Fetva Meclisi
Soru
Aslında büyük bir nimet olan ama kullanmasını bilmediğimiz için başımıza bela olan sosyal paylaşım sitelerinde, ne zaman Gazze’ye bir saldırı olsa veya Suriye’de bir zulüm olsa, Doğu Türkistan’da bir müslüman ezilse, pek çok kişi bunları fotoğrafları ile paylaşıp zulmedene bela okuyor. Hocam ölmüş bebek fotoğrafı paylaşmak nedir Allah aşkına? Kafası ezilmiş bir müslümanın fotoğrafını paylaşmak nedir? Bu caiz olamaz, bunu söylemek için Şeyh’ul İslam olmaya gerek yok sanırım. Sizin bir sohbetinizde dinlemiştim, müslümanın onurunu kırmanın faizden de öte bir günah olduğunu. Bu, o değil de nedir, müslümanları kahreden fotoğraf paylaşmak nedir hocam? Bunları da müslümanlar yapıyor üstelik. Ben böyle şeylere bakamıyorum bile. Düşman bile yapmıyor bunu! Hocam bu haram değil de nedir, böyle bir şey olabilir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Müslüman insanın ölüsüne saygı gerekir. Her ne kadar kefenin açılıp fotoğraf çekilmesi bir haram değilse de bunun yasal bir zorunluluk gereği yapılmadığı sürece ölüye gösterilmesi gereken saygıyı ezme niteliği taşıyacağını düşünürüz.
Bir fotoğraf konusunda o kişi sağ iken kural ne ise öldükten sonra da kural odur. Mesela kadının fotoğrafını sağ iken sosyal medyada paylaşmak caiz değildir. Öldükten sonra da asla caiz olmaz.
Tesettürlü olmak, Allah korkusu ve cennet umudu ile yaşamaktır. Bu da baştan sona kadar bütün zamanlarda aktif olması gereken bir hissiyattır. Bilerek öyle bir teşhir yapmayınız.
İslam’da evlilik sürecinde temel prensip iffeti ve mahremiyeti koruyarak uygun bir şekilde tanışmaktır. Ancak burada önemli olan, bunun nasıl yapıldığıdır. Eğer bir ortam İslami çerçevede güvenilir bir şekilde bu süreci yönetiyorsa bir kadının uygun gördüğü bir erkeğe "Benimle evlilik düşünür müsünüz?" anlamına gelen bir teklifte bulunması haram değildir. Ama bu İslami adaba uygun olmalıdır. Direkt, birebir sohbet ortamı gibi olmamalı, bir aracı veya resmi bir süreç işlemelidir. Sosyal medya aracılığı ile harama götüren herhangi bir kapıya azıcık dahi yaklaşmadan birileri ile gerçek kişilerin aracılığı ve mahremiyet kurallarının yine bu üçüncü kişilerle sağlanması ile bir eş adayı ile tanışıp şartları konuşmak, evet, caizdir ancak burada şu riskleri göz önünde bulundurmalısın: Erkeklerin niyetini tam bilemezsin. Güvenilirlik sorunu olabilir. Daha önce tanımadığın biriyle doğrudan mesajlaşmak, istenmeyen sonuçlara yol açabilir. Gerçek hayatta birini ön görüşmelerle tanımak ne kadar zor ise sosyal medyadan tanımak kat kat daha zordur. Dolayısı ile doğru eş adayını bulma ihtimali sosyal medyada, kat be kat daha az. Özellikle bir erkek için, kendi çevresinden evleneceği bir kız bulamayıp sosyal medyaya ihtiyaç duymuş olması o erkek hakkında birçok problemi bize önden haber verir. Erkek asosyal olabilir, özgüvensiz olabilir, kötü işler dolayısı ile kötü nam salmış bu yüzden çevresinin güvenini yitirmiş olabilir… Ve daha akla gelmeyen bir sürü ciddi risk. Bunların yerine elbette ki güvenilir insanların kefil olduğu kişilerden hayırlı biri bulma ihtimali çok daha yüksektir. Gördüğün baskılara gelince şunu belirtmek isterim ki evlilikte baskı ve aceleyle yapılan seçimler çoğu zaman hüsranla sonuçlanır. İnsanların sözleri seni strese sokuyor olabilir ama unutma ki Allah’ın takdiri neyse, o olacak. Allah'ın takdir ettiği vakitten önce hiçbir şey gerçekleşmez. Sabır ve tevekkül içinde ve akıllıca hareket etmelisin. Bahsettiğin şekilde ilerlemektense kendi prensiplerinden ödün vermeden bir aday arayışında olabilirsin. Ve kendine de sürekli şunları hatırlatmalısın: "Ben evliliğe kapalı değilim, sadece doğru insanı bekliyorum." "Evlenmek için değil, huzurlu bir yuva kurmak için evleniyorum." "Aracılar vasıtasıyla ilerlemeye devam edeceğim çünkü benim için güvenilir olan yol budur." Allah hayırlı bir yuva nasip etsin. Allah yardımcın olsun. Allah’a emanet ol.
Hayır kullanalım. Kaçarak sığınabileceğimiz bir yer yoktur. Kullanalım ama biz onu kullanalım, o bizi kullanmasın. Bunun için de: Göz ve bilgi kirliliğine dikkat edelim, bizi kirletmesin. Mahremiyetimiz ve başkalarının mahremiyetini ezmeyelim. Kontrolsüz ve sınırsız olmayalım. Yasal ve ahlâk suçlusu durumuna düşmeyelim. Mülkiyet haklarına saygılı olalım. Müslüman edebini orada da koruyalım. Vaktimizi israf etmesin, seviyemizi düşürmesin.
İnsan fotoğrafı olarak çizilen fotoğrafları kaldırmanız güzel. Fotoğraf olan, teknoloji ile üretilen baskıları, ders kitaplarını bu noktada ayrı düşünün. Bir yere o kısımları kesip asmadığınız sürece sorun olmaz. Sazı da elinizden çıkarın. Satarsanız parasını bir fakir insana verebilirsiniz. Allah her türlü haramdan uzak kalabilmeye sizi muvaffak kılsın.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Türkiye'den o yaşta bir çocuğun İran'a eğitim maksatlı olarak gitmesini tavsiye edemeyiz. Daha akıllıca bir plan yapılmalıdır. Türkiye'de olmayacaksa Ürdün veya farklı bir ülke de olabilir. Gerçek bir ilim merakı söz konusu ise ve çocuk bunun için uygun ise Hindistan olabilir.
Anlaşılan her iki daire için de zekât vermeniz gerekmez.
Böyle yapmamalısınız. Şüpheli olmayan bir şey ikram edin, dedeniz de mezarında ecir kazansın. Sizin de kalbinizin rahatsız olduğu şeyi ikram etmemelisiniz. Ne dedenize ne de size yararı olmayacak şeyi yapmayın.
Hayatı olduğu gibi imtihan olarak kabul edin. Bir barikat geçilince yol bitmediği gibi sizin de bir imtihanınız bitince yolunuz dümdüz olmayacaktır. Son nefese kadar imtihana hazır olmalıyız. Peygamberler bile buna benzer bir hayat yaşamışlardır. Elbette onların durumu bizimki gibi değildi ama onlar da sıkıntıdan sıkıntıya girdiler. Sonunda Rablerinin huzurunda aradıklarını buldular. Biiznillah biz de ayakta kalmayı becererek nihaî huzuru Rabbimizin katında bulacağız. Size tavsiyem budur: Bakışınızı değiştirin. Ferace giymeniz güzel ama yol bitmedi. Anne babanıza da takılmanıza gerek yoktur, siz kendi durumunuza bakın. Onlar sizin nasihatinizi dinlemezler. Siz kanatlanıp melekleşinceye kadar yılmadan ve usanmadan çalışmaya bakın. Bir zaman sonra bütün bu sıkıntı dediğiniz şeylerin tatlı bir hatıraya dönüştüğünü göreceksiniz. Sizi Allah'a emanet eder, kalbinize huzur vermesini temenni ederim.
Evinizden doksan km. uzakta iken seferi olarak kılmanız gerekir. Tam kılsanız da namazınız tamamdır ama seferi olarak kılın. Sadece evinize döndüğünüzde tam kılarsınız. Ömrünüzün sonuna kadar o şekilde kılmanız ne namazınızı ne de sevabınız açısından bir eksiklik oluşturmaz. Allah yardımcınız olsun.
Bu durum o kişiyi göreve alacak yetkili makamın sahibi açısından ele alınmalıdır. Orada görülecek hizmetin gerektirdiği ve alternatifsiz biri için bunu yapacaksa, işin selameti açısından böyle bir tercih neden olmasın. Bu ne kadar gerçekte böyledir, ne kadar da özel ilişkilerin sonucudur onu, o kişinin imanı ile kendisi arasında bırakmak durumundayız.