Fetva Meclisi
Soru
20 yıllık kaza namazı borcum vardı. Düzenli namaz kılmaya başladığımdan beri günlük kazaları da kılıyorum ve şu an 18 yıllık borcum kaldı. Bir günde 7 günlük kaza namazı kılıyorum, bu da gündüzün ve gecenin bir bölümünün hep namazda geçmesi demek oluyor. Çoğu zaman kendimi zorlayarak namaz kılıyorum programdan geri kalmamak ve hızla borçlarımı bitirmek için. Ancak bedenim sürekli dinlenmek, uyumak isterken onu namaza kaldırmak o denli güç oluyor ki… Vakit namazlarımı oldukça heyecanlı kılarken kaza namazlarım bitene kadar resmen kendimle savaşıyorum. Kaza namazlarını kendime nasıl sevdireyim bilmiyorum. Zorlanarak kıldığım için acaba kabul olunmama durumu var mıdır namazlarımın?
Cevap
Benzer fetvalar
Buluğ çağına girdiğiniz tarihi biliyorsanız, o tarihten itibaren; bilmiyorsanız on beş yaşından gün aldığınız tarihten itibaren namaz başladığınız güne kadar üzerinizden kaç vakit namaz geçtiğini hesaplayın. Ondan sonra da yaptığınız gibi bir kaza takvimi yapın. Mesela 2000 sabah namazı, şu kadar öğlen namazı diyerek borcunuzu bilin. Her fırsatta da 'üzerime kaza kalan son sabah namazı' diyerek bir namazı kaza edin. Sadece farzları kılacaksınız. Bir de vitir namazını. Yalnız sabah ve ikindi namazından sonra kılmasanız daha iyi olur. Başka yapacağınız bir şey yok. Tövbenizde samimi oldukça endişe etmeyin. Allah ğafûrdur, rahimdir.
Aleykümselam. Bir kere şu andaki namazlarınızı ihmal etmeme ciddiyetiniz güzel, bunu sakın bozmayın.İkinci olarak da teheccüd yerine kaza namazı kılın. O vakti kazalarla geçirin. Biliyorsunuz sadece farzları ve vitri kaza edeceksiniz.Üçüncü olarak da program sürdürmekte zorlanıyorsanız şöyle yapın: Programsı olarak kılabildiğiniz kadar kılın. Ara sıra da olsa kaza borcunuzu unutmayın. Elinizdeki borç cetvelini de kaybetmeyin. Kıldıkça ondan düşün. Gerekiyorsa bir süre kaza kılmayın ama sakın umudunuzu yitirmeyin. Onun kazası olmaz dikkat edin.
Allah Teâlâ dönüşünüzü mübarek kılsın. Sizi eşinizi ve çocuklarınızı cennetlik kullarından kılsın. Şeytan sizi namazdan alıkoyamadığı için pek üzgündür. Yeni sebepler üreterek sizden namazı terk etmenizi isteyecektir. Ölüm korkusu da böyle bir şeydir. Merak etmeyin, kıldığınız namaz çok geçmeden sizin bu husustaki şifanız olacaktır. Bu aralar kendinizi boş bırakmayın. Boş kaldıkça o korku sizi daha fazla sarsar. Siz namaz kılan bir mü'min olarak ölüme hazırlıklısınız elhamdülillah. Korkarak değil hazırlanarak yola devam edeceğiz. Geçmişte kazaya kalan namazların sadece farzlarını tek tek kılacaksınız. Bir takvim belirleyin. Mesela günde iki vakit veya benzeri bir takvim, ona uyun. Biiznillah namaz yükünüz de bitecektir. Kazaların yerine nafile kılınmaz. Kazaya kalan namaz kılınmaz diye de bir şey yoktur. Sadece farzları kılın. Bir de vitir namazını. Sünnetlerini kılmayın. Allah Teâlâ işinizi kolay etsin.
Kesinlikle namaz kılmadığınız için Müslüman olmadığınız, dolayısıyla namaza başlayınca Müslüman olduğunuz sözü doğru olamaz. Doğru olan, sizin buluğ çağından itibaren namaz borcunuz olduğudur. Bu da on beş yaşı ortalama bir yaş kabul edersek on sekiz senelik namaz demektir. Yapacağınız iş şudur: a- Büyük bir tevbe ile Rabbinizin kapısına kapanmak ki, hamdolsun buna muvaffak olmuşsunuz. b- Üzerinizdeki kaza namazlarını sayı olarak tespit etmek. Mesela: 18*365 sabah namazı, 18*365 öğlen namazı gibi. c- Böylece kaç namazın üzerinizde borç olduğunu bilmiş olacaksınız. Onları kaza etmeye azmedeceksiniz. Ondan sonra da mesela yatmadan önce ya da tatil günlerinizde veya benzeri bir takvimle onları tüketmeye karar vereceksiniz. d- Siz bu kararı samimi bir şekilde verdikten ve tatbike başladıktan sonra biiznillah yol açılmıştır. O borçlarınız bitmeden ölmüş olsanız bile takvimi işlettiğiniz sürece bir sakınca yoktur. Allah tevbenizi, ihlasınızı kabul buyursun. Bize de dua edin.
Selamünaleyküm. Kaza namazlarını Vitir namazını da hesap ederek kılın. Aybaşı olduğunuz günden itibaren hesap etmeniz gerekir. Evvabin namazını kazalarınız bittikten sonra kılın ama, namazların önü ve ardındaki nafileleri kılın. Allah kabul etsin.
İlk ihtilam yani banyo yapma durumunuz ne zaman olduğunu hatırlıyorsanız o zamanı, hatırlamıyorsanız ON BEŞ YAŞINIZI ölçü alın. O günden itibaren kaç Ramazan günü geçti ise o kadar oruç, kaç gün geçti ise o kadar sabah, öğlen, ikindi, akşam, yatsı borcunuz var demektir. Kıldığınızı bildikleriniz varsa ya da tuttuğunuz oruç biliyorsanız onları düşün gerisini tutun. Allah kabul buyursun. Kazaları tutmaya ve kılmaya karar verdikten ve tevbe ettikten sonra ne zaman ne kadar yapabiliyorsanız o kadar yapın.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Kanama veya yellenme gusül nedeni değildir. Dolayısıyla böyle şeylerden ötürü gusül gerekmediği için gusül esnasında guslü yenilemek de gerekmez.
İğne ucu kadar kuru yer bırakmamak bir ciddiyet göstergesidir. Derinizde boya gibi altına su geçirmez bir şey yoksa banyoda guslünüzü engelleyecek bir durum da yoktur. Abartmanız gerekmez.
Yöreden yöreye farklılık gösterdiği için nasıl bir işlemi tarif ettiğinizi bilemiyorum. İlke olarak şunu söyleyebiliriz: Ölen bir insanın ardından normal cenaze işlemleri dışında yapılması gereken ilk iş o ölenin maddi borçlarının hak sahiplerine ödenmesidir. Zorunlu olan budur. Mümkünse ölü mezara konmadan bu ödemeler yapılmalıdır. O derece önemli bir konudur. Bunun dışında yapılan iskat ve benzeri işler sadece bir umuttur. Sizin de tespit ettiğiniz gibi insanlar bu tip işlere bir din emri gibi sarılmakta ve itiraz kabul etmemektedirler. Sırf bu nedenle kötü kişi olmamanızı size tavsiye ederiz.
İnsan olarak mü'min/kâfir aynı bedenlerin sahibiyiz. Mü'mine göre veya kâfire göre denebilecek net bir beden yapısı farkı yoktur.
Öyle bir ortamda birinci ve en önemli hedefiniz ‘kendinizi korumak’ olmalıdır. Buna çok dikkat edin. Önce kendinizi yani mü'min kimliğiniz koruyun. Oraya gittiğiniz zamanla döndüğünüz zaman arasında mü'min kimliğiniz açısından bir erime varsa siz zarardasınız demektir. Siz zarar ettikten sonra diğer insanlar kâr etseler ne olur? İkinci olarak da, sözlerinizle değil tavır ve kimliğinizle örnek olarak dininize hizmet edin. Vakarınız en önemli reklamınız olsun. Üçüncü olarak da sorulduğunda bildiğinizi söyleyin ve kenara çekilin. Tartışmayın. Tartışmak size kazandırmaz, karşı tarafı ikna etmez. Söyleyin, susun ki merak uyandırsın. Ve Allah Teâlâ’nın size yardım etmesi için, sizi koruması için çok dua edin. Allah’a emanet olunuz.
İşveren kurumun kuralları bu konuda bir izin hakkı tanıyor ve izinli iken ücret veriyorsa alınmasında sakınca yoktur.