Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben devlet memuruyum. Kamu kuruluşlarında yediğimiz her öğle yemeği için belli bir miktar para maaşımızdan kesilir. Her memur için devlet bir miktar maddi katkı sağlar. Bu paralar yasal mevzuat gereği bir banka hesabında bulunur ve bu hesaptaki paralara yasal faiz işletilir. Toplanan bu para ile yemek malzemesi alınır ve pişirilir. Devlet memurunun bu yemeği yemesi caiz midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. İki durumda da yememeyi tercih ederseniz en güzelini yapmış olursunuz. Eğer yemeği yeseniz de hakkaniyetten sapmayacağınıza, yemeğin etkisinde kalmayacağınıza güveniyorsanız yiyebilirsiniz.
Selamünaleyküm. Sizin bir hileniz olmadan meri yasalardan ötürü size gelende bir sakınca yoktur.
Meri kanun ve yönetmeliklerde yazılı bir durum ise bu aldığınız size helaldir. O dairede kendiliğinizden oluşturduğunuz veya kabul ettirdiğiniz bir para ise haramdır.
İşverenlerin bu durumlarda müsamaha ettikleri bir oran vardır genelde. O kadarını yemenizde bir sakınca olmaz. Daha fazla yediğinizde hak olur, helalleşmeniz gerekir.
Selamünaleyküm. Bulunduğunuz kurumdaki bu işlem, idarecilerle işçiler arasındaki bir 'uyum' yoluyla alınıyorsa elbette sizin bunu almanız haramdır. Hayır, gördüğünüz işin ağırlığı nedeni ile böyle bir uygulama o işin gereğinde varsa elbette siz de alabilirsiniz. Kalbinizin kabul etmediğini cebinize koymayın.
Selamünaleyküm. İşini aksatacak bir iş yapması caiz olmaz. Böyle olmayınca yani devletin işini zihin yorgunluğu şeklinde de olsa aksatmayınca sıkıntı yoktur.
devlet konusundaki diğer fetvalar
Dinimizdeki yemin etme şartlarına bunun ne kadar uyduğu tartışılabilir. Bu yeminden ötürü de dinden çıkma gibi bir duruma düşeceğini zannetmeyiz.
Yaşadığımız ülkede insanların kısm-ı azamı mü'min insanlardır. Elhamdülillah. Ama bu insanların devleti mü'min devlet değildir. Laiklik sistemini tercih etmiş bir devlettir. Dolayısıyla böyle bir devletin şu ya da bu işine dinden bir kural aramak en azından bu devletin kanunlarına göre suçtur. Biz de “vergi kaçırmanın dini hükmünü” zekât kaçırmanın dini hükmü ile karşılaştıracak değiliz. Bu mantıksız bir iş olur. Konuya sıradan bir vatandaş gözüyle baktığımızda ise ortada görünen durum farklıdır: Nimetlerinden yararlanılan bir sistemin yükünden almaya gelince yan çizmek olarak görülebilir bu. Bu da herkese göre farklıdır. Meseleye insani ve vicdani boyutu ile bakmalıyız zannedersem.
Faiz kıyamete kadar her durumda haramdır. Hiçbir şekilde faiz için esneklik olamaz. Siz işinizi değiştirmek için gayret etmeniz gerekir. Eğer yaptığınız iş tam olarak faiz işi ise bereketsiz bir kazancınız olacaktır. Başka bir görevde olmayı talep etmelisiniz.
Devlet bir fiyat belirlemedikçe, Hileli fiyatlandırma yapılmadıkça ticarette kâr için bir üst sınır yoktur.
Böyle bir sorgulamanın anlamı yoktur. Zira Peygamber aleyhisselam efendimiz, kabilelerin devletlere dönüştüğü ve dünyanın bir iki devlet tarafından yönetildiği bir zamanda gönderilmiştir. Önceki peygamberler ise insanların kabile kabile yaşadıkları zamanlarda geliyorlardı. Şimdi ise onlarca kabile veya ırktan insanı tek bir devlet yönetiyor. Peygamber aleyhisselam da insanlığın bütününe gönderilmiş bir peygamberdir.
Sigorta prensip olarak dinimizin yasak saydığı şeyler ihtiva ettiği için sakıncalı görülmüştür. Bu nedenle ulema umumen sigorta caiz değildir demektedirler. Ancak devletin yaptırmayı mecburi tuttuğu sigortalara ruhsat verilmiştir. Mevcut hayat şartlarına göre zorunlu olan ve keyfilik ihtiva etmeyen sigortalar yaptırılabilir. Buradaki keyfilik/zorunluluk ise herkesin kalbindeki imana göre karar verebileceği bir durumdur. Bir mü'min için anlamsız gibi duran diğer mü'min için ölümcül görülebilir. Herkes imtihan olmaktadır bu hayatta. Sigorta da imtihan alanlarımızdan biridir.