Fetva Meclisi
Soru
Ben Kanada’da öğrenciyim. Hayatım boyunca diyalogçulardan nefret ettim fakat bugün onların arasındayım, haddimi aşarak Rabbimin beni iki taraflı sınadığını düşünüyorum; hem buranın yerli kâfir halkı hem de diyalogcuların insanı çileden çıkaran söylemleri ve faaliyetleri. Hocam kâfirlere karşı sert ve dik duruyorum, önce onların selam vermesini bekliyorum, bir Müslüman olarak bir kâfire ilk selamı vermek zoruma gidiyor. Her fırsatta sınıftaki aktivitelerde ve diyaloglarda dinimizin emir ve yasaklarından, efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin hadislerinden örnekler veriyorum. Bu insanların bana ve benim gibi davranan arkadaşlara söyledikleri; kafalarındaki ‘Müslüman teröristtir’ olgusunun yıkıldığı. Yaklaşımım nasıl olmalı hocam? Taviz verebileceğimiz noktalar var mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bir: Boş verin kimin ne dediğine, siz Allah için bir şeyler yapın, Allah için çalıştığına inandıklarınıza dualar edin, onlarla olun. Meleklerin işi ne, kimin ne yaptığını onlar hesap edip dursun. Bize Rabbimiz yeter. İki: Sizin için en kestirme hitabet yolu şudur: Konuşmalarını beğendiğiniz birinin en hoşunuza giden bir konuşmasını MP3'e yükleyin. O konuşmayı, yürürken, bulaşık yıkarken defalarca dinleyin. Bir zaman sonra o konuşmayı taklit etmeye başlayın. Ses tonunu, iniş çıkışları taklit edin. Yalnız bir yerde, önünüzde kalabalık varmış gibi tiyatro yapın. Buna iki ay kadar devam edince sizin de yeteneğinizin olduğunu keşfedecek rahatlayacaksınız. Allah yardımcınız olsun. Büyük düşünün, büyük çalışın.
Selamünaleyküm. Mümin, bu zamanda önce kendisini korumalıdır. Fitne ateş gibi her yeri sarmış durumdadır. İmanımız ciddi bir şekilde tehlikededir. Önce kendinizi korumayı gaye edinin. Onlar size tesir etmesinler. İkinci göreviniz de onlara iyi örnek olmaktır. En iyi yapacağınız şey, imanınızla oluşan kimliğinizi kıskandırmaktır. Tatlı konuşan, vakar sahibi, sözüne sadık, ibadet ihmal etmeyen, ahireti hesap eden bir mümin olduğunuz zaman onlar sizden istifade edeceklerdir. Böylesi, oturup onlara bir saat seminer vermekten iyidir. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Biz bir kötülük gördüğümüzde onu gidermekle yükümlü oluruz. Gideremezsek tepkimizi gösteririz. Tepkisiz kalmak haramdır. Medeni bir şekilde ve daha da azdırmayacak bir yolla tavrınızı koyun. Düzeltmeye çalışın. Sizi huzursuz bırakacak bir durum olursa işinizden ayrılın.
Peygamberler de bununla karşılaştı. İnsanların bir veya iki nasihatle akıllanacaklarını nasıl düşünürüz? Bu bir. İkincisi de şudur: Bizim vazifemiz hak bildiğimizi izah etmektir, kalpler Allah’ın elindedir. Kimsenin hidayetinden sorumlu değiliz biz, vazifemizi yaparız gerisini de dinin sahibine bırakırız. Öyle her tepkinin önünde eriyecek olsak varlığımızı tüketiriz bilmeden. Bu açıdan tekrar düşünmeye çalışın.
Gayet hatalı bir tutum içindesiniz. Madem bir Müslüman olarak bakıyorsunuz bu hayata, size Peygamber aleyhisselam efendimiz: “Kıyamet koparken bile elindeki fidanı dik!” demedi mi? Bu saydıklarınız kıyametin başlama anından da mı beter? Belki de siz böyle düşündüğünüz için o işleri yapanlar cüret buluyorlar. Siz hayatınıza bakın. Siz Rabbinizi kaybetmemeye bakın. Siz kıyamet kopuyor olsa bile ve tek kalsanız dahi çocuklarınızı yetiştirmeye bakın. Yılmayın ve yıkılmayın. Şeytanı sevindirecek düşüncelerden uzak kalın. Bu sıkıntılar sizi daha fazla bastırırsa muhakkak bir psikologla görüşmelisiniz. Allah'a emanet olunuz.
Hayır, asla! Yananla yanmak gerekmiyor. Gündemimizi kendi ekseninde tutmaya çalışana alet olmamız gerekmiyor. Seviyemizi kendi seviyesizliklerine düşürmeye çalışanlara muhatap olmamız gerekmiyor. Biz bir ümmetiz, içimizde her çeşit insan bulunabilir, bulunacaktır da. Dışımızdan da darbe olabilir, içimizden de. İmtihan için bulunduğumuz bu hayatta, nereden geldiğine bakmadan imtihanın gereği olan sebat ve direnci göstermek imanımızın gereğidir. Gündemimiz Kur'an ve Peygamber aleyhisselamdır. Ebedi olarak da böyle kalacaktır. Bu izledikleriniz Allah Teâlâ’nın karşımıza çıkardığı sınama araçlarıdır. Değerlerimize ne kadar bağlı olduğumuzu ve ne kadar esen yele göre sallanan yaprak olacağımızı görmek ister Allah Teâlâ. Sabredip kazanacağız, sebat edenlerden olmaktan başka çaremiz olmadığını bileceğiz. Allah’a emanet ederim sizi.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
İşveren kurumun kuralları bu konuda bir izin hakkı tanıyor ve izinli iken ücret veriyorsa alınmasında sakınca yoktur.
Meseleniz şöyle anlaşılmıştır: - Oda çiftçiye satış yapıyor. - Oda nakit toplamak için dışarıdakilerde ya da üyelerinden para topluyor. Topladığı paralarla alım yapıp çiftçiye satıyor. Aradan kazandığından da ona para verenlere paralarının üzerine bir kâr veriyor. - Bu verilen kâr net olarak belirtiliyorsa mesela elli verene yetmiş beş geri verilecek deniyorsa bu bir faiz işlemidir, caiz olmaz. - Arada ne kazanılırsa ortaklık gereği ortaklık oranı kadar pay verilecek deniyorsa bu helaldir. Yalnız zarar etme ihtimali de para verenin kabul ettiği bir durum olmalıdır.
İğne ucu kadar kuru yer bırakmamak bir ciddiyet göstergesidir. Derinizde boya gibi altına su geçirmez bir şey yoksa banyoda guslünüzü engelleyecek bir durum da yoktur. Abartmanız gerekmez.
Dengi bir miktarı vakfa bağışlamanız inşaallah yeterli olur.
Yolda bırakacağınız bir işe başlamış olmamalısınız. Az ama sürekli ve ciddi yürüyen daha iyidir. Şöyle yapmanızı tavsiye ederiz: a- Namaz kazaya bıraktığınız için öncelikle ciddi bir tevbe yapmanız gerekmektedir. Tevbe edecek ve tevbenizi koruyacaksınız. Sürekli istiğfar edeceksiniz. b- Sadece farz namazları ve vitri kılacaksınız. Buna göre de kaç sabah namazı, kaç öğlen.. gibi bir borç takvimi hesaplayın. c- Günün belli bir saatini kaza namazı kılmaya ayırın. Bu normal bir zaman dilimi olsun. Mesela 'bir saat' deyin. Bu süre zarfında ne kadar kılarsanız o kadar kılın. Mecalsiz kalacak kadar kılmayın ki soğukluk gelmesin size. d- Yaptığınız bu takvime özel günleriniz dışında asla ara vermeyin. Misafir ve benzeri sebepler sizi ara verdirtmesin. Bu mantıkla ne kadar devam ederseniz kazanıyorsunuz demektir. Bitirmeden ölseniz bile inşaallah borcunuz mağfiret görmüş olur.
Kanama veya yellenme gusül nedeni değildir. Dolayısıyla böyle şeylerden ötürü gusül gerekmediği için gusül esnasında guslü yenilemek de gerekmez.