Fetva Meclisi
Soru
Hocam babamla beraber yaklaşık on ay önce ortak bir tır aldık. Tırın kazancıyla tırın borcunu ödüyoruz ve aylık cüzi bir miktar para elimize geçiyor. Değeri beş yüz bin ama borcumuz iki yüz bin. Zekât vermemiz gerekiyor mu ve nasıl hesaplayacağız?
Cevap
Benzer fetvalar
Zekât, ferdi bir ibadettir. Topladığınız para, aranızda bölüşmediğiniz ve ortak rızanızla kullanılan bir paradır. O paranın zekâtı gerekmesi için size dağıtılması ve her birinize 81 gram altın alacak kadar düşmesi, ondan sonra da üzerinden 255 gün geçmesi gerekir. Eğer daha önce zekâtını verdiğiniz bir mal varsa bu malı ona ilave edebilirsiniz. Onunla beraber bu paranın da zekâtı verilir. Allah'a emanet olunuz.
Selamünaleyküm. Siz. Bu durumda babanızın işçisi durumundasınız. Ücretiniz de tarla mahsulünden verilmiş. Siz ziraat yapan biri gibi tarım ürününden zekât vermeniz gerekmez. Normal durumda da zekât verecek hâlde değilsiniz.
Şahısların ellerindeki paraların da ortak olup olmadığını belirtmemişsiniz. Eğer ağabeyinizin elindeki para da ortak bütçeden ise borcunuz bulunduğu için ona zekât gerekmez. Elindeki para onun, ortak bütçenize ait olmayan özel malı ise zekâta tabi bir mal durumundadır. Yılı dolmuş ise yüzde iki buçuğu zekât olarak verilir.
Borçlarınızı düştükten sonra elinizde nisap miktarı dediğimiz seksen bir gram altın veya değerinde bir birikim kalıyorsa o kalan miktarın yüzde iki buçuğunu zekât olarak verin. Bu oluşmuyorsa zekât ermenizi gerektiren bir durum yoktur. Endişelendiğiniz sıkıntılar, bilhassa sabah namazının ihmalinden de olabilir. Anne babanızın duasını almayı ihmal etmeyin. Küçük de olsa sadakalar verin. Yaptığınız işleri ehline danışmadan yapmayın. Allah yardımcınız olsun.
Namazı ayrı ayrı kıldığınız gibi zekâtı da herkesin kendisi hesaplayıp verecektir. Kime zekât gerekiyorsa o zekât verir. Size bu anlattığınıza göre zekât gerekecek bir durum yoktur.
Elinizdeki para borçlarınızın tümü düştükten sonra erimiş oluyorsa o para zekât açısından yok durumdadır.
borç konusundaki diğer fetvalar
Eşinin borcunu sadaka olarak vermen durumunda iki kere sadaka vermiş gibi olursunuz. Allah kabul etsin.
Hadislerde “Allah’ın adını anarak isteyene verin” buyuruluyor. Buradaki “verin” emri teşvik içindir, verilmezse haram olmaz. Mekruh bir iş olabilir. İsteyen ölümcül bir tehlike anında istiyorsa veya esasen hak sahibi olan birisi Allah’ın adını anarak istiyorsa o zaman vermek farz olur.
Günü geciken borç ödemesine tazminat getirilemez, bu bir faiz işlemi olur. Sözleşmeye yazılmış olsa bile faiz caiz olmaz. Bir iş sözleşmesine işin aksamasından ötürü tazminat maddesi konabilir ve tazminat almak caiz olur. Sözleşmede yazılı değilse mahkeme kararı ile veya anlaşarak ortaya çıkmış bulunan maddi zarar için tazminat alınabilir. Manevi tazminatın ise yeri yoktur.
Şöyle diyebiliriz: Alınan borç, nasıl alındı ise aynı şekilde eksiksiz ve fazlalık olmadan ödenir. Mesela YÜZ DOLAR alan YÜZ DOLAR geri verir. Ödeme günü mesela dolar bulamayan, doların O ÖDEME GÜNKÜ FİYATI üzerinden bir başka para birimi ile ödeme yapabilir. Tamamını ödeyemez de mesela elli dolarını öderse, borcundan ödediği kadarı düşülür, kalan yine dolar olarak kalır. O günkü kurun üstünde bir fiyattan hesap yapılmamalıdır ki alacaklı faiz almış olmasın.
Size verilen işi hakkıyla yaptıysanız size ücret vermesi onun üzerine gerekli olmuştur. Vermeyip geciktirmesi günahtır. Sizin de elinize geçen fırsatı değerlendirip hakkınızı almanız esasen izin verilen bir iştir. Ancak böyle bir hakkını almanın size ilave sorunlar getirebileceğini unutmasanız daha iyi edersiniz. Yasal yolları denemelisiniz.
İhtiyacın var ve başka bir temin imkânın yoksa öğrenci yardımı alabilirsin. Geri ödeyeceğin zaman faizsiz olarak ödeyeceksin, ona göre kendini planla. Allah yardımcın olsun. Âmîn.