Fetva Meclisi
Soru
Bir insan hem laik hem Müslüman olabilir mi? Bize körü körüne laikliği savunan ve sürekli 'laik olduğunu' söyleyen ve bunu bilinçli veya bilinçsiz yapan insan hakkında nasıl bir muamele yapmalıyız? Bu kişinin cenaze namazı kılınır mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Böyle bir soru tehlikeli ve sakıncalı anlayıştan kaynaklanıyor olabilir. Biz, LAİK BİR ÜLKEDE YAŞAMAKTA SAKINCA GÖRMEZKEN öbür kardeşimizin o devlette memur olmasını onun imanı açısından tehlikeli görüyor olamayız. Dinimize ait kavram ve hükümleri basit bir aleti kullanır gibi kullanmamız yanlıştır. Evet, laikliği kabullenmiş ve tehlikeli görmeyen bir anlayış ve o anlayışı yaşatmaya yönelik özverili çalışmalar bizim için akide sorunu oluşturur ama insanların kalplerindeki imanlarını iki dudağımızın arasında sakız zannetmemiz ağır bir hatadır. Cehenneme insan sevk etme görevlileri değiliz. Allah yardımcımız olsun.
Tam bu anlattığınız gibi bir eş dinden çıkmış sayılır. Bir Müslüman olarak siz onun eşi olamazsınız. Onu karşınıza oturtup durumun vahametini konuşun. Konunun eşliğin bitmesi veya devam etmesi olarak anlaşılmasını söyleyin. Son sözleri bu sözler olan bir erkek, Müslüman kadının kocası olarak kalamaz. Ayrılmanız gerekir. Tabii bu arada eşinizin ailesiyle de görüşün ve destek isteyin.
Laiklik, imanın karşısındaki bir kavram olarak kullanıldığında kesinlikle haklısınız. Bulunduğumuz toplumda ise laiklik açık ve net bir şekilde İslam karşıtlığı gibi anlaşılmamaktadır ya da laikler bunu gizlemeyi tercih etmektedirler. Bu nedenle her laik çıkış için açık bir küfür gibi bakmayı tehlikeli buluruz.
Elbette Müslümanlık güzel ahlâkın kaynağıdır. Güzel ahlâk imanla bağlantılıdır. Ahlâk sorunu olanın iyi Müslüman olduğu hiçbir şekilde iddia edilemez. Rabbimiz bize bir din gönderdi. Bu dinin esaslarından biri ahlâktır. Namaz ağırlığında olmasa da dinin muhtevasında ahlâk vardır. Ne yazık ki dinimiz konusunda gevşedikçe ahlâk her şeyden önce zarar gören din başlıklarından olmaktadır. Neden böyle oluyor sorusuna gelince şunu söyleriz: Allah Teâlâ her şeyi kader ile yarattı. Ahlâk da o kaderin içindedir. Ahlâklı olun buyururken ahlâklı olmanın sebeplerini de yarattı. O sebepleri elde etmedikçe hiçbir insan sadece istedi diye ahlâklı olamaz. Kur'an terbiyesi almış olmak, ahlâklı bir çevrede yaşamak, kötülüklerle mücadele azmi taşımak, sabrı kuşanmak ve istiğfar eden mü'min olmak gibi pek çok sebep ihmal edildikçe ahlâktan doğal olarak uzaklaşılmış olur. En önemli sebeplerden biri de dünyayı ebedi zannetmektir. Ahiret hesabı ertelendikçe ahlâk sıcaktaki buz gibi erimeye mahkûm olur ne yazık ki.
Bu kişinin yaptığı kökten yanlıştır. Eşinin yıktığı binasını neden ibadetle tamir etmiyor ki? İbadete daha çok sarılması gereken biri iken nasıl ibadeti ihmal eder? Öncelikle bu insanın, kuru bir evham peşinde olup olmadığına karar vermesi lazım. Gerekiyorsa bunu itimat ettiği birileriyle paylaşsın. Eğer evham değil de ciddi bir durum ama belgeleyemiyorsa boşama tek çaresidir. Böyle bir evlilik olmaz. Boşasın kurtulsun. Allah'a emanet olun.
Müslüman İslam terbiyesi görmüş insan demektir. İslam ise aceleciliği ve sabırsızlığı bize uygun görmemektedir. Evet, acele iş yapanın muhakkak günah işlemiş olması gerekmiyor. Acele etmenin günaha girmeye götüreceği durum da olabilir ama bunu genelleştiremeyiz. Müslüman konuşurken, iş yaparken, imza atarken veya hayatın içinde belli bir rolü oynarken düşünüp taşınmakla itikadına daha uygun olanı yapmış olur. Bir işi onaylarken belgesini görmesi, birine kefil olurken kefaletin anlamını bilerek karar vermesi, yapma yapmama kararları verirken geçmişi ve geleceği değerlendirerek karar vermesi kişiliği ve itikadı bakımından olgunluğunu gösterecektir. Özellikle Allah’a ve Peygamber aleyhisselama ait nakiller yaparken bu titizlik şarttır. Âlimlerden nakil yaparken de gayet ciddi olmak gerekmektedir. Bir sözü duymuş olmak o sözün nakledilebilirliğinin belgesi değildir. Ağzından çıkan her söz onun için bir hesap konusu olacaktır yarın. Böyle bilmek ve uygulamak zorundadır. Kur'an’ımızın yönlendirmesi bu şekildedir. Günlük sıkıntılardan ve ahiret hesabından kurtulmak da buna bağlıdır. Müslümanlar arasında sosyal sorunların en asgariye inmesi, ümmetin birlik ve beraberliği bunu zorunlu tutar. Bilhassa günahkârların/fasıkların figüran olduğu bilgiler Müslüman için bir risk taşır. Müslüman zan ve tahminini kullanmaz. Çünkü zan ve tahmin inceleme ve irdelemeden uzak kalmakla ortaya çıkar. Acelecilik bu noktada bir sorun kaynağı olarak önümüze çıkmaktadır.
devlet konusundaki diğer fetvalar
Kanuni ölçülere göre bulunduğunuz bir ülkenin size sunduğu imkânları, hileli bir yola başvurmadan kullanmanızda bir sakınca yoktur.
Önce bu hatanız için istiğfar edin. Samimi bir tevbe ile bu hatanızdan dönün. İkinci olarak da, üzerinize geçen bu hak bir şahıstan ise onu götürüp o şahsa bir yolla verin. Devletten geçti ise, o kadar bir parayı oradaki bir vakıfa bağışlayın. Allah'a emanet olun.
Sözünü ettiğiniz hocaefendi, Müslümanların hocalarındandır. Dolayısıyla onun görüşü ile hareket edenler açısından batıl denebilecek bir iş yapılmış olmaz. Ama benim şahsi kanaatim o yönde değildir. Ben zaruretin, hoca efendinin kullandığı kadar esnek olmadığını zannediyorum. Devlet bankaları ile 'ev' edinme amaçlı bir işbirliğinin caiz olması için daha ağır şartların zaruret sınırlarına gireceği yönünde bir kanaatim vardır. Zira faize giden yol bir kere aralandı mı onun sonunu bulmak mümkün değildir. Faiz ve zina, ilk açılan menfezden hızlıca giren ve durdurulamayan iki günahtır. Allah sonumuzu hayretsin.
Müslüman, kendisini kötü gösterecek davranışlarda bulunmamalıdır. Vergi vermek veya vermemekten önce bu konuya dikkat etmeliyiz. Gizli yürüttüğünüz işlerde ise vicdanınızın sesine kulak verin, fetvaya gerek yoktur. Allah'a emanet olun.
İşi bırakmanız veya devam etmeniz düzeyinde bir durum göremedim. Çünkü devlet sizi bir müdürün emrine vermiştir. O müdür de sizi bir hizmette kullanıyor. O hizmet de devletin yararına olan bir hizmet ise bu, onun yani müdürünüzün tercihi ile alakalıdır. Sizin yapabileceğiniz en üst şey, müdürünüzün de bir üstüne bu durumu arz etmektir. Eğer o da sizi böyle olması gerekiyor diye teskin ederse işinize bakarsınız. Allah kolaylık versin.
Sizin açınızdan bakıldığında, gerekli vasıfları haiz olduğunuz için liyakat ve ehliyetinizi ispat etmek açısından referans kullanmanızda bir sakınca yoktur. Zira siz, kimsenin hakkının gaspına neden olmuş değilsiniz. İdareci durumundakilerin, o referansı neden ve nasıl istediği, nasıl değerlendireceği ise ayrı bir konudur. Siz, inşaallah mesul olmayacak şekilde işe girmiş olursunuz. Allah’a emanet olunuz.