Fetva Meclisi
Soru
Ben KPSS’ye girdim ve her kurumca kabul gören bir puan aldım. Benden çok puan alanlar olduğu gibi az alanlar da var. Herhangi bir kurum alım yaparken şunları söylüyor; En az, örneğin 60 puan almak, a, b, c, d bölümlerinden mezun olmak. Ayrıca, 10 kişi alacağım başvuranlardan, 20 kişiyi puan sırasına göre çağırıp mülakata tabi tutup 10 kişiyi öyle işe alacağım diyor. Ve buralarda (devlet kurumlarında) referanssız iş görmek gerçekten imkansız gibi. Bu şartlar altında eğer ki o 20 kişi içine girilebilmiş ise diğer şartları da sağladığımızdan da hareketle referans olabilecek insanları araya sokmak caiz midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Devlet o başkana böyle bir insiyatif kullanma yetkisi verdiyse sorumluluk başkana aittir. Siz, açık bir hak ihlali yapmadı iseniz, yalan belge getirmedi iseniz bu durum sizi sorumlu kılmaz. Çünkü başkanın böyle bir açıktan alma yetkisi var ki sizi alabiliyor. Onun kullandığı bir yetkiden siz mesul olmazsınız. İşinizi iyi yapıp yapmamanız ise sizin sorumluluğunuzdur. Kullanılan yetkinin ne kadar adalete, hakkaniyete ve işin selametine uygun olup olmadığı ise başkanın ve başkana o yetkiyi verenlerin sorumluluğundadır.
Sorunuzdan anlaşıldığına göre böyle bir imkânı size çalıştığınız kurumunuz veriyor. Aynı zamanda da devlete bağlı bir yer olduğu için direkt resmî açıdan da bir sıkıntı olmayan hatta size verilen bir hak. Böyle bir hakkı sizin uygulamanızda resmî açıdan bir engel yok ise kullanabilirsiniz. Farklı bir ayrıntı varsa dikkat edilmesi gereken onu da göz önünde bulundurmanız gerekmektedir. Bir hususa daha dikkat çekmekte fayda olabilir: Konumumuz ne olursa olsun ne iş yaparsak yapalım yaptığımız işi kaliteli yapma standardında yapalım. Böyle yapalım ki Müslüman’ın farkını işimizde de hissettirelim. Aldığımız belgeler ile konumumuz yükseldiği gibi kendimizi her an geliştirip daha güzel işler ortaya çıkaralım. Hele işimizi devlet kurumu gibi ümmet adına iş yapan bir kurumda yapmak, kılı kırk yaran bir mantıkta olmamız gerektiği anlamına geldiğini de unutmamakta fayda var. Rabbim faydalı işlere imza atanlardan olmayı hepimize nasip etsin.
Bir devletin iç ve dış güvenliği açısından kullanacağı memurları için referans istemesi tabiidir. Bunun İslam Devleti mantığında da yeri vardır. Referans olanların doğruyu takip edip etmemeleri ve devlet mekanizmasının adil olmayan bir sistem oluşturması başka bir sorundur ama referans dine aykırı değildir.
Selamünaleyküm. Hile ile doktor raporu almadı iseniz yaptığınızda sakınca yoktur.
Göz göre göre bir hak yemedi iseniz, hile yapmadı iseniz bu sonuçla görev almanızda bir kul hakkı yoktur biiznillah.
Selamünaleyküm. Bu soruyu kalbinize sorun: Şu tertemiz duygularınızı koruyabilecek misiniz? Şimdiki adil olarak devam edebilecek misiniz? Cevabınız 'evet' ise girin yola. Kendinize güvenemediğiniz bir denize de açılmayın. Şimdiki sözünüzü de bir kenara not alın, ara sıra test edersiniz kendinizi.
devlet konusundaki diğer fetvalar
Müslüman, kendisini kötü gösterecek davranışlarda bulunmamalıdır. Vergi vermek veya vermemekten önce bu konuya dikkat etmeliyiz. Gizli yürüttüğünüz işlerde ise vicdanınızın sesine kulak verin, fetvaya gerek yoktur. Allah'a emanet olun.
Sözünü ettiğiniz hocaefendi, Müslümanların hocalarındandır. Dolayısıyla onun görüşü ile hareket edenler açısından batıl denebilecek bir iş yapılmış olmaz. Ama benim şahsi kanaatim o yönde değildir. Ben zaruretin, hoca efendinin kullandığı kadar esnek olmadığını zannediyorum. Devlet bankaları ile 'ev' edinme amaçlı bir işbirliğinin caiz olması için daha ağır şartların zaruret sınırlarına gireceği yönünde bir kanaatim vardır. Zira faize giden yol bir kere aralandı mı onun sonunu bulmak mümkün değildir. Faiz ve zina, ilk açılan menfezden hızlıca giren ve durdurulamayan iki günahtır. Allah sonumuzu hayretsin.
Kanuni ölçülere göre bulunduğunuz bir ülkenin size sunduğu imkânları, hileli bir yola başvurmadan kullanmanızda bir sakınca yoktur.
Laiklik, din ile devleti ayrı tutmanın adıdır. Dini, ibadethaneye ve eve hapsetmenin adı olarak da kaydedebiliriz laikliği. Bunun anlamı da şudur: Din, insanların aralarındaki ilişkilere karışmasın, isteyen kalbiyle istediğine inansın ama dili ve organları ile bunu tatbik etmesin. Böyle bir şey İslam için mümkün değildir. Zira İslam, her şeyden önce bizim sokaklarımızı, iş yerlerimizi, evlerimizi Allah'ın rızasına göre tanzim etmek istemektedir. Bunun için laikliği İslam açısından tarif ederken şöyle diyebiliriz: Laiklik, İslam ile sokağı, evi, iş yerini, siyaseti ayrı tutmaktır. İslam ise evi, iş yerini, sokağı ve her yeri Allah'ın rızasına göre tanzim etmenin adıdır. Açıkça görülür ki bu anlamdaki laiklik ile İslâm aynı yerde bulunamaz. Bilmemenin kurbanı olarak dilinden böyle sözler çıkabilir. Allah'a sığınmak ve ayak kaymasına karşı hassas olmak gerekmektedir. Bu tür tartışmalarla da insanların inatlaşmalarına sebep olma tehlikesini de göz ardı etmeyelim. Kaş yaparken göz çıkarma tehlikesine düşmeyelim.
Önce bu hatanız için istiğfar edin. Samimi bir tevbe ile bu hatanızdan dönün. İkinci olarak da, üzerinize geçen bu hak bir şahıstan ise onu götürüp o şahsa bir yolla verin. Devletten geçti ise, o kadar bir parayı oradaki bir vakıfa bağışlayın. Allah'a emanet olun.
İşi bırakmanız veya devam etmeniz düzeyinde bir durum göremedim. Çünkü devlet sizi bir müdürün emrine vermiştir. O müdür de sizi bir hizmette kullanıyor. O hizmet de devletin yararına olan bir hizmet ise bu, onun yani müdürünüzün tercihi ile alakalıdır. Sizin yapabileceğiniz en üst şey, müdürünüzün de bir üstüne bu durumu arz etmektir. Eğer o da sizi böyle olması gerekiyor diye teskin ederse işinize bakarsınız. Allah kolaylık versin.