Fetva Meclisi
Soru
Hocam biz küçük bir dükkân işletiyoruz ve dükkânda su da satıyoruz. Bir pet şişe suyun gelişi 25 kuruş lakin biz 1 liraya satıyoruz ve her yerde aynı. Fakat bir üründen %300 kâr etmek ne kadar doğru dinimizce? Bir üründen en fazla ne kadar kâr edilmeli?
Cevap
Benzer fetvalar
Devletin sabit bir fiyat belirlemediği ticari alanlarda kâr haddi yoktur. Hile ve yalan katmadıkça istediğiniz fiyata ve kendi belirleyeceğiniz kâr ile satabilirsiniz. Yalnız dikkat edin: Yalan ve hilenin girdiği işten helallik ve bereket gider.
Devletin narh koyduğu yani fiyatını sabitleştirdiği ürünler dışında bir kâr haddi yoktur. Yasak olan aldatmak, hile yapmaktır.
Devletin fiyatını sabitlemediği mallarda kâr oranı yoktur. Yani satıcının, aldatmadıkça, hile yapmadıkça dilediği kârla satması caizdir.
Selamünaleyküm. Sorunuzdan anlaşılan, yüzde yüzden fazla kâr edilebilir mi? Sorusudur. Eğer bunu soruyorsanız, kâr haddinin bir sınırı yoktur. Aldatmamak, hile yapmamak kaydıyla kâr serbesttir.
Meseleye duygusal bir boyut taşıyabiliriz ya da derin bir takva arayabiliriz; bu durumda elbette öyle bir ticarete aykırı bakmak mümkün olur. Normal şartlarda ise bu ticaretin sakıncası yoktur. Sıkışma değil de dolaylı yollarla sıkıştırıp talip olma gibi bir durum yoksa o ticaret caizdir.
Siz bir el emeği ürün hazırlayıp satıyorsunuz. Yalan ve hile karıştırmadıkça satacağınız ürünün fiyatını istediğiniz gibi belirleyebilirsiniz. Piyasa şartlarını, aynı ürünü üreten diğer firmaların fiyat politikalarını ve benzeri şartları kollayarak fiyat belirlemenizde bir sakınca yoktur. Yeter ki yalan ve hile söz konusu olmasın.
devlet konusundaki diğer fetvalar
Sigorta prensip olarak dinimizin yasak saydığı şeyler ihtiva ettiği için sakıncalı görülmüştür. Bu nedenle ulema umumen sigorta caiz değildir demektedirler. Ancak devletin yaptırmayı mecburi tuttuğu sigortalara ruhsat verilmiştir. Mevcut hayat şartlarına göre zorunlu olan ve keyfilik ihtiva etmeyen sigortalar yaptırılabilir. Buradaki keyfilik/zorunluluk ise herkesin kalbindeki imana göre karar verebileceği bir durumdur. Bir mü'min için anlamsız gibi duran diğer mü'min için ölümcül görülebilir. Herkes imtihan olmaktadır bu hayatta. Sigorta da imtihan alanlarımızdan biridir.
Yaşadığımız ülkede insanların kısm-ı azamı mü'min insanlardır. Elhamdülillah. Ama bu insanların devleti mü'min devlet değildir. Laiklik sistemini tercih etmiş bir devlettir. Dolayısıyla böyle bir devletin şu ya da bu işine dinden bir kural aramak en azından bu devletin kanunlarına göre suçtur. Biz de “vergi kaçırmanın dini hükmünü” zekât kaçırmanın dini hükmü ile karşılaştıracak değiliz. Bu mantıksız bir iş olur. Konuya sıradan bir vatandaş gözüyle baktığımızda ise ortada görünen durum farklıdır: Nimetlerinden yararlanılan bir sistemin yükünden almaya gelince yan çizmek olarak görülebilir bu. Bu da herkese göre farklıdır. Meseleye insani ve vicdani boyutu ile bakmalıyız zannedersem.
Bu durum bir hile ile özellikle oluşturulmuş ve ardından da yasal bir ihaleye çıkılmış gibi bir durum değilse normal şartlarda devletin o tür satışları ile bir malı satın almakta sakınca olmaz.
Dinimizdeki yemin etme şartlarına bunun ne kadar uyduğu tartışılabilir. Bu yeminden ötürü de dinden çıkma gibi bir duruma düşeceğini zannetmeyiz.
Memurluk bir tür bu işlere razı olmak demektir. Elbette, uzak durmak ve hiç bulaşmamak en evlasıdır ama o yemek yenebilir.
Allah Teâlâ sizi de bizi de helal rızıkla rızıklandırsın. Âmîn. Mü'minin kalbi filtre gibidir, haram ve şüpheli şey oraya takılır. Yaşadığımız ülkede memur olmanın devlete hizmet etmekten çok devletin kasasına anahtar uydurup garantili bir hayat yaşama sevdasından başka bir şey olmadığını görüyoruz. Yönetenler ve bu alanda yönetilenler kıyamet günü hiçbir şekilde hesabını veremeyecekleri bir kul hakkı dosyası ile dirileceklerdir. Yöneticiler seçimlerini etkilemesin diye bile bile devletten geçinen ama devlete hizmet etmeyen memurlarını bir halkın geleceği pahasına beslemektedirler. Onlar da sömüren ve yan yatan memur kadar vebal altındadırlar hatta daha da ağır bir vebal taşımaktadırlar. Yöneticilerin her türlü eğilip bükülebilir yönetmelikler çıkarmaları haramı helal yapmaz. Sendikalar da helalleştirme araçları olamaz, aksine sendikalar harama ve şüpheye katık olurlar bu durumda. En azından kanunda açıkça yazan kurallara uyulmalıdır ki kazanç helal olabilsin. Tarımın hâli ortada iken görevini savsaklayan memurların mesela namaz kılıyor olmaları kazandıklarının helal olmasını gerektirmez. Siz kalbinizin sesine kulak verin ve tek de kalsanız haramdan/şüpheden uzak durun. Allah yardımcınız olsun.