Fetva Meclisi
Soru
Ben Hollanda’da bundan 21 yıl önce adres değişikliği göstererek çift para aldım. Aslında benim hakkım tekti, yalan söyleyerek başka adres gösterdim. Ama o zamanlar Hollanda’da kafirden ne kurtarırsan kardır diye söylenti vardı. Şimdi öyle olmadığını öğrendim, ne yapmam lazım?
Cevap
Benzer fetvalar
Evet, istiğfara devam et. Ara sıra da onlar adına sadaka vermeye çalış. Allah Ğafurdur, merak etme.
Bir kere büyük ve samimi bir tevbe yapın. Tekrarlamamaya ahd edin. O borcu er geç ödeme planları yapın. Bir yolunu bulup ödersiniz. Eğer anlayış gösterip sizi bağışlamayacak ya da başka bir zarar verecekse durumu hak sahibine bildirmeniz gerekmez. Ama yine de siz, onun helâllığına muhtaçsınız; unutmayın.
Net olarak hakkına girdiğinizi hatırladıklarınız varsa onlarla bir yolunu bulup helalleşin. Genel olarak listede bulunup da ayrıntısını hatırlamadıklarınız için de dua edin, onlar ve sizin için istiğfar edin. Allah yardımcımız olsun. Dua etmeye devam edin.
Müslüman vize ile girdiği bir ülkede o ülke kâfirlerin ülkesi bile olsa kurallara uyar. Çünkü vize talep etmek, kurallara uymayı taahhüt etmektir. Müslüman ise sözünün eridir, taahhüdünün kölesidir. Allah'a emanet olun.
Size o yardımı yapan kurumun kurallarına uymak zorundasınız. Parayı verenin koyduğu kural dinen uyulması gereken kurallardır.
Bu sorunun böyle uzaktan çözülmesi mümkün durmuyor. Sizin muhakkak bir mirasınız vardı ama sizin reddi miras yapmanız da sizin bir hatanız olmuş. Şu anda yapacak bir şey yoksa ve siz de düzlüğe çıkmış iseniz unutun gerisini gitsin.
devlet konusundaki diğer fetvalar
İşi bırakmanız veya devam etmeniz düzeyinde bir durum göremedim. Çünkü devlet sizi bir müdürün emrine vermiştir. O müdür de sizi bir hizmette kullanıyor. O hizmet de devletin yararına olan bir hizmet ise bu, onun yani müdürünüzün tercihi ile alakalıdır. Sizin yapabileceğiniz en üst şey, müdürünüzün de bir üstüne bu durumu arz etmektir. Eğer o da sizi böyle olması gerekiyor diye teskin ederse işinize bakarsınız. Allah kolaylık versin.
Laiklik, din ile devleti ayrı tutmanın adıdır. Dini, ibadethaneye ve eve hapsetmenin adı olarak da kaydedebiliriz laikliği. Bunun anlamı da şudur: Din, insanların aralarındaki ilişkilere karışmasın, isteyen kalbiyle istediğine inansın ama dili ve organları ile bunu tatbik etmesin. Böyle bir şey İslam için mümkün değildir. Zira İslam, her şeyden önce bizim sokaklarımızı, iş yerlerimizi, evlerimizi Allah'ın rızasına göre tanzim etmek istemektedir. Bunun için laikliği İslam açısından tarif ederken şöyle diyebiliriz: Laiklik, İslam ile sokağı, evi, iş yerini, siyaseti ayrı tutmaktır. İslam ise evi, iş yerini, sokağı ve her yeri Allah'ın rızasına göre tanzim etmenin adıdır. Açıkça görülür ki bu anlamdaki laiklik ile İslâm aynı yerde bulunamaz. Bilmemenin kurbanı olarak dilinden böyle sözler çıkabilir. Allah'a sığınmak ve ayak kaymasına karşı hassas olmak gerekmektedir. Bu tür tartışmalarla da insanların inatlaşmalarına sebep olma tehlikesini de göz ardı etmeyelim. Kaş yaparken göz çıkarma tehlikesine düşmeyelim.
Kanuni ölçülere göre bulunduğunuz bir ülkenin size sunduğu imkânları, hileli bir yola başvurmadan kullanmanızda bir sakınca yoktur.
Sözünü ettiğiniz hocaefendi, Müslümanların hocalarındandır. Dolayısıyla onun görüşü ile hareket edenler açısından batıl denebilecek bir iş yapılmış olmaz. Ama benim şahsi kanaatim o yönde değildir. Ben zaruretin, hoca efendinin kullandığı kadar esnek olmadığını zannediyorum. Devlet bankaları ile 'ev' edinme amaçlı bir işbirliğinin caiz olması için daha ağır şartların zaruret sınırlarına gireceği yönünde bir kanaatim vardır. Zira faize giden yol bir kere aralandı mı onun sonunu bulmak mümkün değildir. Faiz ve zina, ilk açılan menfezden hızlıca giren ve durdurulamayan iki günahtır. Allah sonumuzu hayretsin.
Müslüman, kendisini kötü gösterecek davranışlarda bulunmamalıdır. Vergi vermek veya vermemekten önce bu konuya dikkat etmeliyiz. Gizli yürüttüğünüz işlerde ise vicdanınızın sesine kulak verin, fetvaya gerek yoktur. Allah'a emanet olun.
Bir yolunu bulup aynı rakamları devlete verin. Ya da devlet adına harcama yapan mesela bir vakfa o miktarı yatırın.