Fetva Meclisi
Soru
Almanya’da hemşire olarak çalışıyorum. Hıristiyanların bedeninde ‘ölü lekesi’ denilen lekeler oluyor. Doktorlar bu lekeleri gördükten sonra o kişi için ‘tamamen öldü’ diyorlar. Müslüman ölü bedenlerinde böyle lekeler bulunuyor mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Ölen bir insan Müslüman olmasa bile insan olduğu için yakılamaz. Kanunen bir sıkıntı oluşmayacaksa annesinin yakılmamasını sağlasın. Böyle bir imkânı yoksa mesuliyeti olmaz biiznillah.
Aleykümselam. Ölen mü'min olmayan biri idiyse ona dua edemezsiniz. Gördüğünüz iyiliğe teşekkür etmeniz yeterlidir. Mü'min biri idiyse, onun da mezarına da gitmeden dua edebilirsiniz.
Laiklik, din ile devleti ayrı tutmanın adıdır. Dini, ibadethaneye ve eve hapsetmenin adı olarak da kaydedebiliriz laikliği. Bunun anlamı da şudur: Din, insanların aralarındaki ilişkilere karışmasın, isteyen kalbiyle istediğine inansın ama dili ve organları ile bunu tatbik etmesin. Böyle bir şey İslam için mümkün değildir. Zira İslam, her şeyden önce bizim sokaklarımızı, iş yerlerimizi, evlerimizi Allah'ın rızasına göre tanzim etmek istemektedir. Bunun için laikliği İslam açısından tarif ederken şöyle diyebiliriz: Laiklik, İslam ile sokağı, evi, iş yerini, siyaseti ayrı tutmaktır. İslam ise evi, iş yerini, sokağı ve her yeri Allah'ın rızasına göre tanzim etmenin adıdır. Açıkça görülür ki bu anlamdaki laiklik ile İslâm aynı yerde bulunamaz. Bilmemenin kurbanı olarak dilinden böyle sözler çıkabilir. Allah'a sığınmak ve ayak kaymasına karşı hassas olmak gerekmektedir. Bu tür tartışmalarla da insanların inatlaşmalarına sebep olma tehlikesini de göz ardı etmeyelim. Kaş yaparken göz çıkarma tehlikesine düşmeyelim.
Selamünaleyküm. Hristiyanlığa hizmet edeceğini iyi bildiğiniz bir işe alet olmamalısınız.
Laikliğe ve şirke bulaşmamış gerçek bir Hristiyan veya Yahudi’nin besmele ile kestiği yenebilir.
Sizin kalbinizin mutmain olup olmadığına bakabilirsiniz. Yok demek kolay yalnız ehil olan birinin o sözü tasdik etmesinde yarar vardır. Kalbiniz mutmain ise kullanabilirsiniz. Allah'a emanet olun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Yöreden yöreye farklılık gösterdiği için nasıl bir işlemi tarif ettiğinizi bilemiyorum. İlke olarak şunu söyleyebiliriz: Ölen bir insanın ardından normal cenaze işlemleri dışında yapılması gereken ilk iş o ölenin maddi borçlarının hak sahiplerine ödenmesidir. Zorunlu olan budur. Mümkünse ölü mezara konmadan bu ödemeler yapılmalıdır. O derece önemli bir konudur. Bunun dışında yapılan iskat ve benzeri işler sadece bir umuttur. Sizin de tespit ettiğiniz gibi insanlar bu tip işlere bir din emri gibi sarılmakta ve itiraz kabul etmemektedirler. Sırf bu nedenle kötü kişi olmamanızı size tavsiye ederiz.
İlaç gibi bir alanda zaruretten söz etmemiz gerekmektedir. Muadili bulunmadığı sürece haram bir nesneden imal edilmiş olsa bile ilaçlar kullanılabilir. Müslümanlar olarak birbirimizle cedelleşme yerine daha helal ilaçlar üretecek sistemler üzerinde çalışmalıyız ki helal haram bilmeyenlere mahkûm olmadığımız bir ortam oluşturabilelim.
Zina en ağır haramlardan biridir. Zinaya düşen de dâhil her kulun tevbe etmesi ve tevbesini koruması durumunda Allah'ın rahmetinde payı vardır. Umutsuzluk gerekmez! Şeytan sizi geçmişin çöplüğünde nedamet oyunları ile alıkoyuyor olmasın, dikkat edin. Madem pişmansınız, tevbe edin, istiğfar edin. Sizi o hataya düşüren ortamı terk edin. İbadetle ve iyi işlerle aradaki boşluğu doldurun. Böylece dönüşünüz belgelenmiş olsun.
Kanama veya yellenme gusül nedeni değildir. Dolayısıyla böyle şeylerden ötürü gusül gerekmediği için gusül esnasında guslü yenilemek de gerekmez.
Yolda bırakacağınız bir işe başlamış olmamalısınız. Az ama sürekli ve ciddi yürüyen daha iyidir. Şöyle yapmanızı tavsiye ederiz: a- Namaz kazaya bıraktığınız için öncelikle ciddi bir tevbe yapmanız gerekmektedir. Tevbe edecek ve tevbenizi koruyacaksınız. Sürekli istiğfar edeceksiniz. b- Sadece farz namazları ve vitri kılacaksınız. Buna göre de kaç sabah namazı, kaç öğlen.. gibi bir borç takvimi hesaplayın. c- Günün belli bir saatini kaza namazı kılmaya ayırın. Bu normal bir zaman dilimi olsun. Mesela 'bir saat' deyin. Bu süre zarfında ne kadar kılarsanız o kadar kılın. Mecalsiz kalacak kadar kılmayın ki soğukluk gelmesin size. d- Yaptığınız bu takvime özel günleriniz dışında asla ara vermeyin. Misafir ve benzeri sebepler sizi ara verdirtmesin. Bu mantıkla ne kadar devam ederseniz kazanıyorsunuz demektir. Bitirmeden ölseniz bile inşaallah borcunuz mağfiret görmüş olur.
Özellikle elbise üzerinde bir işaret bulunur ve o işaret üzerinden siz tanınırsanız böyle bir tehlike olabilir ama genel olarak bu zikredilen fıkhî bir kurala oturmamaktadır. İç çamaşır için titiz davranabiliriz, özellikle dikkat çekecek bir ayrıntı için titiz davranabiliriz ama genel olarak böyle bir kural yoktur.