Fetva Meclisi
Soru
Hocam, İstiğfar ile Tövbe arasındaki fark nedir? Ne için Tövbe ne için istiğfar edilir? Bunu dile getirişte bir farklılık var mıdır? Allah sizi ve sizinle olanları daha da çok sevsin inşallah, selamı, rahmeti, bereketi sizlerle olsun.
Cevap
Benzer fetvalar
Tevbe, işlenmiş sabit bir günahtan vazgeçmektir. Bu vazgeçmeyi Allah mağfiret ederse kul kurtulur. İstiğfar ise bütün hatalara ve özellikle bir hataya karşı genel af istemektir.
Bütün hataların kurtarıcısı ve temizleyicisi tevbe ve istiğfardır. Bu iki temizleyicinin temizleyemeyeceği bir hata olmaz. İstiğfar edin ve bunu kendinizi ders yapın, tekrarından korunun. Allah yardımcımız olsun.
Selamünaleyküm. Tövbenin kabul olup olmadığının en önemli işareti, sizin o günaha ait izleri silmenizdir. Mü'min, işlediği günahları da kimse ile paylaşmaz.
Selamünaleyküm. Eskileri unutabilen ve tekrarlamayan tevbe etmiş demektir. Tevbe eden de günahlarından kurtulur. Eskileri unutun, tekrar yapmayın. 'Helal ettim' demeniz yeterlidir.
Selamünaleyküm. Hak sahibi, sadece hakkı ile alakalı bir helallik verir veya vermez. Allah'ın affını kimse engelleyemez.
Selamünaleyküm. Tövbe için bir sınır yoktur. En ağır günah için bile tövbe vardır. Yalnız tövbe, söz konusu günahtan kesin el çekmek ve ciddi bir şekilde pişman olmaktır. Sözle tövbe edip işe devam etmek şeklinde olursa o tövbe değildir ve değeri yoktur. Eğer geçmiş günahlar fetvasını öğrenmek, kurtuluş yolunu bilmek için anlatılıyorsa vebali yoktur. Bir tür önemsememekten kaynaklanan bir anlatım ise vebaldir, günaha şahit tutmaktır.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Bu noktadan sonra onu unutmanız en güzel iş olur.
Selamünaleyküm. Bunların hiç birinden dolayı tekrarınız gerekmez. Bu şüphelere yer vermeyin, ibadetler şüphe üzerinden yürümez. Yokmuş gibi davranın.
Selamünaleyküm. Müşteriyi aldatmadığınız sürece müşteri açısından bir sakınca yoktur. Ancak marka taklidi bir kul hakkıdır. Türkiye'de malının taklit edilmesine karşı davacı olan bir markayı izinsiz taklit etmemelisiniz
Selamünaleyküm. Savaş durumunda olma gibi özel hâller dışında Müslüman yalanla iş yapmaz. Hileye başvurmaz. Müslüman'ın imzası, imzanın üstündeki bilgilerin doğruluğuna yemin edilecek bilgiler olmalıdır. Direk yalan söylemek veya yalana hizmet etmek aynı şeyler gibi durmasa da neticesi aynı şeylerdir. Muhasebeciliğin bu yönüne dikkat etmemiz gerekiyor. Yoksa yapılabilir bir iş değildir. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Doktorunuzla görüşün. İmsak ve iftar saatine göre ilacınızı almanız uygun görülmezse oruç tutmayın. Tutmadığınız günleri bir kenara not edin. İnşaallah iyileşince kaza edersiniz. Bu sizi hiçbir şekilde günaha sokmaz, merak etmeyin. Yalnız Ramazan günü, orucunuzu aleni yemeyin. İnsanlar sizi oruç yiyor bilseler de siz oruç tutmadaki saygı hassasiyetinizi sürdürün.
Selamünaleyküm. akıf malları ancak vakfedenin vakfiyesindeki şartlara göre kullanılabilirler. Bizim VAKIF tabelası ile izlediğimiz bugünkü vakıfların büyük bölümünün vakıf mantığı ile alakası yoktur. Bu büyük bölümde 'vakıf çatısı altında para ve insan toplama' mantığı hâkimdir. Oralara mal verenler de 'vakıf' olarak değil de 'yardım ve katkı' olarak vermektedirler. Buralardaki çalışanlar için de 'vakıf çalışanı' yerine bir hayır işinde çalışan hükmü geçerli olmalıdır. Gerek vakıf ve gerekse bir işte çalışanların, onları çalıştıran belirleyeceği kurallar doğrultusunda hareket etmeleri gerekir. Bu da sorumluluğun idarecide olduğunu göstermektedir. Vakıfları idare edenlerin ise, şartlı bağışlarla genel bağışları ayırmaları gerekiyor. Personelin giderleri ya şartsız bağışlardan ya da şartlı bağışın, bağış maksadının tahakkuku için zorunlu bölümden yeteri kadar harcamayı yapmaları uygundur. Vakıf malı bir emanettir, kesinlikle kıyamet gününde ağır bir hesabı vardır. Ziyadesiyle dikkatli olmak gerekiyor. Allah'a emanet olunuz.