Fetva Meclisi
Soru
Necisi ayn olan domuzdan elde edilen jelatinin ilaç sanayinde kullanıldığı bilinmektedir. Piyasada kapsül halindeki ilaçlarda bu jelatin maddesi kullanıldığı için istihale ile kimyasal değişim sağlanıyor mu? Kapsüllü ilaçları kullanabilir miyiz? (Kullandığımız kapsüllü ilaçların muadili bulunmamaktadır.)
Cevap
Benzer fetvalar
İki ittifak noktasından söz edebiliriz: a. Necis olmayan alternatifi varsa necis olan bir şey tedavide kullanılamaz. b. Söz konusu hayati bir tehlike olduğunda ise necis olanın kullanılmasında ruhsat bulunmaktadır. Buna göre: Tıpta kalp tedavisinde kullanılan domuzdan alma kalp kapakçığı, domuz yağı katkılı ürünler, domuz ve inek kaynaklı jelatin katıklı kapsüller, yanık tedavisinde kullanılan domuz derisi, sindirim sistemi için kullanılan domuzdan katıklı ürünler, pek çok ilaç ve gıda takviyesinde kullanılan alkol, kan nakli örnek olarak ele alınabilir.
Jelatin; sığır, domuz, balık ve kümes hayvanları gibi omurgalıların kollajeninden elde edilen bir protein türüdür. Jelatin üretiminde başlıca hammadde olarak domuzun kemik ve deri altı tabakası ile sığırın kemik ve derileri kullanılmaktadır. İnsan sağlığına olumsuz etkisi olmadığı göz önüne alınarak helallik açısından jelatine yaklaşıldığında temel hareket noktası, menşeinin helal olmasıdır. Bunun yanında üretim aşamasında, jelatine kaynak teşkil eden hammaddenin yapısal özelliklerini yitirip yitirmemesinin, ürünün helalliğine etki edip etmeyeceği de tartışılmıştır. Öncelikle menşei itibariyle helal olan yani yenilebilir ve İslami usullere göre tezkiye edilmiş (kesilmiş) hayvanların derilerden ve kemiklerden elde edilen jelatinin tüketilmesinin helalliği noktasında herhangi bir tartışma söz konusu değildir. Jelatinin dini hükmü konusundaki esas hareket noktası ise, haram bir menşeden elde edilmiş olması halinde, imalat aşamasında tam anlamıyla bir dönüşüm/değişim geçirip geçirmediği hususudur. Bu husus fıkıh literatüründe “istihale” kavramı çerçevesinde ele alınmaktadır. İstihale dinen necis sayılan bir maddenin yapı değişimine uğrayarak temiz bir maddeye dönüşümünü ifade etmektedir. Fıkıh kaynaklarında istihalenin dayandığı mantık, Allah Teala’nın bir maddenin necis olmasını, sahip olduğu yapısal duruma bağladığı düşüncesiyle açıklanmaktadır. Bu düşünceye göre maddenin yapısında gerçekleşen dönüşüm, ister istemez necaset niteliğinin de değişmesini gerektirmektedir. İstihalenin necis bir maddeyi temiz hale getirebileceği hususunu bazı fakihler onaylamasa da, aralarında Hanefilerin de yer aldığı birçok alim, istihalenin böyle bir işlevi olduğunu kabul etmektedir. Meseleye haram menşeden elde edilen jelatinin hükmü açısından yaklaşıldığında, üretim aşamasında bir istihale gerçekleşip gerçekleşmediği hususu önem taşımaktadır. Bu konuda farklı yaklaşımların olduğu görülmektedir. Jelatinin üretiminde kimyasal reaksiyonlar sonucunda istihale olduğunu söyleyen uzmanlar olduğu gibi, yaptıkları deneylerle jelatinin istihaleye uğramayan katkı maddelerinden biri olduğu sonucuna ulaşan uzmanlar da bulunmaktadır (bk. I. Ulusal Helal ve Sağlıklı Gıda Kongresi, Ankara, 2011; el-Beyanü’l-Hitami ve’t-Tavsiyat li’n-Nedveti’l-İlmiyye: el-İstihale ve’l-İstihlak ve Müsteceddatühüma fi’l-Ğıza ve’d-Deva (9-10 Şubat 2015, Cidde, s. 2-11; “İstihale”, DİA, EK 1, 674-676). Bu bağlamda jelatin üzerinde araştırma yapan birçok uzman, her ne kadar üretim aşamasında bazı amino asit ve karbonhidrat yapılarını kaybetse de kollajenin amino asit dizesini büyük oranda koruduğu, değişimin alfa sarmal yapısındaki hidrojen bağının değişiminden ibaret kaldığı, dolayısıyla kollajenin jelatine dönüşümünde gerçek anlamda bir kimyasal dönüşüm değil, bazı fiziksel ve kimyasal özelliklerde farklılaşma meydana geldiği sonucuna ulaşmışlardır (I. Ulusal Helal ve Sağlıklı Gıda Kongresi, Ankara, 2011, s. 86-93; 109; Ahmad Sakr, Jelatin, İstanbul 2008, s. 47; Harun Şimşek, A'dan Z'ye Hayvansal Kaynaklı Gıda Katkı Maddeleri, Almanya 2012, s. 72-73). Fıkıh kaynakların çizdiği çerçeveye göre istihale, necis veya kullanılması haram olan bir maddenin hakikatinin değişip ilgili maddenin isim, özellikler ve nitelikler itibariyle farklı bir maddeye dönüşmesidir. Bu açıdan bakıldığında klasik kaynaklarda “vasıf değişimi” bağlamında verilen örnekler, her kimyasal reaksiyonun geçerli bir istihale olmadığını ortaya koymaktadır. Zira söz konusu maddede bazı değişimler olsa da bu her zaman tam bir kimyasal değişim olmamaktadır. Oysa istihaleden bahsedebilmek için maddenin tam bir kimyasal değişime uğraması gerekmektedir. Şu halde yukarıdaki uzman görüşlerine de dayanarak, jelatinin geçirdiği işlemin bir istihaleden/dönüşümden ziyade bir ayrıştırma işlemi olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, kollajenin kaynağı olan hayvan helal değilse, ondan üretilen jelatin de helal olmamaktadır. Menşeinin helalliği bilinmeyen jelatinlerin Müslümanların tüketeceği gıdaların üretiminde kullanılması ve içinde domuz kaynaklı jelatin olduğu kesin olarak bilinen gıdaların tüketimi caiz değildir.
Alternatifi bulunmayan ilaçların içindeki haram nesneler kullanılmalarına mani değildir. Alternatifi varsa helal olanı kullanmalıyız.
Bir hastalığın tedavisi için helal olan başka maddelerden elde edilmiş bir ilaç henüz üretilmemiş ya da üretilen bu ilaca ulaşma imkânı yok ise haram olan bir maddenin veya bundan üretilen bir ilacın, meslekî ehliyet ve dürüstlüğüne güvenilen uzman bir doktor tarafından tavsiye edilmesi hâlinde, kullanılmasında dinen bir sakınca yoktur. Çünkü “Zaruretler yasakları mubah kılar.” (Mecelle, md. 21) Zaruret ortadan kalkar ve başka helal maddelerden yapılan ilaçlar bulunursa, o zaman helal olanları kullanmak gerekir. Çünkü “Zaruretler kendi miktarlarınca takdir olunur.” (Mecelle, md. 22)
Doktorun ilaç olarak yazdığı bir şey zaruretten kullanılıyor demektir. Söz konusu kullanılan nesnenin helal olup olmadığını inceleriz. Helal olanı varsa onu kullanırız. Alternatif olarak helali bulamıyorsak ve sağlığımız için gerekli ise zaruret dâhilinde onu kullanmamızda bir sakınca olmaz. İlaç olarak kullanılan bir şey ile cilt bakımı gibi lüks denebilecek bir durum için kullanılan arasında böyle bir fark vardır.
Bir kere bu tespitler halk arasında kulaktan dolma değil de bilimsel denebilecek çapta ve belgeli olmalıdır. İkinci olarak da; bu oranda şüpheli bir nesneyi kullanmamalı ve ticaretini yapmamalıyız. Şüpheden kaçmak takva ehli bir mümin olmanın işaretidir. Ayrıntılı olarak ele alacak olursak da şunları söyleyebiliriz. a- Belirttiğiniz nesnede domuz katkısı kesin ise, b- Bu katkı maddesi yeni bir nesne denebilecek şekilde yüzde yüz kimyasal bir dönüşüm geçirmemiş ise, c- Kullanılan o nesne hayatî bir zaruret niteliğinde (mesela bir ilaç gibi) ihtiyaç maddesi değilse kullanılması caiz olmaz. Bunun içinde kullanıldığı maddeler de kullanılmaz.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Zina en ağır haramlardan biridir. Zinaya düşen de dâhil her kulun tevbe etmesi ve tevbesini koruması durumunda Allah'ın rahmetinde payı vardır. Umutsuzluk gerekmez! Şeytan sizi geçmişin çöplüğünde nedamet oyunları ile alıkoyuyor olmasın, dikkat edin. Madem pişmansınız, tevbe edin, istiğfar edin. Sizi o hataya düşüren ortamı terk edin. İbadetle ve iyi işlerle aradaki boşluğu doldurun. Böylece dönüşünüz belgelenmiş olsun.
İnsan olarak mü'min/kâfir aynı bedenlerin sahibiyiz. Mü'mine göre veya kâfire göre denebilecek net bir beden yapısı farkı yoktur.
Özellikle elbise üzerinde bir işaret bulunur ve o işaret üzerinden siz tanınırsanız böyle bir tehlike olabilir ama genel olarak bu zikredilen fıkhî bir kurala oturmamaktadır. İç çamaşır için titiz davranabiliriz, özellikle dikkat çekecek bir ayrıntı için titiz davranabiliriz ama genel olarak böyle bir kural yoktur.
Zararlı bir hayvanın öldürülmesi günah değildir. Öldürme çeşidinin yakma olması durumunda sakınca vardır. Suda boğulmaları şeklindeki öldürmede sakınca yoktur.
Yöreden yöreye farklılık gösterdiği için nasıl bir işlemi tarif ettiğinizi bilemiyorum. İlke olarak şunu söyleyebiliriz: Ölen bir insanın ardından normal cenaze işlemleri dışında yapılması gereken ilk iş o ölenin maddi borçlarının hak sahiplerine ödenmesidir. Zorunlu olan budur. Mümkünse ölü mezara konmadan bu ödemeler yapılmalıdır. O derece önemli bir konudur. Bunun dışında yapılan iskat ve benzeri işler sadece bir umuttur. Sizin de tespit ettiğiniz gibi insanlar bu tip işlere bir din emri gibi sarılmakta ve itiraz kabul etmemektedirler. Sırf bu nedenle kötü kişi olmamanızı size tavsiye ederiz.
Gusül için cinsel ilişki veya meninin dışarı çıkması şarttır. Sadece rüya ile gusül şart olmaz.