Fetva Meclisi
Soru
Esnafım. KOSGEB diye bir birlik var, esnafa kredi vermekte. Düşük faizli olarak veriliyor. Devlet faizin 4'te 3'nü ödemekte, kalan 4'te 1'ini bizden alıyor. Bu caiz midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Borcun alınan miktarından daha fazla ödenen şeyin adı ne olursa olsun o fazlalık faiz muamelesidir.
Selamünaleyküm. Bu anlamdaki devlet desteği olan teşvikleri banka faizli kredi gibi görmemiz doğru değildir.
Evet, buna normal bir faiz gibi FAİZ demesek de, neticede alan bir el sahibi olacağı için mü'minin böyle şüpheli bir işten uzak durmasını tavsiye ederiz.
Ben zengin olduğu halde yüklü bir kira vererek başkasının evinde oturan da biliyorum. Kiracı olmak zaruret içinde olmayı göstermiyor. Nitekim bir insanın evi olduğu halde zaruret içinde olması da mümkündür. Zaruret hali, ortada kalma halidir. Bu da bir miktar vicdani bir karardır. Faize kapı açacak kadar zaruret içinde olmak herkese göre değişebilir. Kendimize takvaya daha yakın olan yolları aramamız gerekiyor. Allah'a emanet olunuz.
Faiz, en ağır günahlardan biridir. Direkt veya dolaylı faize destek olan hiçbir şey mübah olmaz.
Selamünaleyküm. Devletin vatandaşına yardımı niteliğindeki bu destek alınabilir. Daha sonraki faiz ihtimali ise kişinin kendi hatası olarak düşünülmelidir.
devlet konusundaki diğer fetvalar
Bir yolunu bulup aynı rakamları devlete verin. Ya da devlet adına harcama yapan mesela bir vakfa o miktarı yatırın.
Selamünaleyküm. Devletin fiyat koyması bir NARH şeklinde ise yani mesela ekmek için fiyat şudur derse o fiyatın üstünde ticaret yapamayız. Bunun ötesinde baraj fiyatı belirleyen bir rakam açıklarsa mesela şu tür buğdayı ben bir liradan alıyorum derse bu piyasayı kilitleme tarzında bir fiyat belirleme değildir. Devlet bu durumda kendi alımının bir liradan olacağını bildirmiş olmaktadır. Bir hile ve cambazlık olmadığı sürece üzerine bir fiyatla satılmasında bir sakınca yoktur.
İşi bırakmanız veya devam etmeniz düzeyinde bir durum göremedim. Çünkü devlet sizi bir müdürün emrine vermiştir. O müdür de sizi bir hizmette kullanıyor. O hizmet de devletin yararına olan bir hizmet ise bu, onun yani müdürünüzün tercihi ile alakalıdır. Sizin yapabileceğiniz en üst şey, müdürünüzün de bir üstüne bu durumu arz etmektir. Eğer o da sizi böyle olması gerekiyor diye teskin ederse işinize bakarsınız. Allah kolaylık versin.
Selamünaleyküm. Verilen para, size ve sizin doğurduğunuz çocuklara veriliyorsa o parayı vermek zorunda değilsiniz. Para aileye veriliyorsa, onun sahibi evin erkeğidir.
Önce bu hatanız için istiğfar edin. Samimi bir tevbe ile bu hatanızdan dönün. İkinci olarak da, üzerinize geçen bu hak bir şahıstan ise onu götürüp o şahsa bir yolla verin. Devletten geçti ise, o kadar bir parayı oradaki bir vakıfa bağışlayın. Allah'a emanet olun.
Laiklik, din ile devleti ayrı tutmanın adıdır. Dini, ibadethaneye ve eve hapsetmenin adı olarak da kaydedebiliriz laikliği. Bunun anlamı da şudur: Din, insanların aralarındaki ilişkilere karışmasın, isteyen kalbiyle istediğine inansın ama dili ve organları ile bunu tatbik etmesin. Böyle bir şey İslam için mümkün değildir. Zira İslam, her şeyden önce bizim sokaklarımızı, iş yerlerimizi, evlerimizi Allah'ın rızasına göre tanzim etmek istemektedir. Bunun için laikliği İslam açısından tarif ederken şöyle diyebiliriz: Laiklik, İslam ile sokağı, evi, iş yerini, siyaseti ayrı tutmaktır. İslam ise evi, iş yerini, sokağı ve her yeri Allah'ın rızasına göre tanzim etmenin adıdır. Açıkça görülür ki bu anlamdaki laiklik ile İslâm aynı yerde bulunamaz. Bilmemenin kurbanı olarak dilinden böyle sözler çıkabilir. Allah'a sığınmak ve ayak kaymasına karşı hassas olmak gerekmektedir. Bu tür tartışmalarla da insanların inatlaşmalarına sebep olma tehlikesini de göz ardı etmeyelim. Kaş yaparken göz çıkarma tehlikesine düşmeyelim.