisi
Soru
Hocam gümüş bir yüzük aldım. Gramı bir miskali geçtiğini düşünüyorum. Alırken dikkat etmemiştim gramına. Bir miskali geçtiği için bu yüzüğü takmam günah mıdır? Bu konuda içim rahat değil.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Yüzüğü sağ ele takmak uygundur ama sol haram değildir.
Selamünaleyküm. Evet, o yüzükle tuvalet ve benzeri yerlere girmemelisiniz. Yüzüğü de kullanmamalısnız. Mukaddesatımıza karşı saygımızı zedeleyecek işlerden kaçınmalıyız.
Aleykümselam. Evet, kaplama altın değildir ama siz takvaya yakın olanı tercih edin ve kaplamasını da kullanmayın.
Öyle bir yüzükte sakınca olmaz.
Evet böyle bir kayıt vardır. Sağ parmaklara takmak tavsiye edilmektedir.
Selamünaleyküm. Yüzüğün 'miskal'den fazla olmaması yönünde zayıf bir hadis vardır. Hanefi ulemasının tercihi de bu yöndedir. Miskal, DÖRT GRAM civarında bir ağırlık adıdır. Bu hususta kati bir hüküm yoktur, örfe göre hareket edilebilir.
abartı konusundaki diğer fetvalar
Eşinizi de ikna etme projeleri üretmeyin. Siz kendi dönüşümüz için Allah'a şükredin. Dininizi yaşamaya bakın. Eşiniz için dua edin. Sabredin. Tartışmaya yanaşmayın, o tartışacak olursa konuyu dağıtın. Tartışırsanız onu kendinizden ve inandığınız şeyden itersiniz. Sabrederseniz o da kendiliğinden aynı yöne yönelir biiznillah. Öncelikle ilmihal okuyun, öğrenin. Bir de kendinize iman kardeşleri bulun. Sadece mümin olduğunuz için beraber olacağınız üç arkadaş size yeter. Ama vakıf, tarikat, grup değil iman beraberliği yetmeli size. Allah size yardım etsin.
Şeytanın ibadet üzerinden de bizi ezmeye çalışabileceğini unutmamalıyız: Farzları eksiksiz yapın. Namaz dışındaki farz görevlerinizi mesela evli iseniz eşe karşı görevlerinizi, ebeveyne karşı görevlerinizi yerine getirin. İnsan olarak onurlu bir hayat için gerekenleri yapın. Kur'an okumak, ilim öğrenmek gibi ihtiyaçları karşılayın. Artan vakitte de nafile kılın ama bu abartılı olmasın, şeytanın işini kolaylaştırmayın.
Abarttınız veya abartmadınız, müşahede ettiğiniz durum gerçektir ne yazık ki; ilahiyatlar ismi ile müsemma denebilir yerler değildir. Buna rağmen oralardan istifade edilmesi gerekiyor. Herkes kendisine bakarak bireysel kararını vermelidir. Eğer sen, orada bulundukça harama girdiğini/gireceğini düşünüyorsan orada durmazsın. Kimin ne dediği de çok önemli olmaz/olmamalıdır. Abartma veya yanlış düşünme ihtimalin elbette vardır. Ailen sana tepki veriyor olabilir, arkadaşların da tepki verebilir. Sen ortalamayı bulmaya çalış. Mesela ailenin, arkadaşlarının ve takvasına itimat ettiklerin, dünyevi düşündüklerini zannettiklerin; bunların toplamının ortalamasını bularak yönünü belirleyebilirsin. Sana takvası açısından itimat ettiklerin bile “abarttığını” söylüyorsa kendini biraz kısabilirsin. Bu mantıkla problemi yeniden değerlendirmeye çalış. Allah yardımcın olsun.
Genç Kardeşim, Din takıntı değil rahmettir. Dini yaşamak bir zorluk ya da yüke dönüşmemelidir. Dini yaşamak senin hayatında sürekli bir yorgunluk ve tükenmişlik hissine sebep oluyorsa, belki de denge kurmakta zorlanıyor olabilirsin. Yaşadığın ilişkilerde harama düşmemek adına adım atmaktan kaçınman, Allah’a olan bağlılığını gösterir. Sevdiğin kişileri Allah için bırakmış olmak elbette zor bir şeydir. Ancak unutma ki, Allah’a yaklaşma amacıyla vazgeçilen hiçbir şey boşa gitmez. "Kim Allah'tan korkarsa, Allah ona bir çıkış yolu açar ve onu hiç ummadığı yerden rızıklandırır." (Talak sûresi, 2-3. âyet). Bahis uygulaması yazmayı reddetmen, harama bulaşmama konusundaki hassasiyetini gösteriyor. Bu kararın, dinî ölçülerle tam anlamıyla doğru ve Allah’ın rızasına uygun bir adımdır. Peygamber Efendimiz aleyhisselam, insanlarla iç içe bir hayat yaşamış, hem ibadeti hem de toplumsal ilişkileri dengelemiştir. Bir Müslüman olarak, insanlarla iyi ilişkiler kurmak, onlara örnek olmak ve iyiliği yaymak da ibadetin bir parçasıdır. Namaz vakti dışında sosyal etkinliklere katılabilir, insanlarla daha yakın ilişkiler kurabilir ve İslam’ın güzelliklerini bu şekilde de gösterebilirsin. Kendini sürekli yalnız bırakmak yerine dengeyi koruyarak ilerlemeye çalış. Hayatında hem dinî hem dünyevî boyutları dengede tutmalısın. İslam, hayatı tamamen terk etmeyi değil, onun içinde Allah’a uygun bir şekilde yaşamayı öğütler. Dengeyi şu şekilde kurmaya çalışabilirsin: Helal sınırlarını koruyarak sosyalleş. İbadetlerini aşırıya kaçmadan, ruhuna zarar vermeyecek bir düzende yap. Allah’a olan bağlılığını koruyarak, insanlarla olan ilişkilerini de sağlamlaştır. Kardeşim, yaşadığın bu durum geçici bir sınavdır. Duyguların seni bunaltmış olabilir, ancak bu, Allah’ın seni terk ettiği anlamına gelmez. İslam’ın sana yük olduğunu hissettiğinde, onun rahmet boyutunu tekrar hatırla. Allah seni seviyor ve seni daha iyi yerlere taşımak için belki de bu sıkıntılarla seni terbiye ediyor. Bu süreçte sabret, dua et ve kendine yüklenmeden dengeyi bulmaya çalış. Allah, seni daha güzel bir hayata yönlendirecektir.
Asıl olarak zekât parasının fakire bizzat teslim edilmesidir. Hastanın tedavi edilmesi bu bakımdan zekât ibadetinin eda edilmesinde sıkıntı kabul edilebilir. Muasır ulema; Zekât olmayan paradan hastayı tedavi ettirme imkânı bulunmuyorsa, Hayati bir konudaki tedavi için ise (mesela, estetik ameliyatı gibi bir konu değilse), İsraf ve abartma denebilecek düzeyde bir harcama yapılmıyorsa zekât parası ile tedavi yaptırılabileceğini söylemişlerdir.
Abartmamaya çalışın, her şeyde dengeli olmak ibadette dâhil olmak üzere bizden istenendir. Belirttiğiniz sıkıntıda ise kendinizi boş ve boşlukta tutmamalısınız. Kur'an okuma kuralı koyun kendinize. Mesela günde on sayfa Kur'an okumayı kural edinin. Çokça zikir yapın. Günlük zikirleriniz olsun. Örnek olarak zikredelim: Beş yüz kere salavat, beş yüz kere tevhid, bin kere tesbih... Bunları kademe kademe artırarak uygulamaya başlayın. Allah yardımcınız olsun.