Fetva Meclisi
Soru
Ben tır şoförüyüm ve şehirler arası çalışıyorum. Her gün başka bir şehirdeyim. Eve bazen on beş günde bazen ayda bir gelebiliyorum. Araçta yatıyorum ve namazımı da genelde araç içerisinde kılıyorum. Seferi olarak hareket etmiyorum; farzları dört kılıyorum. Farklı görüşler var bu konuda, ne yapmam gerekir?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Eviniz ve iş yerinizin bulunduğu yerde normal namaz kılacaksınız. Yol esnasında namaz kılacak olursanız dört rekât namazları iki rekât olarak kılarsınız.
Seyir halinde iken araçta farz namaz kılınmasına direkt ruhsat yoktur. Ancak trafik sıkışıklığında imkânsız duruma düşme, aracı durduracak güvenli bir yer bulamama, toplu taşıma araçları gibi bireysel hareket etmenin mümkün olmadığı olağan dışı durumlarda araçta oturulan yerde namaz kılınabilir. Yalnız, aracın normal şartlarda vakit çıkmadan duracağını ve yolculuğun biteceğini bilen için bu ruhsat yoktur. Namazı vaktinde kılmak gerektiği gibi namaza göre vakit ayarlıyor olmak da gerekir. Allah Teâlâ namaz ehli olarak yaşamaya hepimizi muvaffak kılsın.
Bu meseleye şöyle başlayın: Siz orayı hâlâ kendi ocağınız olarak görüyor musunuz, görmüyor musunuz? Eğer orayı eskiden babanızın yaşadığı bir yer olarak görüyorsanız, seferi olarak kılmanız gerekirdi. Eğer orayı eski ve her an denebileceğiniz bir yeriniz olarak görüyorsanız sadece yol boyunca seferi sayılacaktınız. Eksik kalan namaz varsa bu hesaba göre eksikleri kaza ediniz.
Yayladaki eviniz size ait ise sizin yaylada bulunduğunuz süre ORALI gibi kabul edilir. Aile olarak orada bulunduğunuz sürece namazları tam olarak kılarsınız. Oraya giderken YOL ESNASINDA ise seferi sayılırsınız. Yaylada sizi ziyarete gelen birisi için ise bu geçerli değildir.
İmsak vaktinden önce hiçbir şekilde sabah namazı kılınamaz, kılınsa sabah namazı olmaz o. İmsak ile güneş vakti arasında başka bir çare üretmelisiniz ve en azından farzını kılmalısınız. Allah yardımcınız olsun.
Seferi durumundaki bir mü'min, cemaate tabi olduğunda imam seferi ise onun gibi seferi olarak, mukim ise onun gibi mukim olarak namazını kılar. Özellikle imama uymaması diye bir şey olmaz. Çünkü bu seferilikle ilgili hüküm bir ruhsattır yani izindir. Ruhsat ise gerektikçe kullanılmalıdır. Nafilelerde ise durumuna bakarak sıkışmadıkça kılması münasip olandır. Ama nafileleri kılmaması bir eksiklik değildir. Allah'a emanet olunuz.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Çocuk ve aile eğitimi gibi 'eğitim amaçlı' resim çizebilirsiniz. Bunda bir vebal olmaz. Üstelik faydanız da olur, ecir kazanırsınız. Böyle bir araştırma yapın.
Böyle yapmamalısınız. Şüpheli olmayan bir şey ikram edin, dedeniz de mezarında ecir kazansın. Sizin de kalbinizin rahatsız olduğu şeyi ikram etmemelisiniz. Ne dedenize ne de size yararı olmayacak şeyi yapmayın.
Faizli iş yapan biri bunu bile bile yapıyorsa harama karşı açık biri demektir. Haramlara karşı açık birinin eşi olmak, yarın kul hakkı/eş/çocuk da tanımaması muhtemel biri ile evlenmek demektir. Bir kere, bin kere düşünülmesi gereken bir durumdur bu. Evlenilmiş olsa nikâh geçerli olabilir ama akıllı bir evlilik olmaz bu.
Türkiye'den o yaşta bir çocuğun İran'a eğitim maksatlı olarak gitmesini tavsiye edemeyiz. Daha akıllıca bir plan yapılmalıdır. Türkiye'de olmayacaksa Ürdün veya farklı bir ülke de olabilir. Gerçek bir ilim merakı söz konusu ise ve çocuk bunun için uygun ise Hindistan olabilir.
Haklısınız, doğru söylüyorsunuz. Dua edelim de basiretli işler yapmaya Allah Teâlâ bizi muvaffak kılsın.
Size yalan söylemeyi emreden bir iş elbette kalbinizi rahatsız edecektir. Mü'min ve yalan bir arada bulunamaz. Kendinize daha temiz bir iş bulmaya çalışın.