Fetva Meclisi
Soru
Dinimizde zinanın sabitlenebilmesi için belirli şahitlere ihtiyaç olduğu beyan edilmektedir. Eşinden şüphe eden bir Müslüman ne yapsa da bir açığını yakalayamıyor. Ne olur bu müslümanın hali, ne yapmalı? Adam namaz kılamıyor, oruç tutamıyor daha doğrusu namusum kirli diye ibadete yaklaşamıyor.
Cevap
Benzer fetvalar
Tam bu anlattığınız gibi bir eş dinden çıkmış sayılır. Bir Müslüman olarak siz onun eşi olamazsınız. Onu karşınıza oturtup durumun vahametini konuşun. Konunun eşliğin bitmesi veya devam etmesi olarak anlaşılmasını söyleyin. Son sözleri bu sözler olan bir erkek, Müslüman kadının kocası olarak kalamaz. Ayrılmanız gerekir. Tabii bu arada eşinizin ailesiyle de görüşün ve destek isteyin.
Eşinizin hakkına girdiniz. İnsanlığınızı çiğnediniz. Ahiretinize zarar verdiniz. Şimdi ise büyük ve kesin bir tevbe ile Rabbinize dönün. Aslınıza sarılın. Evinize kapanın. İbadete verin kendinizi. Çocuklarınıza yapışın. İlim meclislerine iştirak edin. Rabbinize yönelin. Bedeninizi ve gözünüzü eşinizin dışındaki herkesten arındırın. Kimseye bu hususu açmayın, açtırmayın. Yıkanıp paklanmaya bakın. Beterin beteri bir akıbete karşı tedbirli olmalısınız. Bir zaman sonra içiniz rahat etmez, kalbiniz seccadede de huzur bulamazsa makul bir yolla ayrılmayı düşünün.
Aleykümselam. Eşiniz, namazı inkâr ediyorsa onun sizin kocanız olması mümkün değildir. Zira böyle bir inkârcı dinden çıkmış olur. Dinden çıkan bir erkek de mü'min bir kadının kocası olamaz. İnkâr söz konusu değilse, cahillik ve tembellik gibi nedenlerle kılmıyorsa boşanmanız gerekmez. Çok dua edin. Tatlı dil kullanın, şeytan sizin tavrınız ve sözleriniz nedeniyle onu daha da derinleştirmesin.
Gusül almamak ibadet yapmamak anlamına gelmektedir. Bu da bir felakettir şüphesiz. İnşaallah iman açısından bir sorun yoktur da nikâh zarar görmemiştir. Eşi sabırla ve sebatla izah etmeye çalışacak. Yalvaracak, rica edecek. İş iman meselesi ise ortada nikâh sorunu var demektir.
Aleykümselam. Pişman olmak değil de tevbe etmiş olan birisinin temiz olduğunu bilmelisiniz. Tevbe eden yani tekrar yapmamak üzere pişman olan ve hatasının affını Allah'tan isteyen biri erkek osun kadın olsun temizdir. Temiz biri ile de evlenebilir, sakıncası yoktur. Kimin ne kadar temiz olduğu ya da temizliğini koruduğu ise Allah'ın bilebileceği bir durumdur.
İnsanın zihninde oluşan şeyler fıtratından kaynaklanan şeyler de olabilir, günlük hayatta görüp izlediklerinden de kaynaklanabilir. Dinimiz fıtrat dinidir. İnsanın bir planlama ile oluşturmadığı zihne takılan sonra da geçip giden şeyler için (onlar cinsellik hatta imana dair şeyler bile olsa) vebal oluşmayacağı hükmü vardır. Yeter ki insan o zihnine gelen şeylerin ardına düşmesin. ZİHİNDEN GELİP GEÇEN bölüm affedilenler arasındadır. Zihne gelenin peşine düşülmesi, ilerletilip projelendirilmesi ise hata/günah dediğimiz şeydir. Biri doğal yapımızın gereği diğeri ise şeytanın ardına düşmenin sonucudur. Bu nedenle: Zihnimizin bu tür fesat oluşturacak şeylerle meşgul olmaması için göz ve kulağa, bir nebze de ele dikkat etmek gerekir. Göz ve kulak koruma altına alındığında sözü edilen bu durumlar en azından asgari düzeye düşer. Özellikle zamanımızda ortaya çıkan göz kirliliğinin geldiği boyut ve oluşturduğu tehlike dikkate alındığında mesele daha iyi anlaşılacaktır. Sözü edilen bu hayaller/takıntılar öncelikle bekâr insanların işidir gibi zannedilse de esasen doğru olan bekâr veya evli herkes için bir sıkıntı olmasıdır. Evli insan da gözünü ve kulağını kollamaması durumunda eşi ile muhabbetinin bitmesi ile sonuçlanabilecek bir bataklığa doğru çekilmiş olabilir. Zikirlerden oluşan bir vird sahibi olmanın böyle bir riskten korunmaya ciddi bir katkısı vardır. Evliliğin geciktirilmemesi ve evliliğin içinin her türlü doldurulması da şarttır.
boşama konusundaki diğer fetvalar
'Defol git!' deyimi bir boşanma anlamı ihtiva etmiyor. Ancak sözü söyleyen bu sözle boşamayı kastetmişse ki bunu onun kendisi bilmesi mümkündür. O zaman bu söz bir boşama anlamı taşır. Bir talakla boşama olduğu için de yeniden nikâh gerekir diyebiliriz.
Hiç hoş olmayan bir söz olarak bu sözü kaydetmiş olalım. Daha sonra da tam nasıl söylediğini bilmemiz gerekir. ‘Konuşursan seni boşadım veya boşsun.’ sözü, konuşması halinde boşamadır. ‘Boşarım!’ sözü ise bir tehdit olabilir. Tehdit de boşama değildir. Allah’a emanet olun.
Bir kere bile olsa eşinizin sizi boşadığını söylemesi gerekir. Arayıp bulun ya da aracı biri arasın boşayıp boşamadığını sorsun. Boşadığını söylerse o sözden itibaren yaklaşık üç ay sonra başka biri ile evlenebilirsiniz. Aksi takdirde bu karışık ortam evlenmenize manidir. Sakın evlenmeyin. Biraz daha sabredin, işi düzeltip öyle evlenin. Allah kolaylık versin.
Kesinlikle eşinizle beraber bir müftülüğe gidip yüz yüze durumu anlattıktan sonra evlilik hayatına devam etmeniz gerekiyor. Uzaktan yönlendirilecek durumu aştığınızı zannediyorum. Allah ayağımızı kaydırmasın.
Sizin en yakın müftülüğe gidip durumunuzu yüz yüze anlatarak cevap almanız kalbinizin ve eşinizin kalbinin rahat etmesi bakımından daha doğru bir tercih olur. En kısa zamanda gitmenizi tavsiye ederim.
Nasıl boşandınız? Mahkeme kararı ile boşandı iseniz, o mahkemeye dilekçe vermedi mi? Eğer eşiniz de bir avukata imza vermişse yani boşanmayı istediğini beyan etmiş ise, bu bir talaktır. Neticede mahkemenin kararı bir bain talak sayılır ki siz geri dönmek istemedikçe sizi boşamamış olsa bile siz boş sayılırsınız. Bunun dışındaki durum için ayrıntılı yazmanız gerekiyor.