Fetva Meclisi
Soru
Hocam, Şanlıurfa’nın bir köyüne sözleşmeli gıda mühendisi olarak atandım. Ancak devletten kadro isteyen müdür, ilçeye gıda mühendisi istemiş. İlçeye gıda mühendisi verilmeyince köye isteyip ilçede değerlendirmek istemiş. Ben de şu anda ilçe tarım müdürlüğünde görev yapıyorum, yani köye gitmiyorum. Fakat devlet bizden aylık yaptığımız faaliyetlerimizi raporlamamızı istiyor ve köyde bir ziraat mühendisinin yapabileceği, benim çoğunun anlamını bile bilmediğim şeyi yapmış gibi göstererek raporlamam gerekiyor. Böyle yaptığım zaman sahtekârlık yapmış olur muyum? Aldığım maaş için "şüpheli" ya da "haram" denebilir mi? Vicdanımı çok rahatsız ediyor bu konu. İşe devam etmeyi ya da bırakmayı sizin vereceğiniz cevaba göre belirleyeceğim.
Cevap
Benzer fetvalar
Allah Teâlâ sizi de bizi de helal rızıkla rızıklandırsın. Âmîn. Mü'minin kalbi filtre gibidir, haram ve şüpheli şey oraya takılır. Yaşadığımız ülkede memur olmanın devlete hizmet etmekten çok devletin kasasına anahtar uydurup garantili bir hayat yaşama sevdasından başka bir şey olmadığını görüyoruz. Yönetenler ve bu alanda yönetilenler kıyamet günü hiçbir şekilde hesabını veremeyecekleri bir kul hakkı dosyası ile dirileceklerdir. Yöneticiler seçimlerini etkilemesin diye bile bile devletten geçinen ama devlete hizmet etmeyen memurlarını bir halkın geleceği pahasına beslemektedirler. Onlar da sömüren ve yan yatan memur kadar vebal altındadırlar hatta daha da ağır bir vebal taşımaktadırlar. Yöneticilerin her türlü eğilip bükülebilir yönetmelikler çıkarmaları haramı helal yapmaz. Sendikalar da helalleştirme araçları olamaz, aksine sendikalar harama ve şüpheye katık olurlar bu durumda. En azından kanunda açıkça yazan kurallara uyulmalıdır ki kazanç helal olabilsin. Tarımın hâli ortada iken görevini savsaklayan memurların mesela namaz kılıyor olmaları kazandıklarının helal olmasını gerektirmez. Siz kalbinizin sesine kulak verin ve tek de kalsanız haramdan/şüpheden uzak durun. Allah yardımcınız olsun.
Gizli saklı bir iş olmadıkça, devlet yöneticisinin ve onu temsil edenin bu tür müsamahaları normaldir. Bir hak ihlali olarak görülmez. Zira mesul kişi sorumluluğu altındaki işi icra etmekle mükelleftir. İcra edebileceğine inanarak belli müsamahalar gösterebilir. Eğer bir sorumluluk varsa o sorumluluk yetkiliye aittir.
Aç ve açıkta kalmadıkça faizli bir kurumda çalışmak helal olmaz.
Selamünaleyküm. Sana verilen için haramdır diyemeyiz ama imamlık makamının ağırlığını zedeleyeceğini diyebiliriz. Almamak şiarınız olsun. Veren el olun. Alınca da başka kanala aktardığınızı onlara gösterin. Verirken hoş verirler de sonra onu iyi değerlendirir insanlar.
Aleykümselam. Şahsi kanaatim, devletin bu hizmetinin piyasadaki sigorta mefhumu ile aynı olmadığı şeklindedir. Devlet, vatandaşa bir hizmet vermektedir. Hizmetinin karşılığında da bir bedel talep etmektedir. O bedeli önceden ödemeyeni de cezalandırmaktadır, zararına destek olmamaktadır. Böyle görüyorum ama bu bir hüküm değildir. Şahsi kanaatimdir. Buna göre de bununla alakalı bir işte görev almanın sakıncalı olmayacağını zannediyorum.
Selamünaleyküm. Siz bir haram işlemiyorsunuz ama işlenen harama yani devletten hileli bir şekilde para alınmasına aracı oluyorsunuz. Bunda rızanız varsa vebale ortak olursunuz. Bunu kabul etmeyin.
devlet konusundaki diğer fetvalar
Önce bu hatanız için istiğfar edin. Samimi bir tevbe ile bu hatanızdan dönün. İkinci olarak da, üzerinize geçen bu hak bir şahıstan ise onu götürüp o şahsa bir yolla verin. Devletten geçti ise, o kadar bir parayı oradaki bir vakıfa bağışlayın. Allah'a emanet olun.
Laiklik, din ile devleti ayrı tutmanın adıdır. Dini, ibadethaneye ve eve hapsetmenin adı olarak da kaydedebiliriz laikliği. Bunun anlamı da şudur: Din, insanların aralarındaki ilişkilere karışmasın, isteyen kalbiyle istediğine inansın ama dili ve organları ile bunu tatbik etmesin. Böyle bir şey İslam için mümkün değildir. Zira İslam, her şeyden önce bizim sokaklarımızı, iş yerlerimizi, evlerimizi Allah'ın rızasına göre tanzim etmek istemektedir. Bunun için laikliği İslam açısından tarif ederken şöyle diyebiliriz: Laiklik, İslam ile sokağı, evi, iş yerini, siyaseti ayrı tutmaktır. İslam ise evi, iş yerini, sokağı ve her yeri Allah'ın rızasına göre tanzim etmenin adıdır. Açıkça görülür ki bu anlamdaki laiklik ile İslâm aynı yerde bulunamaz. Bilmemenin kurbanı olarak dilinden böyle sözler çıkabilir. Allah'a sığınmak ve ayak kaymasına karşı hassas olmak gerekmektedir. Bu tür tartışmalarla da insanların inatlaşmalarına sebep olma tehlikesini de göz ardı etmeyelim. Kaş yaparken göz çıkarma tehlikesine düşmeyelim.
Bir yolunu bulup aynı rakamları devlete verin. Ya da devlet adına harcama yapan mesela bir vakfa o miktarı yatırın.
Kanuni ölçülere göre bulunduğunuz bir ülkenin size sunduğu imkânları, hileli bir yola başvurmadan kullanmanızda bir sakınca yoktur.
Sözünü ettiğiniz hocaefendi, Müslümanların hocalarındandır. Dolayısıyla onun görüşü ile hareket edenler açısından batıl denebilecek bir iş yapılmış olmaz. Ama benim şahsi kanaatim o yönde değildir. Ben zaruretin, hoca efendinin kullandığı kadar esnek olmadığını zannediyorum. Devlet bankaları ile 'ev' edinme amaçlı bir işbirliğinin caiz olması için daha ağır şartların zaruret sınırlarına gireceği yönünde bir kanaatim vardır. Zira faize giden yol bir kere aralandı mı onun sonunu bulmak mümkün değildir. Faiz ve zina, ilk açılan menfezden hızlıca giren ve durdurulamayan iki günahtır. Allah sonumuzu hayretsin.
Böyle bir krediye cevaz verenler bulunuyor. Bizim kanaatimiz takva yönünün tercih edilmesi şeklindedir. Faizin, en az risklisi bile tehlikedir.