Fetva Meclisi
Soru
Esselamunaleyküm ve rahmetullah Hocam. Öncelikle çalışmalarınızdan ötürü Allah sizden razı olsun demek istiyorum. Sosyal hayatımıza bir çok konuda yardımcı olmaktasınız ecriniz bol yolunuz açık olsun. Hocam, salli-barik-tahhiyat gibi duaları bilen ama Arapça bilmeyen birisi Türkçe olarak selam vermeden önce ek dua edebilir mi? Farz ve sünnete göre değişebilir mi veya secdede durum nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Namazda hadislerde geçen dışındaki duaların Arapça olarak yapılması dışındaki dualar namaz açısından caiz olmaz.
Selamünaleyküm. Namazda yapılacak duaların âyet ve hadislerde geçen dualar ve o Arapça olması gerekmektedir. Bu duanın dili Arapça olduğundan değil namazın inceliklerinden dolayıdır.
Selamünaleyküm. Nafile namaz da olsa secdede Türkçe dua edilmez. Âyet de okunmaz.
Selamünaleyküm. Dua bilmeyen Fatiha suresini dua gibi okuyabilir.
Aleykümselam. Namazın içinde sadece Sünnet olan dualar okunur. Namaz dışında ise herkes kendi dilinden istediği duayı yapabilir. Namaza yabancı kelime sokulmaz.
Selamünaleyküm. 1- Himmet kelimesinin, mezardan bile etki edecek şekilde kullanılmasının ne kadar yerli yerinde olduğunu öğretecek bir bilgi sahibi değilim. Kur'an ve Sünnet üzerinden böyle bir bilgim yoktur. 2- Şirk değilse bile mümince değildir. 3- Yiyeceğimizin aslı araştırmayacaksak hiçbir şey araştırılmayacak demektir. Umumiyetle helal üzere bulunulan bir ortamda isek araştırmayız. Kimin ne yaptığı belli olmayan bir ortamda muhakkak araştırırız. Kişi seçer, ortam tutarız. 4- Kuran’ımızın özel bir Arapçası olduğunu söyleyebiliriz; günlük Arapça ile Kuran’ı anlamak mümkün değildir. Nitekim Kuran Arapçası ile de bugünkü Arap toplumunun dilini anlamak mümkün olmamaktadır. Allah Teâlâ muvaffak kılsın.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. akıf malları ancak vakfedenin vakfiyesindeki şartlara göre kullanılabilirler. Bizim VAKIF tabelası ile izlediğimiz bugünkü vakıfların büyük bölümünün vakıf mantığı ile alakası yoktur. Bu büyük bölümde 'vakıf çatısı altında para ve insan toplama' mantığı hâkimdir. Oralara mal verenler de 'vakıf' olarak değil de 'yardım ve katkı' olarak vermektedirler. Buralardaki çalışanlar için de 'vakıf çalışanı' yerine bir hayır işinde çalışan hükmü geçerli olmalıdır. Gerek vakıf ve gerekse bir işte çalışanların, onları çalıştıran belirleyeceği kurallar doğrultusunda hareket etmeleri gerekir. Bu da sorumluluğun idarecide olduğunu göstermektedir. Vakıfları idare edenlerin ise, şartlı bağışlarla genel bağışları ayırmaları gerekiyor. Personelin giderleri ya şartsız bağışlardan ya da şartlı bağışın, bağış maksadının tahakkuku için zorunlu bölümden yeteri kadar harcamayı yapmaları uygundur. Vakıf malı bir emanettir, kesinlikle kıyamet gününde ağır bir hesabı vardır. Ziyadesiyle dikkatli olmak gerekiyor. Allah'a emanet olunuz.
Selamünaleyküm. Yellenme bir leke oluşturacak yoğunlukta değilse taharet gerekmez.
Selamünaleyküm. Doktorunuzla görüşün. İmsak ve iftar saatine göre ilacınızı almanız uygun görülmezse oruç tutmayın. Tutmadığınız günleri bir kenara not edin. İnşaallah iyileşince kaza edersiniz. Bu sizi hiçbir şekilde günaha sokmaz, merak etmeyin. Yalnız Ramazan günü, orucunuzu aleni yemeyin. İnsanlar sizi oruç yiyor bilseler de siz oruç tutmadaki saygı hassasiyetinizi sürdürün.
Selamünaleyküm. Müşteriyi aldatmadığınız sürece müşteri açısından bir sakınca yoktur. Ancak marka taklidi bir kul hakkıdır. Türkiye'de malının taklit edilmesine karşı davacı olan bir markayı izinsiz taklit etmemelisiniz
Selamünaleyküm. Siz. Bu durumda babanızın işçisi durumundasınız. Ücretiniz de tarla mahsulünden verilmiş. Siz ziraat yapan biri gibi tarım ürününden zekât vermeniz gerekmez. Normal durumda da zekât verecek hâlde değilsiniz.
Selamünaleyküm. Bunların hiç birinden dolayı tekrarınız gerekmez. Bu şüphelere yer vermeyin, ibadetler şüphe üzerinden yürümez. Yokmuş gibi davranın.