Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben evliyim ve iki çocuğum var. Sizin yazılı fetvalarınızı ve videolarınızı izleyerek bir hafta önce namaza başladım ve eksiksiz kılmaya çalışıyorum. Geçmişte kılmadığım namazlar için nafile kılıp tevbe etmem gerektiğini öğrendim, yani "kaza namazı" vakti kaçan namazlar için dediler. Bu doğru mu hocam? Bir de bu sıralar sekiz yıldır kılmadığım namazları düşünerek sürekli ölüm korkusu içindeyim, bu histen çıkamıyorum. Tavsiyenizi öğrenmek isterim.
Cevap
Benzer fetvalar
Kesinlikle namaz kılmadığınız için Müslüman olmadığınız, dolayısıyla namaza başlayınca Müslüman olduğunuz sözü doğru olamaz. Doğru olan, sizin buluğ çağından itibaren namaz borcunuz olduğudur. Bu da on beş yaşı ortalama bir yaş kabul edersek on sekiz senelik namaz demektir. Yapacağınız iş şudur: a- Büyük bir tevbe ile Rabbinizin kapısına kapanmak ki, hamdolsun buna muvaffak olmuşsunuz. b- Üzerinizdeki kaza namazlarını sayı olarak tespit etmek. Mesela: 18*365 sabah namazı, 18*365 öğlen namazı gibi. c- Böylece kaç namazın üzerinizde borç olduğunu bilmiş olacaksınız. Onları kaza etmeye azmedeceksiniz. Ondan sonra da mesela yatmadan önce ya da tatil günlerinizde veya benzeri bir takvimle onları tüketmeye karar vereceksiniz. d- Siz bu kararı samimi bir şekilde verdikten ve tatbike başladıktan sonra biiznillah yol açılmıştır. O borçlarınız bitmeden ölmüş olsanız bile takvimi işlettiğiniz sürece bir sakınca yoktur. Allah tevbenizi, ihlasınızı kabul buyursun. Bize de dua edin.
Yolda bırakacağınız bir işe başlamış olmamalısınız. Az ama sürekli ve ciddi yürüyen daha iyidir. Şöyle yapmanızı tavsiye ederiz: a- Namaz kazaya bıraktığınız için öncelikle ciddi bir tevbe yapmanız gerekmektedir. Tevbe edecek ve tevbenizi koruyacaksınız. Sürekli istiğfar edeceksiniz. b- Sadece farz namazları ve vitri kılacaksınız. Buna göre de kaç sabah namazı, kaç öğlen.. gibi bir borç takvimi hesaplayın. c- Günün belli bir saatini kaza namazı kılmaya ayırın. Bu normal bir zaman dilimi olsun. Mesela 'bir saat' deyin. Bu süre zarfında ne kadar kılarsanız o kadar kılın. Mecalsiz kalacak kadar kılmayın ki soğukluk gelmesin size. d- Yaptığınız bu takvime özel günleriniz dışında asla ara vermeyin. Misafir ve benzeri sebepler sizi ara verdirtmesin. Bu mantıkla ne kadar devam ederseniz kazanıyorsunuz demektir. Bitirmeden ölseniz bile inşaallah borcunuz mağfiret görmüş olur.
Aleykümselam. Bir kere şu andaki namazlarınızı ihmal etmeme ciddiyetiniz güzel, bunu sakın bozmayın.İkinci olarak da teheccüd yerine kaza namazı kılın. O vakti kazalarla geçirin. Biliyorsunuz sadece farzları ve vitri kaza edeceksiniz.Üçüncü olarak da program sürdürmekte zorlanıyorsanız şöyle yapın: Programsı olarak kılabildiğiniz kadar kılın. Ara sıra da olsa kaza borcunuzu unutmayın. Elinizdeki borç cetvelini de kaybetmeyin. Kıldıkça ondan düşün. Gerekiyorsa bir süre kaza kılmayın ama sakın umudunuzu yitirmeyin. Onun kazası olmaz dikkat edin.
Selamünaleyküm. Bu şekilde yapmanızda kazaları bitirme açısından bir sakınca yoktur. Dikkat edin, bu durum sizi namazların sünnetlerini yok saymaya götürmesin. Bir takvim tutun, o takvime göre ne kadar kazanız kaldığını bilin. Daha rahat edersiniz. Allah amelinizi makbul kılsın. Size dualar ederiz.
Buluğ çağına girdiğiniz tarihi biliyorsanız, o tarihten itibaren; bilmiyorsanız on beş yaşından gün aldığınız tarihten itibaren namaz başladığınız güne kadar üzerinizden kaç vakit namaz geçtiğini hesaplayın. Ondan sonra da yaptığınız gibi bir kaza takvimi yapın. Mesela 2000 sabah namazı, şu kadar öğlen namazı diyerek borcunuzu bilin. Her fırsatta da 'üzerime kaza kalan son sabah namazı' diyerek bir namazı kaza edin. Sadece farzları kılacaksınız. Bir de vitir namazını. Yalnız sabah ve ikindi namazından sonra kılmasanız daha iyi olur. Başka yapacağınız bir şey yok. Tövbenizde samimi oldukça endişe etmeyin. Allah ğafûrdur, rahimdir.
İman eden her insan, namazın karşısına hiçbir engeli çıkarmayacağına söz vermiş sayılır. Rabbimizin kuluna ilk hesabı namazdan olacaktır. Namazın hesabı verilmeden de diğer amellerimiz ne kadar iyi olursa olsun geçilmeyecektir. Namaza karşı gevşekliğin, -Allah korusun- dinden soğumaya bile götürebileceğini unutmamak gerekir. Kaldı ki yabancı bir ülkedesiniz ve bu sizin daha da hassas ve ciddi olmanızı gerektirir. Ortam ve çevre olarak namaz ehli olanların daha az bulunduğu hayatı yaşıyor olabilirsiniz. Ancak bu asla bir mazeret ve gereçle değildir. Çok acil olarak tevbe edip geçmişi de kaza etmeye karar verin. Namaz üzerinden tartışmaya bile yanaşamayız. Zaten her genç namazını kılar, ihmal etmez diye bakarız. Çünkü iman ettik, namazı da kılmaya söz verdik demektir. Bu hassasiyeti kazanabilmek için; 1.Namazlı arkadaş grubu: Böyle arkadaşlar size hatırlatıcı ve toparlayıcı olacaktır. Eğer böyle bir kişi etrafınızda yoksa bile Allah’tan bunun için yardım isteyin. 2.İlim Meclisi: Muhakkak iyilerle, namaz ehli insanlarla beraber olup haftalık hadisi şeriflerle ihya olmak iyi gelecektir. 3.Dillendirmemek: “Namazımı kılamıyorum, aksatıyorum” gibi sözleri kendinize bile itiraf etmeyin. Bunu zihninizde normalleştirmekten de Allah’a sığının. 4.Dua: Şeytanla girilen her mücadelede düştüğümüz yerden kalkmayı becermek zorundayız. Yılmadan, usanmadan bu mücadeleye devam edeceğiz. Allah-u Teâla’dan namazda ölene kadar devamlı olmak için bolca dua edin. Çünkü her ibadet ancak Rabbimizin dilemesiyle gerçekleşecektir. 5.Tevbe: Düştüğünüz bu hatadan dolayı mümkün olduğunca kendinize hatırlatmada bulunun ki bu durum sizi tevbeye sevk etsin. İhmalkârlık ve kazaya bırakmış olmak en büyük tevbeyi gerektiren önemli hususlardandır. Rabbim namazı dosdoğru kılanlardan eylesin bizleri.
farz konusundaki diğer fetvalar
Yayladaki eviniz size ait ise sizin yaylada bulunduğunuz süre ORALI gibi kabul edilir. Aile olarak orada bulunduğunuz sürece namazları tam olarak kılarsınız. Oraya giderken YOL ESNASINDA ise seferi sayılırsınız. Yaylada sizi ziyarete gelen birisi için ise bu geçerli değildir.
Seferi durumda iken kısaltılmış olarak namazı kılan biri evine ulaştığında vakit çıkmamış ise o namazı yeniden kılması farz olmaz. Kılarsa müntehap bir iş yapmış olur.
Kesinlikle bu durumun farz namazlarla bir alakası yoktur. Bu, gece teheccüd namazına kalkanlarla alakalıdır.
Önemli olan namaz borcundan kurtulmaktır. İster namaz sayısı itibariyle kurtulun, isterseniz de gün sayısı itibariyle kurtulun. Vitir kazaya kalınca o da diğer namazlar gibi her vakitte kaza edilebilir ama normal vitir yatsı kılınınca kılınabilir. Onun vakti yatsı sonrasıdır.
Haramlardan uzaksan, farzları yerine getiriyorsan öyle bir tehlike yoktur. Özellikle riyadan ve ibadet üzerinden menfaat kırpmaktan da uzak durunuz. Bir de hayatı, geçirdiğiniz yirmi dokuz yıldan ibaret görmeyiniz. Önünüzde neler var bilemezsiniz.
Allah Teâlâ işininiz kolay kılsın, size de yavrunuza da afiyetler ihsan etsin. Hamilelik dönemi ve özellikle de sona yakın dönem bir zaruret dönemi olabilir. Belirttiğiniz şekilde hatta oturarak, olmazsa sandalyede veya yatakta namaz kılabilirsiniz. Çok zorlanırsanız sünnetleri kılmayabilirsiniz. Hiçbir şekilde sevabınızdan eksilme olmaz. Allah yardımcınız olsun. Âmîn.