Fetva Meclisi
Soru
Hocam yaylada kendimize ait bir evimiz var. Yazları oraya kalmaya gidiyoruz. Oturduğumuz evle yayla arası yaklaşık yüz km'yi geçiyor. On beş günden fazla ya da az kaldığımızda farz namazlarımızı tam mı kılmalıyız yoksa seferi mi sayılırız?
Cevap
Benzer fetvalar
Evinizden doksan km. uzakta iken seferi olarak kılmanız gerekir. Tam kılsanız da namazınız tamamdır ama seferi olarak kılın. Sadece evinize döndüğünüzde tam kılarsınız. Ömrünüzün sonuna kadar o şekilde kılmanız ne namazınızı ne de sevabınız açısından bir eksiklik oluşturmaz. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Kayınpederin evi, kişinin kendi evi sayılmaz. Orada misafir gibi kılmak gerekir. On beş günden fazla kalınacaksa normal kılınır.
Aleykümselam. Sakarya'da kendinizi oralı hissetmenizi gerektirecek real varlığınız bulunduğuna göre orada seferi olmanız gerekmez. Yol esnasında saferi olmanız yeterlidir.
Bu meseleye şöyle başlayın: Siz orayı hâlâ kendi ocağınız olarak görüyor musunuz, görmüyor musunuz? Eğer orayı eskiden babanızın yaşadığı bir yer olarak görüyorsanız, seferi olarak kılmanız gerekirdi. Eğer orayı eski ve her an denebileceğiniz bir yeriniz olarak görüyorsanız sadece yol boyunca seferi sayılacaktınız. Eksik kalan namaz varsa bu hesaba göre eksikleri kaza ediniz.
Yalova ile aranızdaki mesafe önemlidir; Kartal'da oturuyorsanız Yalova'da zaten seferi olmazsınız. Mesafe doksan km'yi aşıyorsa o zaman seferilik mümkündür. Yolda her halükârda seferisiniz. Orada ise kendi eviniz gibi size tahsis edilmiş bir ev varsa seferi olmazsınız. (Afedersiniz, Yıldız ismi erkek ve bayan için kullanılabilmektedir. Eğer erkek iseniz durum budur. Bayan iseniz eşiniz ne ise siz de öyle olacaksınız. Seferilikte kadın, eşine tabidir.)
Selamünaleyküm. Eviniz ve iş yerinizin bulunduğu yerde normal namaz kılacaksınız. Yol esnasında namaz kılacak olursanız dört rekât namazları iki rekât olarak kılarsınız.
farz konusundaki diğer fetvalar
Seferi durumda iken kısaltılmış olarak namazı kılan biri evine ulaştığında vakit çıkmamış ise o namazı yeniden kılması farz olmaz. Kılarsa müntehap bir iş yapmış olur.
Kesinlikle bu durumun farz namazlarla bir alakası yoktur. Bu, gece teheccüd namazına kalkanlarla alakalıdır.
Önemli olan namaz borcundan kurtulmaktır. İster namaz sayısı itibariyle kurtulun, isterseniz de gün sayısı itibariyle kurtulun. Vitir kazaya kalınca o da diğer namazlar gibi her vakitte kaza edilebilir ama normal vitir yatsı kılınınca kılınabilir. Onun vakti yatsı sonrasıdır.
Allah Teâlâ dönüşünüzü mübarek kılsın. Sizi eşinizi ve çocuklarınızı cennetlik kullarından kılsın. Şeytan sizi namazdan alıkoyamadığı için pek üzgündür. Yeni sebepler üreterek sizden namazı terk etmenizi isteyecektir. Ölüm korkusu da böyle bir şeydir. Merak etmeyin, kıldığınız namaz çok geçmeden sizin bu husustaki şifanız olacaktır. Bu aralar kendinizi boş bırakmayın. Boş kaldıkça o korku sizi daha fazla sarsar. Siz namaz kılan bir mü'min olarak ölüme hazırlıklısınız elhamdülillah. Korkarak değil hazırlanarak yola devam edeceğiz. Geçmişte kazaya kalan namazların sadece farzlarını tek tek kılacaksınız. Bir takvim belirleyin. Mesela günde iki vakit veya benzeri bir takvim, ona uyun. Biiznillah namaz yükünüz de bitecektir. Kazaların yerine nafile kılınmaz. Kazaya kalan namaz kılınmaz diye de bir şey yoktur. Sadece farzları kılın. Bir de vitir namazını. Sünnetlerini kılmayın. Allah Teâlâ işinizi kolay etsin.
Haramlardan uzaksan, farzları yerine getiriyorsan öyle bir tehlike yoktur. Özellikle riyadan ve ibadet üzerinden menfaat kırpmaktan da uzak durunuz. Bir de hayatı, geçirdiğiniz yirmi dokuz yıldan ibaret görmeyiniz. Önünüzde neler var bilemezsiniz.
Allah Teâlâ işininiz kolay kılsın, size de yavrunuza da afiyetler ihsan etsin. Hamilelik dönemi ve özellikle de sona yakın dönem bir zaruret dönemi olabilir. Belirttiğiniz şekilde hatta oturarak, olmazsa sandalyede veya yatakta namaz kılabilirsiniz. Çok zorlanırsanız sünnetleri kılmayabilirsiniz. Hiçbir şekilde sevabınızdan eksilme olmaz. Allah yardımcınız olsun. Âmîn.