Fetva Meclisi
Soru
Sayın hocam benim sorum; gusul abdesti alıp çıkıyorum sonra düşünüyorum acaba niyet etmişmiydim, acaba 3 kere başıma su dökmüşmüydüm. Bu gibi şeyleri çok düşünüyorum. Gusulum geçerli oluyor mu acaba tekrar mı almak gerekir? Bunu birilerine sormak şüpheye kapılmak gibi oluyor. Süphe duyduğun şeyi tekrar almak gerekirmiş. Hocam yardımcı olun ne yapmam lazım?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Tekrara gerek yoktur.
Gerekmez.
Gusül esnasında abdest uzuvları da yıkandığından banyodan çıktıktan sonra tekrar abdest almaya gerek yoktur. Yeter ki kişi bu süre içerisinde abdestini bozacak bir iş yapmasın.
Aleykümselam. Bir doktora muhakkak görünmelisiniz.
Bununla kastınız, leğen veya küvet gibi bir yerde gusletmek ise elbette çıkarken suda kalan kısım tekrar yıkanacaktır. Hayır sıçrama şeklinde kastediyorsanız, genel gusül suyu zaten akıp gitmektedir. Özellikle bir kirlilik hissediyorsanız tekrar yıkarsınız. Abdestin ise hiç bir durumda sakıncası yoktur. Orada abdest alabilirsiniz.
Selamünaleyküm. İki durum da gusle mani olmaz, tekrarı gerektirmez.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Müşteriyi aldatmadığınız sürece müşteri açısından bir sakınca yoktur. Ancak marka taklidi bir kul hakkıdır. Türkiye'de malının taklit edilmesine karşı davacı olan bir markayı izinsiz taklit etmemelisiniz
Selamünaleyküm. Tevbe, işlenmiş günahtan vazgeçmektir. İstiğfar ise, o tevbenin kabul olması veya genel olarak hatalar için af dilemektir. Allah Teâlâ'dan hatalarımızı bağışlamasını niyaz ederiz.
Selamünaleyküm. Bu noktadan sonra onu unutmanız en güzel iş olur.
Selamünaleyküm. Doktorunuzla görüşün. İmsak ve iftar saatine göre ilacınızı almanız uygun görülmezse oruç tutmayın. Tutmadığınız günleri bir kenara not edin. İnşaallah iyileşince kaza edersiniz. Bu sizi hiçbir şekilde günaha sokmaz, merak etmeyin. Yalnız Ramazan günü, orucunuzu aleni yemeyin. İnsanlar sizi oruç yiyor bilseler de siz oruç tutmadaki saygı hassasiyetinizi sürdürün.
Selamünaleyküm. akıf malları ancak vakfedenin vakfiyesindeki şartlara göre kullanılabilirler. Bizim VAKIF tabelası ile izlediğimiz bugünkü vakıfların büyük bölümünün vakıf mantığı ile alakası yoktur. Bu büyük bölümde 'vakıf çatısı altında para ve insan toplama' mantığı hâkimdir. Oralara mal verenler de 'vakıf' olarak değil de 'yardım ve katkı' olarak vermektedirler. Buralardaki çalışanlar için de 'vakıf çalışanı' yerine bir hayır işinde çalışan hükmü geçerli olmalıdır. Gerek vakıf ve gerekse bir işte çalışanların, onları çalıştıran belirleyeceği kurallar doğrultusunda hareket etmeleri gerekir. Bu da sorumluluğun idarecide olduğunu göstermektedir. Vakıfları idare edenlerin ise, şartlı bağışlarla genel bağışları ayırmaları gerekiyor. Personelin giderleri ya şartsız bağışlardan ya da şartlı bağışın, bağış maksadının tahakkuku için zorunlu bölümden yeteri kadar harcamayı yapmaları uygundur. Vakıf malı bir emanettir, kesinlikle kıyamet gününde ağır bir hesabı vardır. Ziyadesiyle dikkatli olmak gerekiyor. Allah'a emanet olunuz.
Selamünaleyküm. Savaş durumunda olma gibi özel hâller dışında Müslüman yalanla iş yapmaz. Hileye başvurmaz. Müslüman'ın imzası, imzanın üstündeki bilgilerin doğruluğuna yemin edilecek bilgiler olmalıdır. Direk yalan söylemek veya yalana hizmet etmek aynı şeyler gibi durmasa da neticesi aynı şeylerdir. Muhasebeciliğin bu yönüne dikkat etmemiz gerekiyor. Yoksa yapılabilir bir iş değildir. Allah'a emanet olun.