Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben ilçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’nde mühendis olarak çalışan bir kardeşinizim. Devlet kontrol görevlisi ödemesi adı altında mühendis ve veteriner hekim olarak görev yapanlara günlük beş saat kontrol görevi yapmak kaydıyla ek bir ödeme yapıyor. Bununla ilgili evrak işlerini dairede yürütenlere de belirli bir ek ödeme yapıyor ancak biz bu kontrol görevi dedikleri görevleri gerçekleştirmiyoruz. Şu anda neredeyse bütün Tarım Bakanlığı gerçekleştiren veya gerçekleştirmeyen bu ödemeyi alıyor. Sendikalar ise bunun bir kazanım olduğu ve alınabileceğini söylüyor. Kanuna bakıldığında bizim alacağımız bir şekilde bir düzenleme henüz yapılmadı. Devletin memurunu ezdirmesi, gerekli zamların yapılmaması gibi sebeplerle bu ödemeyi almamız caiz olur mu? Başından beri şüpheli olarak gördüğüm için bu ödemeyi almıyorum. Bazı Müslüman kardeşler al kardeşim neden almıyorsun dediği için bu soruyu size soruyorum. Sorum bu ödemeyi almak için fetva aramak değil doğrusunu bulmak. Ona göre bana yardımcı olursanız sevinirim. Allah'a emanet olun.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Güzel kardeşim, haram ateş demektir. Ateş yakar. Bir şeye haram demek ihtimal üzerinden olmaz. Sizin durumunuz, neredeyse bu ülkedeki bütün devlet memurları için geçerlidir. Evet, tarlasında yetiştirdiği domateslerle geçinen bir Müslüman gibi kazancınızın helal olduğunu söyleyemem. Direk haram olduğunu söylemek de zordur. Bir mü’min olarak bu durumun sizin kalbinizi ezmesi normaldir hatta gereklidir. Size de net bir şey söyleyemeyeceğim; kalbinizin dediğini yapın. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. İş ile merhametin kesiştiği yerde durmalısınız. İşe dair kuralları merhamet alanının dışına taşıyın. Merhametiniz işinizi ezerse, şeytan merhamet adı ile iki tarafa da işkence zemini oluşturur. İşe dair kullarınız şeffaf ve kesin kurallar olsun. O kurallarda merhamete gerek yoktur. Bunun dışında ise anne olun, arkadaş olun; rahat edeceksiniz, rahat ettireceksiniz. Size dualar ederiz.
İşi bırakmanız veya devam etmeniz düzeyinde bir durum göremedim. Çünkü devlet sizi bir müdürün emrine vermiştir. O müdür de sizi bir hizmette kullanıyor. O hizmet de devletin yararına olan bir hizmet ise bu, onun yani müdürünüzün tercihi ile alakalıdır. Sizin yapabileceğiniz en üst şey, müdürünüzün de bir üstüne bu durumu arz etmektir. Eğer o da sizi böyle olması gerekiyor diye teskin ederse işinize bakarsınız. Allah kolaylık versin.
Allah yardımcınız olsun. İnsan sağlığı ile alakalı bir iş yapmak sürekli sevap kazanma durumunda olmak demektir. Belirttiğiniz bu ayrıntı ile alakalı olarak şunu söyleyebiliriz: - Elbette gücünüzün yetmediği işten sorumlu olmazsınız. Sizin üstünüz olan yöneticilerin esnek bıraktığı konuda sizin zorlanmanız gerekmez. Neticede siz bir memursunuz, amirinizin emrettiğini yapmanız yeterlidir. Siz elinizden geleni yapmaya çalışın. Yazdığınızda yalan ve aldatma olmasın. En azından normlara yakın olduğuna kanaatinizle karar vermelisiniz. Tamamen yanlış bir bilgi hem o insana zarar vermek hem devleti aldatmak olabilir ki bunu caiz göremeyiz. Üst amirlerinizi bu konularda uyarın, yetişmiyor diyerek bilgilendirin ki vebal sizde olmasın.
Değerli kardeşim: Biz bir ümmetiz; iyilerimiz ve kötülerimiz, çalışkanlarımız ve tembellerimiz, sadıklarımız ve hainlerimiz hep bir arada ümmetiz. Hayal üzerinden değil, gerçekler üzerinden yaşamak zorundayız. Sizin şikâyet ettiğiniz durumu bir camide de bulabilirsiniz. Camiyi mi terk edeceksiniz? Madem biz bir ümmetiz, bir arada olmaya mecburuz. O zaman bir arada olmanın gerektirdiği zorunluluklara da katlanacağız. Her terslik gören bırakıp giderse ne olur ümmetimizin hâli? Şöyle yapmanızı tavsiye ederim: Ortada açık bir haram varsa hiç tereddüt etmeyin; hemen ikaz edin. Düzelirse ne ala, düzelmez ve haram devam ederse terk edin. Bir gün bile beklemeyin. Ortadaki haram değil de hata denebilecek şeyler ise siz yine ikaz edin, doğru bildiğinizi söyleyin. Düzelirse ne güzel, düzelmezse iki seçenekten birini uygulayacaksınız: Söz konusu yanlış, ciddi bir zarar ve vebal oluşturacak noktaya kayıyorsa siz oradan uzaklaştırılma veya pasifiz edilme pahasına da olsa yanlışı yapmayın, yapılmasına izin vermeyin. Bu düzeyde değilse vebali onlara ait olacak şekilde işinize devam edin. Gerektiğinde şerh koymayı bilin. Fitneci ve her şeye itiraz eder duruma düşmeden gördüğünüz yanlışı düzeltebileceğini zannettiklerinle konuş, toplantılarda konuş. Faydası olmasa bile sen vebale iştirak etmemiş olursun. Yalnız ikaz etmek dedikodu üretmek veya iştirakçisi olmak değildir. Hatalı gördüğün alanın dışındaki işlerde bir aksatma veya gevşeklik yapmamalısın. Neticede siz kişilerle değil hata ile uğraşıyorsunuz. Yayacağınız sözlerin ve ortaya koyacağınız tavırların bir vakıftaki hatayı düzeltme amacı ile başladıktan sonra ümmetinize, yarınlardaki Müslümanlığa ne kaybettirebilir olduğunu da düşünmeniz gerekir. Düzeltmeye çalışırken yaralamaya sebep olmamalısınız. Şunu unutmayınız: Namaz, dinimizin direği, Müslümanlığımızın göstergesidir. Camide cemaatle kılınan namaz ise bunun yirmi beş katı daha değerlisidir. Bir camide mesela bir Cuma namazı bir Müslüman için dini ve hayatı demektir. O namazı kıldıran ise bu oranda büyük bir konumda durmaktadır. Bütün bu büyük gerçeğe rağmen dinimiz, “kötü adam” nitelikli birinin arkasında kılınıyor olsa bile camiyi/cemaati/namazı/bir arada olmayı terk etmememizi emretmektedir. Her şeye rağmen, her duruma rağmen… Çünkü biz ümmetiz, meleklerden oluşmuyoruz, insanlardan oluşuyoruz. Böyle başladık böyle devam edeceğiz. Bizden öncekiler böyle kazandılar biz de böyle kazanacağız biiznillah.
Kaynananızın size verdiği borç para, miras olarak geridekilere kalmıştır. Mirasçıları ile bir araya gelip kime ne kadar miras düşüyorsa o paradan tespit edilsin. Daha sonra hakkını helal edenlere ödeme yapmayın. Etmeyenlere de kademeli bir ödeme planı hazırlayın ve yavaş yavaş ödeyin. İzzetinizden taviz vermeyin. Eşinizin kardeşlerinin yaptıkları sizi cennetlik iş yapmanıza engel olmasın. Onların bu davranışına mukabil daha iyi Müslüman olmaya çalışın. Kırılmayın; küsmeyin. Allah yardımcınız olsun.
devlet konusundaki diğer fetvalar
Bu durum bir hile ile özellikle oluşturulmuş ve ardından da yasal bir ihaleye çıkılmış gibi bir durum değilse normal şartlarda devletin o tür satışları ile bir malı satın almakta sakınca olmaz.
Sigorta prensip olarak dinimizin yasak saydığı şeyler ihtiva ettiği için sakıncalı görülmüştür. Bu nedenle ulema umumen sigorta caiz değildir demektedirler. Ancak devletin yaptırmayı mecburi tuttuğu sigortalara ruhsat verilmiştir. Mevcut hayat şartlarına göre zorunlu olan ve keyfilik ihtiva etmeyen sigortalar yaptırılabilir. Buradaki keyfilik/zorunluluk ise herkesin kalbindeki imana göre karar verebileceği bir durumdur. Bir mü'min için anlamsız gibi duran diğer mü'min için ölümcül görülebilir. Herkes imtihan olmaktadır bu hayatta. Sigorta da imtihan alanlarımızdan biridir.
Evet, buna normal bir faiz gibi FAİZ demesek de, neticede alan bir el sahibi olacağı için mü'minin böyle şüpheli bir işten uzak durmasını tavsiye ederiz.
Çalıştığınız kurumun yetkilisinin normal olarak izin verdiği şey sizin için caiz olur. Göz yumma şeklinde ise bir izin olmaz.
Devlet bir fiyat belirlemedikçe, Hileli fiyatlandırma yapılmadıkça ticarette kâr için bir üst sınır yoktur.
Yaşadığımız ülkede insanların kısm-ı azamı mü'min insanlardır. Elhamdülillah. Ama bu insanların devleti mü'min devlet değildir. Laiklik sistemini tercih etmiş bir devlettir. Dolayısıyla böyle bir devletin şu ya da bu işine dinden bir kural aramak en azından bu devletin kanunlarına göre suçtur. Biz de “vergi kaçırmanın dini hükmünü” zekât kaçırmanın dini hükmü ile karşılaştıracak değiliz. Bu mantıksız bir iş olur. Konuya sıradan bir vatandaş gözüyle baktığımızda ise ortada görünen durum farklıdır: Nimetlerinden yararlanılan bir sistemin yükünden almaya gelince yan çizmek olarak görülebilir bu. Bu da herkese göre farklıdır. Meseleye insani ve vicdani boyutu ile bakmalıyız zannedersem.