Fetva Meclisi
Soru
S.a. Hocam benim babam bir tarlasına mercimek ekti. Bana, gel bu mercimeklerin hasadına yardım et sana gelirin dörtte birini veririm dedi. Ben de hasat zamanı ona yardım ederek dörtte bir payı bana verdi. Ben işsizim, yaklaşık iki milyar borcum var ve üç çocuğum var. Benim payıma 2010 tl geçti. Benim ne kadar zekat vermem gerekiyor? Mercimek susuz araziye ekildi, gübre falan atılmadı. Bu konuda beni aydınlatırsanız sevinirim. Allah razı olsun.
Cevap
Benzer fetvalar
Hayır, satmaya karar vermediğiniz sürece tır için zekât vermeniz gerekmez. O sizin ekmek teknenizdir. Ondan kazandığınızdan biriktirirseniz o paradan zekât vereceksiniz. Şu anda borcunuz da bulunuyor. O borç oranını elinizde para olsa da ondan düşebilirsiniz. Allah Teâlâ işinize bereket versin. Aman kul hakkına dikkat edin. Özellikle yollarda kural ihlali yapmamaya çalışınız. Bereketini göreceğiniz bir iş üzere olmaya çalışınız.
Selamünaleyküm. Tarım ürünlerinin zekâtının müstakil hesaplanması gerekir. Köylülerimizin bu husustaki bilgi eksikliği maalesef yaygındır. Ortadaki bereketsizliğin temel nedenlerinden biri de budur. Şu şekilde bilmemiz ve uygulamamız gerekmektedir: Tarım mahsulleri eğer bir emek vermeden elde ediliyorsa çıkan mahsulün 1/10 oranında zekâtı verilir. Sulama, gübreleme ve benzeri ilave bir emekle ürün alınıyorsa bu oran 1/20 oranındadır. Mahsul elde edilir edilmez zekât verilir. Elde edilen mahsulün de nisabı vardır. Yani en az 'şu kadar' mahsul elde edilirse denecek bir oranı vardır. Bu oran yaklaşık ALTIYÜZ ELLİ Kilodur. Bu orandan az olan tarım ürünü için zekât vermek gerekmez. Her tarım cinsinden bu kadar ürün elde edenin her ürün için zekât vermesi gerekir. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Birikmiş parası olmayanın zekât vermesi gerekmez. En az altı bin lira civarında yedekte bekleyen paranız olması gerekir ki zekât verin.
O tarla için zekât vermeniz gerekmez. Sizin bir ticari niyetiniz yoktu. Devlet sizden orayı satın aldı. Aldığı o andan itibaren sizin elinize geçen paranın zekâtını hesaplayın. Eğer önceden nisap miktarı malınız vardı ise bunu ona ilave edin, zekât verirken toplamının zekâtını verin. Önceden nisap miktarı malınız yoktu ise bu para nisap miktarıdır, bunun üzerinden yıl geçince zekâtını verin.
Selamünaleyküm. Bu, zoraki yapılmış bir ibadet olabilir. Vermemeyi yeğleyin.
Selamünaleyküm. Zekât için şu ölçülere dikkat edebilirsiniz: - Kendinize bir zekât günü belirleyin. Mesela bu gün, on Ramazan olabilir. Her sene o günü zekât için aşağıdaki hesabı yapma günü olarak belirleyin. - O hesap gününüzde elinizde seksen bir gram altın veya onun değerinde bir mal varsa siz zekât mükellefisiniz. Daha az ise o sene mükellef değilsiniz. - Elinizde nakit, çek-senet, alacaklar, satılık mal (maliyetleri üzerinden hesaplanacak) ne kadarsa onları toplayın. Bu toplam sizin sermayeniz olacak. - Alacaklardan geri dönmesi zayıf alacakları erteleyebilirsiniz. (Onların payını geri döndüklerinde yaparsınız.) - Varsa borçlarınızı, tahakkuk etmiş faturalarınızı toplayın; elinizdekilerin toplamından düşün. - Geriye kalan mal sizin zikat için muhatap olduğunuz maldır. Onun yüzde iki buçuğunu zekât olarak verirsiniz. - Zekât verirken kişiye veriyorsanız zekât açıklaması yapmanız gerekmez. Kuruma veriyorsanız, zekât açıklaması yapıp onları vebalden kurtarmanız gerekir. - Somali veya bir benzeri yere sizin zekâtınızı götürecek kurumun fıkhî hassasiyeti varsa rahatlıkla gönderebilirsiniz. Allah'a emanet olun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Yellenme bir leke oluşturacak yoğunlukta değilse taharet gerekmez.
Aleykümselam.Tarlada çalışırken fenalaşmanız, tansiyonunuzun düşmesi, gözünüzün kararması şeklinde bir nedene dayanıyorsa siz, zorunluluktan ötürü oruç bozdunuz. Sadece bir gün yani o bozduğunuz gün için kaza tutmanız yeterlidir. Allah Teâlâ, sizi de bizi de kulluğunda muvaffak kılsın.
Selamünaleyküm. Bu tür düşünceler kökten engellenemez. Beynimiz sürekli bir şeyler üretir. Bizim irademizin zayıflığı, kısır bir döngüde yaşamamız, işten eve, evden camiye veya benzeri bir küçük dairede kalmamız bu düşünceleri azdırır. Alanınızı genişletin. Akşamları Kur'an okumadan yatmayın. Hadis kitabı okuyun. Farklı insanlarla sohbetler yapın. Namaz kıldığınız camiyi ara sıra değiştirin. Zihninizin rahatladığını göreceksiniz.
Selamünaleyküm. O günü oruçlu olmaya kararlı bir şekilde uyuduğunuza göre akşama kadar bir şey yemeden oruçlu gibi davrandı iseniz oruç tutmuş oldunuz. Allah kabul etsin.
Selamünaleyküm. Türkçe veya Arapça, namaz içinde ayet ve hadislerde geçmeyen dualar okunmaz. Allah'a emanet olunuz
Selamünaleyküm. akıf malları ancak vakfedenin vakfiyesindeki şartlara göre kullanılabilirler. Bizim VAKIF tabelası ile izlediğimiz bugünkü vakıfların büyük bölümünün vakıf mantığı ile alakası yoktur. Bu büyük bölümde 'vakıf çatısı altında para ve insan toplama' mantığı hâkimdir. Oralara mal verenler de 'vakıf' olarak değil de 'yardım ve katkı' olarak vermektedirler. Buralardaki çalışanlar için de 'vakıf çalışanı' yerine bir hayır işinde çalışan hükmü geçerli olmalıdır. Gerek vakıf ve gerekse bir işte çalışanların, onları çalıştıran belirleyeceği kurallar doğrultusunda hareket etmeleri gerekir. Bu da sorumluluğun idarecide olduğunu göstermektedir. Vakıfları idare edenlerin ise, şartlı bağışlarla genel bağışları ayırmaları gerekiyor. Personelin giderleri ya şartsız bağışlardan ya da şartlı bağışın, bağış maksadının tahakkuku için zorunlu bölümden yeteri kadar harcamayı yapmaları uygundur. Vakıf malı bir emanettir, kesinlikle kıyamet gününde ağır bir hesabı vardır. Ziyadesiyle dikkatli olmak gerekiyor. Allah'a emanet olunuz.