Fetva Meclisi
Soru
Selamün aleyküm... Bir kamu kurumunda memur olarak çalışmaktayım..Kurumum akşamda çalışılıyormuş gibi memurlara fazla mesai ücreti veriyor. oysa mesai bitimi olan 17:30 dan itibaren hiç bir iş yapılmayıp 1 saat kadar oturup aylık 200 TL civarında bir mesai parası devletten alınıyor..bu durumda ben ne yapmalıyım ? NOT:şu ana kadar ben mesai parası almadım
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Sizin bir hileniz olmadan meri yasalardan ötürü size gelende bir sakınca yoktur.
Selamünaleyküm. Buradaki işletme mantığını bilmediğimiz için cevap veremiyoruz. Eğer yapılan çalışma sonunda sizin paranız garanti ediliyor ve siz, zarara da ortak olmuyorsanız, size verilen faizdir. Kâr ve zarara ortak iseniz sakıncası yoktur.
Selamünaleyküm. Devlet memuru olarak yaptığınız anlaşılan bu iş, sizin vebale gireceğiniz bir durum değildir.
Aleykümselam.Yaptığınız işi, insanları şenlendiren bir tiyatro gibi kabul ederseniz kazancınızda sakınca olmayabilir. İşinizi bir ibadet ya da ibadeti tasvir mantığı ile yapıyorsanız o takdirde ibadetleştirme ve ibadet üzerinden kazanç temini gibi bir hata işlemiş olursunuz ki, kazancınız mubahlık vasfını kaybeder.
Selamünaleyküm. Maaş konusunda bir sıkıntı yoktur. Adakları da eliniz para gördüğü zaman muhakkak kesin. Ayrı ayrı da kesebilirsiniz. Bir arada da kesmeniz mümkündür.
Gerçekten fazla çalışıyorsanız ve bunun ücreti ödeniyorsa, bunda dinen bir sakınca yoktur. Ama fazla mesai yapılmıyor ve sadece maaş farkını kapatmak için resmi kayıtlara fazla mesai gibi geçiriliyorsa, bu kamu hakkına girer ve caiz olmaz. Fazla mesai ücreti almanız kurum içinde açıkça biliniyor, yöneticilerinizin bilgisi ve izni dâhilinde yapılıyorsa bu hukuken de geçerli sayılabilse de daha adil bir maaş düzenlemesi için resmi yollardan hakkınızı aramak (dilekçe, sendikal faaliyet vs.) en doğru yöntem olur.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Önce bu hataya istiğfar etsin. Ciddi bir tevbe ile geçmişi kapatsın. Ardından da elindeki dosyadan en az zararla nasıl kurtulacaksa öyle kurtulsun. Malını telef etmesi de gerekmez.
Selamünaleyküm. HİDAYET ile kastınız Müslüman olmaksa, Müslüman olmadan önceki hiçbir ibadet sorumluluk alanımıza girmez. HİDAYET ile kastınız, cahillik dönemi ise, geçmiş namazlar ve oruçlar, zekâtlar belli bir program yapılarak yerine getirilecektir. Tutamadığınız kadar orucu ara ara da olsa tutacaksınız. Kılamadığınız namazların da sadece farzlarını ve vitri kaza edeceksiniz. Hepsini aynı zamanda yapmanız gerekmez. Aynı şey zekât için de geçerlidir. Sadece o zamanki hesap üzerinden ödeyeceksiniz. Bir de bu hataları affetmesi için Allah'a yalvarıp istiğfar etmeyi unutmayın.
Selamünaleyküm. Esasen ne diş fırçalamak ne de gargara orucu bozmaz. Onlara ait tadın mideye inmesiyle oruç bozulur. Bu da genellikle zor kontrol edilebilir olduğundan 'bozar' hükmü verilmektedir. Dikkatli kullanılıp tatları mideye inmedikten sonra kullanılabilir.
Selamünaleyküm. Cahilce söylenmiş bir sözdür bu. Yemin yerine geçmez. İstiğfar edin yeter.
Selamünaleyküm. Müslüman bir hanımın ay başı hâli, elinde olmayan bir engeldir. O hâline rağmen niyetinin karşılığını alır, hiç tereddüt etmesin. Mikat denen sınırları çıkanların Mekke'ye ihramsız girmeleri caiz değildir. Ancak Mekke'de bir sebeple bulunanlar, ikinci bir umre için TENİM MESCİDİ'ne gittiklerinde gerekli olanı yapmış olurlar.
Selamünaleyküm. Bu ifade, vasiyetten ziyade bedudaya benzemektedir. Her halükârda bunu bir rica kabul edip, bıraktığı malın üçte biri yeterli ise onunla, onun adına bir hac yaptırılması doğru olur. Böyle bir hac yapılabilir. Bunun için de o para ayrılır, makul bir süre bekletilebilir. Bu süre on yıl da olsa beklemek de yarar vardır.