Fetva Meclisi
Soru
Selamun aleykum Hocam, Vakfa ait bir eşyayı vakıf çalışanının şahsi işlerinde kullanma izni var mıdır? Örneğin: Vakıf arabasını alıp düğün günü kullanması veya vakıf adına yaptığı bir alış verişte kendisine -veya bir aile bireyine- bir avantaj sağlaması caiz midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Vakıflara verilen bağışlar, şartlı ve şartsız olmak üzere iki sınıfa ayrılır. Şartlı bağış, 'şu şekilde veya şu kişiye' şeklinde sınırlandırılan bağış türüdür. Bu bağış, nasıl sınırlandırıldı ise o şekilde kullanılmak zorundadır. Diğer bağışlar ise serbest bağışlardır, serbest kullanılabilirler. Vakıf yöneticileri, kendilerine verilen bağışları kullanmada 'emin kişi' durumundadırlar. Bu emanet kuralına dikkat etmezlerse mesul olurlar.Sizin meselenizdeki durumda, özel isme verilmemişlerse bursları, bir dahaki aya aktarmakla da doğru yapmış olurlar.Vakıfların, verdiğimiz bursların boşa gitmesin diye, ayd bir kere bir konferans vermekle gençleri eğiteceklerini zannetmeleri boş bir beklentidir. Hiçbir genç ayda bir kere, bir seminer dinlemekle iyilerden olmaz. Vakıfların görevi, daha derin, daha yoğun işler üzerinden yürütülmelidir.
Selamünaleyküm. Devlet malı, vatandaşların ortak malıdır. Vakıf malı ise genelde muayyen bir hizmet için tahsis edilmiş maldır. Dolayısıyla devlet malını vatandaş olan herkes kullanabilirken vakıf malını, o malın kullanım şartlarına uygun olanlar kullanabilir. Devlet malını ise yürürlükteki kuralların belirlediği sınırlarda kullanmak mümkündür.
Hiç şüphesiz her kuruşu sözü edilen yere harcamak esas olmalıdır. Ne var ki, bugünkü vakıf hizmeti uygulamalarında bunu sağlamak zorlaşmıştır. Bu nedenle bir ayrıntıyı açmamız gerekmektedir: A- Toplanan yardımların size verilmesi esnasında önünüze “tamamı kuyu için olacak” şeklinde bir şart varsa o şarta aynen uymanız gerekir. Aksi takdirde farkı tazmin etmeniz üzerinize düşer. B- Böyle bir şart getirilmeden vakfa verilen paraları vakfın kuyu açmada kullanması ama o harcamalardan vakıf giderleri için de pay ayırması ya da artandan vakfa harcaması, şartsız bağışlar açısından mümkündür. Zira insanlara “kuyu açmak için” para makbuzu gösterilirken ayrıca “vakfın ayakta kalması için de” bir makbuz gösterilmesi zordur. Bağış yapanlar, şartlı bir bağış yapmadıkça bu giderlerin onun bağışından alınacağını bilmekte veya takdir etmektedirler. Bu sorunuzun cevabına “vakıf parasının suistimalini” dâhil etmediğimi bilmelisiniz. Allah Teâlâ rızasına uygun olarak iş yapmayı hepimize muvaffak kılsın.
Selamünaleyküm. Bu, sizi orada çalıştıran yöneticilerin sorumluluğundadır. Onlar yemenizde sakınca görmüyorlarsa yiyebilirsiniz.
Selamünaleyküm. 1- Diyanetin takvimi şu anda daha güvenli, daha ciddidir. 2- Kadının farzı ayın olan ilimleri tahsil etmek için eşinden izin almadan bile evinden çıkması mümkündür. Kültür denebilecek bölüm için ise eşinin izni şarttır. Vakıf, cami veya başka bir yer değişmez. 3- Kadın veya erkek herkesin bir önceliklileri bir de önemlileri vardır/olmalıdır. Önce ÖNCELİKLİ olanlar sonra da ÖNEMLİ olanlar dikkate alınmalıdır. Kadının farz ilimlerden sonra en öncelikli işi eşine ve çocuklarına karşı sorumluluklarıdır. Eşini ihmal edeceği veya çocuklarını erteleyeceği bir iş için kadın CİHAT ADIYLA DA OLSA evini terk edemez. Zira bütün cihat meydanları, ancak kadınların evlerindeki görevlerini hakkıyla yapmasıyla doldurulabilir. En büyük cihat kadının cihadıdır. Kadın da öncelikli cihadını bırakarak önemli denebilecek bir cihada çıkamaz. 4- Herkesin cihat görevi, imkânlarıyla sınırlıdır. Bu imkân, bilgi, kapasite, çevre ve benzeri şartlardan oluşur. 5- Zekâtı verildikten sonra para biriktirmenin günahı yoktur. Bu bir itimatsızlık da değildir. Sadaka vermek bir fazilettir, herkes fazilet sahibi olmayabilir. Allah'a emanet olun, sa'yiniz meşkûr olsun.
Vakıflarda kural, vakfedenin koyduğu şarta uyulmasıdır. Vakıf idare edenler, o şarta veya şartlara uymadıkları takdirde vebal altında kalırlar. Müteahhide verildiğini söylediğiniz arsalar bu açıdan değerlendirildiğinde, vakıf yönetiminin böyle bir mülahazayı dikkate almış olması gerekmektedir. Ya da başka türlü değerlendirilemeyecek durumda bir arsadır. Her halükârda sizin o binadan daire almanızın yüzeysel olarak bir sakıncası yoktur. Çünkü mesuliyet vakıf yönetimi üzerindedir. Fakat siz en baştan sizi tereddüde sevk eden bir işten uzak kalın; daha rahat edersiniz. Allah yardımcımız olsun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Türkçe veya Arapça, namaz içinde ayet ve hadislerde geçmeyen dualar okunmaz. Allah'a emanet olunuz
Selamünaleyküm. Doktorunuzla görüşün. İmsak ve iftar saatine göre ilacınızı almanız uygun görülmezse oruç tutmayın. Tutmadığınız günleri bir kenara not edin. İnşaallah iyileşince kaza edersiniz. Bu sizi hiçbir şekilde günaha sokmaz, merak etmeyin. Yalnız Ramazan günü, orucunuzu aleni yemeyin. İnsanlar sizi oruç yiyor bilseler de siz oruç tutmadaki saygı hassasiyetinizi sürdürün.
Selamünaleyküm. Yellenme bir leke oluşturacak yoğunlukta değilse taharet gerekmez.
Selamünaleyküm. Müşteriyi aldatmadığınız sürece müşteri açısından bir sakınca yoktur. Ancak marka taklidi bir kul hakkıdır. Türkiye'de malının taklit edilmesine karşı davacı olan bir markayı izinsiz taklit etmemelisiniz
Selamünaleyküm. Bunların hiç birinden dolayı tekrarınız gerekmez. Bu şüphelere yer vermeyin, ibadetler şüphe üzerinden yürümez. Yokmuş gibi davranın.
Selamünaleyküm. Tevbe, işlenmiş günahtan vazgeçmektir. İstiğfar ise, o tevbenin kabul olması veya genel olarak hatalar için af dilemektir. Allah Teâlâ'dan hatalarımızı bağışlamasını niyaz ederiz.