Fetva Meclisi
Soru
6 yıl kadar önce üniversite yıllarımdayken bir vakıfta görevliydim (maaşlı değil). Bazen vakıf için yapılan yardımlardan şahsımız için de kullanırdık. Bu durumda ben kullandığım miktarı vakfa bağış yapanlara mı iade edip helalleşmeliyim yoksa kullandığım kadar miktarı o vakfa iade mi etmeliyim?
Cevap
Benzer fetvalar
Hayır kurumlarına verilen paralar, özellikle bir şart üzerine verilmedi ise yani genel bağış olarak yapıldı ise o vakfın personel ve benzeri giderlerinin yapılan bağışlardan karşılanmasında sakınca olmaz. Elbette bu hususta fıkhî kaidelere uyulup uyulmadığı vakıf yöneticilerinin imanı ile alakalı bir durumdur, bir ayrıntı olarak onu bilemeyiz.
Eğer size vakfın yetkili kimsesi kullanmanızı söyledi ise sizin açınızdan bir vebal olmaz biiznillah.
Selamünaleyküm. akıf malları ancak vakfedenin vakfiyesindeki şartlara göre kullanılabilirler. Bizim VAKIF tabelası ile izlediğimiz bugünkü vakıfların büyük bölümünün vakıf mantığı ile alakası yoktur. Bu büyük bölümde 'vakıf çatısı altında para ve insan toplama' mantığı hâkimdir. Oralara mal verenler de 'vakıf' olarak değil de 'yardım ve katkı' olarak vermektedirler. Buralardaki çalışanlar için de 'vakıf çalışanı' yerine bir hayır işinde çalışan hükmü geçerli olmalıdır. Gerek vakıf ve gerekse bir işte çalışanların, onları çalıştıran belirleyeceği kurallar doğrultusunda hareket etmeleri gerekir. Bu da sorumluluğun idarecide olduğunu göstermektedir. Vakıfları idare edenlerin ise, şartlı bağışlarla genel bağışları ayırmaları gerekiyor. Personelin giderleri ya şartsız bağışlardan ya da şartlı bağışın, bağış maksadının tahakkuku için zorunlu bölümden yeteri kadar harcamayı yapmaları uygundur. Vakıf malı bir emanettir, kesinlikle kıyamet gününde ağır bir hesabı vardır. Ziyadesiyle dikkatli olmak gerekiyor. Allah'a emanet olunuz.
Bu kadarı yeterlidir.
Hiç şüphesiz her kuruşu sözü edilen yere harcamak esas olmalıdır. Ne var ki, bugünkü vakıf hizmeti uygulamalarında bunu sağlamak zorlaşmıştır. Bu nedenle bir ayrıntıyı açmamız gerekmektedir: A- Toplanan yardımların size verilmesi esnasında önünüze “tamamı kuyu için olacak” şeklinde bir şart varsa o şarta aynen uymanız gerekir. Aksi takdirde farkı tazmin etmeniz üzerinize düşer. B- Böyle bir şart getirilmeden vakfa verilen paraları vakfın kuyu açmada kullanması ama o harcamalardan vakıf giderleri için de pay ayırması ya da artandan vakfa harcaması, şartsız bağışlar açısından mümkündür. Zira insanlara “kuyu açmak için” para makbuzu gösterilirken ayrıca “vakfın ayakta kalması için de” bir makbuz gösterilmesi zordur. Bağış yapanlar, şartlı bir bağış yapmadıkça bu giderlerin onun bağışından alınacağını bilmekte veya takdir etmektedirler. Bu sorunuzun cevabına “vakıf parasının suistimalini” dâhil etmediğimi bilmelisiniz. Allah Teâlâ rızasına uygun olarak iş yapmayı hepimize muvaffak kılsın.
Selamünaleyküm. Sözünü ettiğiniz ücretler meri yasalara göre sakıncalı ise vakfa veya bir fakire vermeniz doğru olur.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Size bu imtihanı yapan kurumun sizin için belirlediği kuralların aksine yaptığınız her iş yaptığınızın 'gayrimeşru' olmasını gerektirir.
Yaşlı ve engelli insanlara hizmette esas olan erkeğe erkeği, kadına kadının hizmet etmesidir. Sizin bulunduğunuz yerde de, halkı Müslüman olan yerlerde de her zaman bunu bu şekilde uygulamak mümkün olmamaktadır. Ortada insanî bir zorunluluk vardır. Gereğinden fazla bakmamak, ellememek şartı ile bir mecburiyet sonucu bu hizmeti yapabilirsiniz. Yaptığınızda inşaallah vebal altında değilsiniz.
Meseleniz şöyle anlaşılmıştır: - Oda çiftçiye satış yapıyor. - Oda nakit toplamak için dışarıdakilerde ya da üyelerinden para topluyor. Topladığı paralarla alım yapıp çiftçiye satıyor. Aradan kazandığından da ona para verenlere paralarının üzerine bir kâr veriyor. - Bu verilen kâr net olarak belirtiliyorsa mesela elli verene yetmiş beş geri verilecek deniyorsa bu bir faiz işlemidir, caiz olmaz. - Arada ne kazanılırsa ortaklık gereği ortaklık oranı kadar pay verilecek deniyorsa bu helaldir. Yalnız zarar etme ihtimali de para verenin kabul ettiği bir durum olmalıdır.
O kadar kısa bir zaman için sadece kuru kalan yeri yıkamanız yeterli olur.
Hayır, imandan çıkmadıkça kimsenin ibadetlerinden biri kabul olmuyor denmez. Günahlar ise ibadetler üzerinde etki eder ama bu o ibadetlerin kabul olmaması şeklinde değildir.
Annenizin ardından yaptığınız ‘Allah rızası için/dünyevi bir beklentinin karışmadığı’ bütün ibadetler sevap olarak ulaşır. Böyle inanıyoruz biz. Allah Teâlâ annenize rahmeti ile muamele buyursun.