Fetva Meclisi
Soru
Bir akrabamdan yedi bin dolar borç aldım. Ödeme yapacağım zaman dolar bulamadım, Türk lirası olarak ödedim. Dolar alıp lira ödemem günah oldu mu? Teşekkür ederim.
Cevap
Benzer fetvalar
a. Borç sadece paradan olmaz. Para, yiyecek cinsi, hayvan ve benzeri şeylerden olabilir. b. Borç verilirken ödeme zamanında ‘ödemesi şu kadar fazlası ile olacak’ şeklinde bir şart koşulursa o faizdir, haramdır. Bankaların yaptığı da budur. c. Bir sözleşme ve beklenti olmadığı hâlde borçlu, ödeme gününde kendiliğinden bir fazlalık verirse bu caizdir. d. O yöre insanları arasında bir şart koşulmasa bile ‘şu kadar fazlası ile ödemek’ bir nevi teamül durumunda ise o da şart koşmak gibi sayılabilir ve caiz olmaz.
Genel kural şudur: Borçlar kendi cinsi ile ödenir. Ne üzerinden borçlanıldı ise o türden ödeme yapılır. Borç alma anında ödeme günü için başka bir birim anlaşması yapılması caiz olmaz. Mesela lira borç alan ödemeyi döviz olarak yapmayı taahhüt edemez. Genel kural böyledir. Ödeme günü geldiğinde mesela bir yıl önce lira üzerinden borç alan o ödeme gününde borcu olan liranın karşılığı dövizi verebilir. Buradaki fark, borç sabit olduğu gün başka bir birimden ödeme anlaşması yapmamış olmaktır. Ödeme günü gelmiş ve sabit olan borcun o günkü karşılığı olan dövizle ödeme yapılmıştır. Eğer birkaç taksit ise borç, bu uygulama her taksit günü için böyle yapılabilir. Mesela on ay bin lira bin lira ödeme yapacak olan biri en başta ödemeleri dövizle yapacağına dair anlaşma yapsa caiz olmaz ama taksitlerden biri için vakti geldiğinde dövizle ödeme yapabilir.
Borç bir bataklık, faiz ise bir başka bataklıktır. Borcunuz sizin için bir günah yüküdür. Siz bu günah yükünü kaldırmak için faize bulaşmak istiyorsunuz. Bir yükü kaldırıp diğerini omuzlayacaksınız. Peki, ne kârınız olacak? Onun için kredi almayın, faize bulaşmayın.
Borç vermek bir külfete katlanıp iyilik yapmaktır. Paranın kaybı kadar sahibinin elinde bulunmaması da bir kayıp değil midir? Bankalar da zaten bu nedenle faiz almaktadırlar. Verilen borcun geri alınması esnasında kesinlikle bir ilave talep edilmeyecektir. Hem borç verip sevap kazanılacak hem de zarar edilmeyecek diyemeyiz. Her iyiliği bir bedeli olmalıdır. Vadesinde ödenmeyen borç bir zulümdür. Ödemeyen de zalimdir. Her zalim gibi borç geciktiren de Allah'ın huzurunda hesaba hazır olmalıdır.
Devletin veya bir başkasının şartlı olarak verdiği borcu sizin başka bir alanda kullanmanız ve sahte fatura ile işinizi teyit ettirmeniz caiz olmaz. Mü'min şartına sadık insandır. Size sunulan şarta uymamanız caiz olmaz. Siz sözünüze uymayarak, size sahte fatura veren de yalana yardım ederek günaha girmiş olursunuz.
Evet, o kimseyi bulamadıysanız en azından fakir bir kimseye verin. Ödeme konusundaki samimiyet ve dürüstlüğünüzü belgelemiş olursunuz. Borçlu olduğumuz kimsenin başka bir dinden olması bu konuda daha hassas olmanızı gerektirmektedir.
borç konusundaki diğer fetvalar
Günü geciken borç ödemesine tazminat getirilemez, bu bir faiz işlemi olur. Sözleşmeye yazılmış olsa bile faiz caiz olmaz. Bir iş sözleşmesine işin aksamasından ötürü tazminat maddesi konabilir ve tazminat almak caiz olur. Sözleşmede yazılı değilse mahkeme kararı ile veya anlaşarak ortaya çıkmış bulunan maddi zarar için tazminat alınabilir. Manevi tazminatın ise yeri yoktur.
İhtiyacın var ve başka bir temin imkânın yoksa öğrenci yardımı alabilirsin. Geri ödeyeceğin zaman faizsiz olarak ödeyeceksin, ona göre kendini planla. Allah yardımcın olsun. Âmîn.
Bacı, Rabbim sana huzur indirsin, kalbine ferahlık, evine bereket versin. Zannedersem bu durumu bir de psikologla görüşmelisin. Onunla da görüştükten sonra o da tavsiye ederse işi bırakmanı faydalı bulurum. Böylece eşin hazır para bulamayacağı için oyunu bırakabilir. Allah yardımcın olsun.
Eşinin borcunu sadaka olarak vermen durumunda iki kere sadaka vermiş gibi olursunuz. Allah kabul etsin.
Müslüman, haccedebilecek kadar malı varsa ona hac farz olur. Malı olmayana hac farz değildir. Farz olmadığı hâlde bir insan haccedebilir. Bunun için de ödeyebileceğini düşünüyorsa borçlanabilir. Bir haccın borçlanarak yapılması veya öz malla yapılması haccın kabulü açısından farklı olmaz, hac hactır. Birikmiş borcu olan kişi borçlarını ödemede sıkıntısı olmayacak biri ise haccedebilir ama haccetmesi durumunda borçları hak ihlaline dönüşecekse önce borçlarını ödemelidir.
Borcu düşürmeniz yani sendeki alacağımı iptal ettim demeniz isabetlidir ve güzel bir iştir ama bunu vermeniz gereken zekât ile yapmanız yanlıştır. Fukahanın önemli bir bölümü önceden gerçekleşmiş bir alacağı zekâttan düşmenin yani verilmesi gereken zekâtı alacağa saymanın caiz olmayacağını belirtmiştir. Ancak şöyle olabilirdi: Siz vereceğiniz zekâtı borçluya verirdiniz o da size olan borcunu öderdi. Caiz olan böylesidir. Bir ibadet muhakkak niyetle yerine getirilebilir. Siz borç verirken zekât diye niyet etmemiştiniz. Sonradan onu yani borcu zekâta çeviren bir niyet yapamazsınız. Bunun bir benzeri bugün kılamadığınız sabah namazının yerine mesela önceki kıldığınız bir sünneti saydırmak gibi olur. Özet olarak şunu söyleyebiliriz: Zekât ancak verilecek malı fakire temlik ederek (temlik, ona ait hakka dönüştürmek) yerine getirilebilir. Böyle bir uygulamada o anda fakire verilen bir şey yoktur.