Fetva Meclisi
Soru
Sağlığında mahremleri tarafından hacca götürülemeyen bir kadının "Bana farz olan hac görevim yerine getirilmediği taktirde malımdan hayır görmezsiniz" demek suretiyle vasiyette bulunduktan sonra ölmesi halinde, ölen kişinin yerine başkasının bu ibadeti yerine getirmesi mümkünmüdür? Yoksa bu ibadetin yerine getirilmesi artık imkansızmıdır? Bu ibadetin yerine getirilmesi mümkün değilse onu ikame etmek için tek çare ruhu içinbaşka hayır hasenat yapmakmıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Zengin olup da hacca gidemeden ölen bir kimse, bıraktığı maldan kendi yerine hac yapılmasını vasiyet etse ve terekenin (ölenin bıraktığı mal) üçte biri bunun için yeterli ise vârisleri tarafından bu vasiyet yerine getirilir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/605-606, 609, 610) Zira Hz. Peygamber (s.a.s.), haccetmeyi adayıp da haccedemeden ölen kadının yerine haccetmek isteyen kızına izin vermiştir. (Buhârî, Cezâü’s-sayd, 22 [1852]) Böyle bir vasiyette bulunmamışsa vârislerinden herhangi birisi kendi malından onun adına hac yapabilir. Bu durumda ölenin hac borcunun düşmesi umulur. (Semerkandî, Tuhfe, 1/426; Kâsânî, Bedâ’i, 2/213)
Yerine hac yapılmasını vasiyet eden kişinin, cenaze masrafı ve varsa borçları çıkarıldıktan sonra kalan malının üçte biri hacca bedel göndermeye yeterli ise vasiyetin yerine getirilmesi gerekir. Eğer vasiyetin yerine getirilmesi kalan malın üçte birini aşıyorsa aşan kısım vârislerin rızasına bağlıdır. Vârislerin tamamının rızası var ise vasiyet yerine getirilir. Vârislerin tamamının rızası yok ise eksik kısım dileyen vârisler tarafından tamamlanarak vasiyet yerine getirilebilir. (bk. İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/605-610) Kalan malın üçte biri vasiyet eden kişinin bulunduğu yerden bedel göndermeye yetmiyorsa ve eksik vârisler tarafından da tamamlanmıyorsa bu miktarın yettiği yerden bedel gönderilir. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/172) Vasiyet, bedel gönderilerek yerine getirilemiyorsa vasiyet edilen mal mirasçılara paylaştırılmayıp ölen kişi adına tasadduk edilir. (Serahsî, el-Mebsût, 27/146, 4/157; el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/260; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 6/666)
Hac ibadeti sağlık, mali imkân ve yol emniyeti yönünden haccetme imkânına sahip, hür, akıl sağlığı yerinde ve buluğ çağına erişmiş Müslümanlara farzdır. Bu şartları taşıyan kişinin, imkân bulunca, geciktirmeden bu farzı yerine getirmesi gerekir. Kendisine hac farz olan kimsenin, haccını bizzat eda etmekle yükümlü olması için, sağlıklı olması, tutukluluk veya yurtdışına çıkma yasağı gibi bir engelinin bulunmaması ve yolun güvenli olması şarttır. Hac yolculuğuna katlanamayacak, ya da fiilen haccedemeyecek derecede hasta olanlar ile yaşlılar, hac kendilerine farz olsa bile eda ile yükümlü değildirler. Bu durumda olanlar şartları oluştuğu takdirde bizzat haccederler. Eğer şartlar oluşmazsa kendi yerlerine bedel göndererek hac yaptırırlar. Mali bakımdan imkânı olmayanlara -kur 'ada çıkmış olsalar da- hac farz değildir. Bu kişiler hacca gitmekle yükümlü olmadıkları gibi, kendi yerlerine bedel göndermeleri de gerekmez. Söz konusu kişiler adına, vekâleten hacca gitmek üzere resmi işlem yaptırıp, gerçekte kendileri adına hac yapan kişiler haccın rükünlerini ve şartlarını yerine getirdikleri takdirde, hac mükellefiyeti kendilerinden sakıt olmaktadır. Ancak bu ibadetin ifası esnasında yalan beyana tevessül edilmekte, üstelik bu şekilde hac sırasının kendisine gelmesi gereken bir başkasının önüne geçilerek kul hakkı da ihlal edilmektedir. Ayrıca namına vekâleten hac yaptırılmak üzere resmi işlem yapılan kişi de, bu şekilde hakkını kullanmış sayılacağından dolayı, bilahare imkânlara kavuşsa bile tekrar hacca gidemeyecektir. Hac gibi önemli bir ibadetin, yalan beyan gibi meşru olmayan yollara başvurularak ve kul hakkı ihlal edilerek ifa edilmesi caiz değildir. Dolayısıyla bu gibi yollara tevessül ve yardım eden tüm taraflar sorumlu olacaktır. İhlas ve ihsan üzere icrası gereken bir ibadetin, bu gibi haram vesilelerle zedelenmemesi gerekir.
Selamünaleyküm. Akli melekesini kaybetmiş birinden ibadet mükellefiyeti düşer. Bunu da doktor raporu ile tespit etmeniz daha doğru olur.
Selamünaleyküm. Haccın size farz olup olmaması birinci mesele olmalıdır. Eşiniz ve sizin hacca gitmeniz için borç almadan yeterli olacak kadar paranız varsa size hac farzdır. Bu durumda hemen hacca gitmekten söz edebilirsiniz.Bu durumun dışında kendinizi zorlamanız gerekmez. Haccın hasreti ile yaşamanız, haccedip boş dönmenizden daha hayırlıdır.Çocuk annesi olmanızın ise mesela kırk beşten sonra imkânı yoktur. O yaşa kadar da beş çocuk annesi olmalısınız en azından. Buna göre bir değerlendirme yapın. Allah yardımcınız olsun.
Hac, oruç fidyesi, zekât, sadaka-i fıtır, keffâret gibi Allah’a ait borçlar hakkında yapılan vasiyetlerin vârisler tarafından yerine getirilmesi gerekir. Bu amaçla bırakılmış mal başka bir yere harcanamaz. Vasiyet, dinen meşrû olmayan şeyler için yapılmışsa bu vasiyet geçerli olmaz. (Kâsânî, Bedâ’i, 7/341; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 4/68) Gayri meşrû işler için vasiyet edilmiş mallar diğer mallarla birlikte mirasçılara dağıtılır veya mirasçılar isterlerse, bu malı hayır yollarına sarf ederler. Muayyen bir hayır için vasiyet edilen mal, vasiyet edilen yere harcanmalıdır. Ancak malı belirlenen yere harcamak mümkün olmazsa söz konusu mal vasiyete en uygun yere sarf edilir. (İbn Âbidîn, Reddü’l -muhtâr, 6/666; Zühaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî, 10/7499 )
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Sizin yaşınıza göre onun yaşını abartmayın, normal sayılabilecek bir yaştadır. Diğer durumunu da onu tanıyanlardan soruşturun, samimiyetini ölçün. Evet, Kur'an bilememek affedilebilir bir suç değildir.
Selamünaleyküm. Ahireti dünya gibi düşünmekten vazgeçin. İman bambaşka bir şeydir. Yakmayın cennetinizi. Felsefeyle iman bir arada zor durur. Siz bana cennete gireceğinizi garanti edin, gerisi kolay. Etmeyin Allah aşkına; ahiret derdi sizin yaptığınız gibi hafife alanıcak bir dert midir, ne yapıyorsunuz. Sıratı geçmiş gibi rahat olmak hiç hayra alamet değil. Sizi bilemem ama ben çok korkuyorum. Mahşerden, sırattan, mizandan endişeliyim. Daha rahat, sıratı geçmiş bir hoca bulun lütfen.
Selamünaleyküm. Müslüman bir hanımın ay başı hâli, elinde olmayan bir engeldir. O hâline rağmen niyetinin karşılığını alır, hiç tereddüt etmesin. Mikat denen sınırları çıkanların Mekke'ye ihramsız girmeleri caiz değildir. Ancak Mekke'de bir sebeple bulunanlar, ikinci bir umre için TENİM MESCİDİ'ne gittiklerinde gerekli olanı yapmış olurlar.
Selamünaleyküm. Esasen ne diş fırçalamak ne de gargara orucu bozmaz. Onlara ait tadın mideye inmesiyle oruç bozulur. Bu da genellikle zor kontrol edilebilir olduğundan 'bozar' hükmü verilmektedir. Dikkatli kullanılıp tatları mideye inmedikten sonra kullanılabilir.
Selamünaleyküm. İhtiram ve her türlü saygı Kur'an'a, ardından da hadisleredir. Ulemanın sözleri de üçüncü sırada yer bulabilir. Buna rağmen, yatarken Kur'an dinlemekte bir sakınca yoktur. Diğerlerini siz buna benzeterek çıkarabilirsiniz.
Selamünaleyküm. Fısku fucur içinde biri, Allah korkusu ile alakalı köprülerini sallamış birisidir. Böyle biri, ağlamakla ikna edecekse ağlar, gülmekle ikna edecekse güler. O fasıklığı uğruna her şeyi yapar. Onun karşısındakilerin uyanık olamaları gerekir.