Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben Almanya’da yaşıyorum. Burada Müslüman olan bir arkadaşımızın annesi vefat etti ve vasiyeti de bedeninin yakılmasıydı. Bu durumda ne yapılmalı?
Cevap
Benzer fetvalar
Allah’tan afiyet dileriz, kendimiz ve mü'min kardeşlerimiz için güzel bir hayat, güzel bir ölüm dileriz. Durum şöyledir: Yaşayan bir insan namaz kılmak için mesela abdest alması gerekir. Su bulamazsa teyemmüm eder. Teyemmüm imkânı olmazsa onu da yapmaz, namazını öyle kılar. Aynı sıralamayı ölmüş bir mü'min kardeşimiz için de uygularız. Koca camilerde bile Cuma namazı kılınmaz oldu. Ortada olağanüstü bir durum vardır. Yıkayabiliyor, kefenleyebiliyorsak yaparız. Değilse en azından gıyabi cenaze kılarız kardeşlerimiz için. Allah’ın mağfireti ve rahmetini onun için de kendimiz için de dileriz. Yapacak başka bir şey yoktur ne yazık ki. Bu perspektiften bakınız meseleye.
Aleykümselam. Ölen mü'min olmayan biri idiyse ona dua edemezsiniz. Gördüğünüz iyiliğe teşekkür etmeniz yeterlidir. Mü'min biri idiyse, onun da mezarına da gitmeden dua edebilirsiniz.
Selamünaleyküm. Birisinin kılamadığı namazları kılmak diye bir ibadet yoktur.
Bu bir vasiyettir. Ölenin kendisine varis olacak birine vasiyet bırakması caiz değildir. Vasiyeti yok kabul etmelisiniz. Malı da ona göre bölüşün. Ancak diğer varislerin tamamı razı olursa bu vasiyetin geçerliliği olur.
Selamünaleyküm. Cenazenin yıkanmasının vacip olma nedenlerinden biri budur. Ceneza yıkandığı için bir sorun kalmaz.
Anneniz bir vasiyet ve vasiyetin gereği para bırakmadı ise size zorunlu bir görev olmaz bu. Nafile olarak yapabilirseniz iyilik etmiş olursunuz. Anneniz için diğer hasenat yollarını kullanınız.
ceset konusundaki diğer fetvalar
Hayvanın içi boşaltılmış cesedinin başka malzemelerle doldurulmuş şeklini eğitim ve öğretim amaçlı olarak bulundurmak caiz olur. Süs olarak saklanmasında da caiz olacağı görüşü önde bir görüştür. Sadece helal bir şekilde kesilmemiş hayvanın derisinin içini doldurma yöntemi ile saklanması ihtilaflı bir konu kabul edilmiştir.
Kardeşim, Toprağın altı karanlık bir yerdir. Gideni geri gelmez, ses vereni/alın bilinmez bir yerdir. Oraya ait bilebileceğimiz tek şey Allah’ın bildirdiğidir. Sadece o bilgimiz olabilir. Gerisi ise tahmindir, zandır, yalandır. Hadislerde ne geçiyorsa onu bilebiliriz. Hadislerde geçen bilgilerden yola çıkarak sorunuza şöyle cevap verebiliriz: Kabirdeki azap veya nimetler (ki ikisi de haktır) ruh içindir, beden ise ruha tabidir. Kabirdeki azap veya nimeti inkâr etmek Allah’ın bunu yapmasının imkânsız olacağını söyleyemeyeceğimize göre aklımız almadığı için olamaz mı diyeceğiz? Aklımız ölümü anlıyor mu? Neden yaratıldığımızı anladı mı? Toprağın altındaki âlem ile üstündeki âlemi nasıl kıyas edebiliriz? Gözle görülen âlemin olaylarına bakarak gözle ve hiçbir şeyle görülemeyen âleme karar mı vereceğiz? Rüyalarımızda ne olup bittiğini bile çözebilmiş değilken ölüm sonrasını, kabrini nasıl çözeceğiz? Vahye teslim olmak ve kabir için hazırlanmaktan başka hiçbir iş akıllıca değildir vesselam.